“O piç sana dokundu mu Meyra?”
Yatağın üstündeki fotoğraflara gözlerim kitlenmişti sanki o an dünyadan soyutlanmıştım. Araf bunu yapamazdı, benim en savunmasız anımda bu darbeyi bana indirmiş olamazdı. Gözlerimi Karan’ın gözleriyle birleştirip, kafamı ve ellerimi sallayıp, “Hayır, hayır, hayır...” dedim.
Beynim sadece bunu tekrarlıyordu, şoka girmiş gibiydim. Olayların hızına artık yetişemiyordum. Karan bana yaklaşıp kolumda tuttu, beni kendi vücuduna yapıştırdı. Bana asla inanmazdı, yapmadım desem de inanmazdı, suçlayacaktı beni. Yapmadığım şey yüzünden bana bedel ödetecekti. Gözlerinin tekrardan içine bakarak, “Ben sana ihanet etmedim, yapmam yapamam.” dedim.
Sadece gözlerime bakıyordu.
“Ben bana ihanet ettiğini düşünseydim şu an karşımda olmazdın. Ben o adam sana dokundu mu diyorum."
“Sen, bana inanıyorsun.”
“Sen bana ihanet etmezsin Meyra, seni çok iyi tanıyorum, sadece...” Karan derin derin nefes alıp sözünü tamamlamaya çalıştı. “Orospu çocuğu sana dokundu mu? Herhangi bir temas?”
Evet dokunmuştu, beni yarı çıplak bile görmüştü. Bunu Karan’a nasıl söyleyecektim bilmiyordum, Karan’dan gözlerimi kaçırınca büyük ellerini yüzümde sabitleyip, "Meyra, söyle güzelim.” dedi.
Karan’da ilk kez şefkatli bir ses duyuyordum.
“Evet.”
Gözlerindeki şefkat silinip şeytani bir pırıltı oturdu.
“Nasıl oldu anlat!”
Bu kez sesi çok sert çıkmıştı.
“Şey...”
“Anlat!”
“Ben hasta olmuştum ateşim yüksekti, o da şey oldu...”
“Ney Meyra?”
Gözlerini kapatmıştı.
“Beni banyoya soktu.”
Gözlerimi açtığımda sanki alevler çıkıyor gibi hissettim.
"Çıplak mıydın?”
Derin derin nefesler alıyordu. Kafamı olumsuz bir şekilde salladım.
“Seni yıkadı mı?”
Ona yıkadı ve bana dokundu, bu dokunuşlara engel olmadım nasıl diyecektim?
“Evet, ateşimi düşürmek için.”
Başka bir şey...
“Üstümü giyindirdi, o kadar.”
"Çamaşırlarını çıkardı mı Meyra?”
"Evet ama havlu vardı ben engel olmak istedim ama çok kötüydüm, o yüzden olamadım.”
Gözyaşlarım yanaklarımdan Karan’ın ellerine düşmüştü.
“Başka bir şey olmadı Karan, yemin ederim olmadı. Bu fotoğrafları benim bilincimin yerinden olmadığı zaman çekmişler.”
“Ağlama.”
"Özür dilerim.”
“Dileme.”
İlk kez bu kadar yakındık, ilk kez bana bu gözler nefret yerine farklı bir duyguyla bakıyordu.
“Banyoya gidelim.”
“Anlamadım.”
Sesim titriyordu.
“Seni yıkamak istiyorum, o piçin dokunduğu yerleri temizlemek istiyorum, kokumun sen kokmasını istiyorum.”
Buna izin vermeli miyim? O adamın neden dokunuşlarını yok etmek istiyordu ki bir an ellerini yüzümden çekip belime indirdi, başımı önümde eğmiştim. Kabul etmesem de Karan bir şeyi istiyorsa yapardı.
“Hadi Meyra.”
Elini elime hapsedip beni peşimden banyoya sürükledi. Kapıdan içeri girince bedenimde anlamadığım bir heyecan kaplamıştı. Bana doğru dönerek, “Soyun.” dedi.
Gözlerimi kocaman açıp ona baktım, ciddi olamazdı.
“Hadi dedim, benim yapmamı istiyorsan yaparım.”
Kafamı olumsuz bir biçimde salladım.
“O zaman soyun.”
Yavaşça üstümdeki geceliği çıkarmayı başladım, Karan pür dikkat beni izliyordu.
“Bana öyle bakmayı kes lütfen.”
Kızgın gözlerle Karan’a bakınca benden böyle bir tepki beklemiyor gibiydi. Yüzünde çarpık bir gülümseme belirdi bir anda.
“Tamam bakmıyorum ben de zaten üstümü çıkaracaktım.”
"NE?”
Bir anda sesimin kontrolünden fazla tepki verince Karan’ın kaşları çatıldı.
“Yani neden?”
“Nasıl neden Meyra, üstümle banyo yapamam değil mi?”
İster istemez derince yutkundum, o da üstündeki gömleğin düğmelerini açmaya başlamıştı. Gömleği bedeninden çıkardığında arkasını dönmesiyle sırtındaki yaraları görmüştüm, kalbime bir hançer saplanmıştı. Bana yaptığı o kadar zarardan sonra nasıl ona karşı bu duyguyu hissediyordum?
Elimde olmadan yarasına dokunca ve Karan bir anda sırtını dönünce göz göze gelmiştim.
“Acıyor mu?”
Gözlerim dolu dolu olmuştu, birinin canını yakmam daha çok benim canımı yakmıştı.
“Benim için ağlama, hak ettim. Sen bana bunu yapmasaydın benim öfkem yüzünden sana en büyük zararı verecektim.”
"Bana kızgın değil misin?”
"Kızgınım ama bana bunu yaptığın için değil.”
“Ne için?”
“Hadi soyun.”
Geceliğimi çıkarıp askılığa takmıştım, Karan da pantolonunu çıkarıp küveti dolduruyordu. İlk kez onu yarı çıplak görüyordum hatta hayatımda ilk defa bir erkeği bu şekilde görüyordum.
“Beni süzmen bittiyse geç küvete.”
“Seni süzüyordum ay yani süzmüyorum ki.”
Çocuk gibi yakalanma korkusundan ne dediğimi bilmez olmuştum...
“Hı hı, eminim.”
“Sanki her gün yarı çıplak erkek görüyorum, şaşırmam normal.”
Yüzünün kasılmasıyla yanıma yaklaştı, saçımdaki tokayı çıkarıp kenara fırlatıp boğuk bir sesle, “Hiçbir erkeği o şekilde göremezsin zaten hatta filmler ve diziler de buna dahil, o gözler sadece bana bakacak minik serçe.” dedi.
Tane tane konuşmasından ne kadar ciddi olduğunu anlamıştım. Önümde eğilip üşüdüğüm için giyindiğim çorapları ayaklarımdan çıkardı. Yeni yeni fark etmiştim, Karan önümde eğilmişti evet, evet benim önümde eğilmişti.
Ayağa kalkıp ellerini çıplak sırtıma götürüp sutyenimin kopçasını açmıştı. Nasıl izin verebiliyordum bu kadarını anlamamıştım sanki basiretim bağlanmıştı ona karşı. Geri çekilip beni baştan aşağı beğenmiş gözlerle süzmüştü. Bu da benim utanmamı sağlamıştı, yüzüm alev topuydu resmen.
“Utanma.”
Karan’ın boğuk sesi içimi titretmişti...
“Benden utanma Meyra, kaldır başını.”
Başımı kaldırdığımda Karan’ın parlayan gözlerini gördüm. Bana bir adım daha yaklaşıp, saçımı kulağımın arkasına atıp boynumun morluk olan yerini öpmüştü. O öpmüştü, benim içim titretmişti.
"Kar gibisin bembeyaz, bir o kadar temiz.”
Vücudum anlamadığım şekilde titriyordu, Karan çok yakındı bana ve bu yakınlık beni bitiriyordu. Sırtımdaki elini yavaşça kalçama indirince irkilip bir adım geriye çekildim.
“O kalsın lü-tfen.”
Sessizce kafasını sallayıp küvete doğru yürüdü, gerçekten büyüleyici bir vücudu vardı. Küvete oturup sırtını dayayınca beni de tam önüne oturttu. Titremem iyice artmıştı, durduramıyordum. Bu yanlıştı hem de çok, kalkmak için atak yapınca Karan beni belimden tutup beni kucağını oturtturmuştu.
“Şşştt sakin, korkma, sadece seni yıkayacağım gevşe.”
Gevşe demek kolaydı tabii, yüzüne bile bazen bakmaya korktuğum adamın kucağından çıplak bir biçimde oturuyordum. Eline aldığı lifin içine vişneli duş jelini dökünce şaşkınca ağzım bir karış açıp ona bakakaldım. Nerden biliyordu o duş jelini kullandığımı?
“Nerden biliyorsun?”
"Kokundan.”
“Beni bu kadar incelediğini bilmiyordum.”
Mırıltı şekilde çıkmıştı sesim ama duyduğunu adım gibi eminimdi. Beni kendine iyice yaslayınca bedenim tekrardan gerildi. Elindeki lifi vücuduma sürmeye başlamıştı, ister istemez boynumu onun omzuna koymuştum.
Araf’ın sanki değdiği yeri biliyor gibi kollarımı lifle yıkıyordu, hafifçe kendimi toplamak için doğrulmak isterken Karan’ın sesli bir şekilde inlemesiyle canını yaktığımı zannetmiştim, panikle iyice yerimde kıpırdamamla Karan beni sertçe sabitlemişti.
“O küçük...”
Karan derin derin nefesler alıp bir şeyler homurdandıktan sonra tekrardan konuşmaya başladı.
“O küçük popon biraz daha kıpırdatmaya devam edersen küçük Karan bu kadar sabırlı olmaz.”
“Ne, küçük Karan kim?”
Karan’ın kahkahasıyla kalakalmıştım, bu adam kimden bahsediyordu, ilk kez bu kadar samimi gülüyordu.
"Küçük Karan mı kim? Bak tanıştırayım sizi.”
Kalçamı hafif kaldırıp sert bir şeyin üstüne oturtturmasıyla ne yapmaya çalıştığını pek anlamamıştım, yüzüne şaşkınca bakınca Karan bir kez daha kahkaha attı.
“Ah benim masum karım, hâlâ anlamadın değil mi?”
Beni altımdaki sertliğe bir daha bastırınca beynimde sanki şimşekler çarpmıştı, bir anda çırpınmaya başlayınca Karan tekrardan bir kahkaha attı.
“Uu tanıştınız demek, güzel.”
"Kalkmak istiyorum ben, hiç tanıştığıma memnun olmadım o küçük şeyinle.”
Allah’ım utancımdan öleceğim, şu an yarı çıplak bir biçimde Karan’ın kucağında, o şeyin üstünde oturuyordum, buradan kalkmam lazım.
"Ah bak öyle deme, o seninle ve poponla tanıştığı için çok memnun hem kalbini kırıyorsun küçük falan ayıp oluyor.”
Tekrardan bir kahkaha atınca sinirden tepem atmıştı.
“Ya çek şunu, kalkmak istiyorum Karan.”
Ona ismiyle hitap etmiştim, aman Allah’ım hızlıca dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Özür dilerim.”
"Dilemene gerek yok, adımla hitap edebilirsin artık sen benim karımsın.”
Ona doğru biraz daha döndüm, dudaklarımda buruk bir gülümseme olmuştu.
"Kızmadın yani?”
"Cık cık.”
Biraz daha kıpırdayınca Karan sesli bir şekilde küfür etti.
“Si... Kızım, sen kıpırdamadan yapamıyor musun? Kes çok ciddiyim!”
Sesi o kadar öfkeliydi ki sessizce olduğum yere sinmiştim, biraz daha kıpırdarsam sonum kötü olacaktı. Karan derin derin nefes aldıktan sonra lifle beni yıkamaya devam etti. Vücudumu ciddi bir şekilde sabunluyordu.
"Kalbin çok hızlı atıyor, bunu sebebi olmak...”
Derin bir nefes aldı yine sonra lifi bana doğru uzattı, ona anlamayan gözlerle bakınca, “Sıra sende.” dedi.
“Ben mi?”
“Evet.”
Nemli dudaklarımı ıslatıp ona doğru döndüm, bacaklarımı ayırıp onun beline doğru sardım, elimdeki lifle titreyen ellerimle onu yıkamaya koyuldum, boynunu ve vücudunun sabunladıktan ona ilk kez dokunuyordum, derin bir nefes aldım. Üstümdeki suyu açınca başta irkildim, ondan ayrılmak için atak yapsam da tekrardan izin vermemişti.
“Bir daha kalkmak için çabalarsan seni küçük Karan’a iyice bastırıp onu iyice hissetmeni sağlarım hem de çamaşırsız.”
Pislik adam resmen benim elimi kolumu bağlamıştı, ah ama aptallık bende, neden kabul ettiysem.
Eline aldığı şampuanla saçlarımı yıkadı, dokunuşlarında sanki saf tutku ve arzu vardı, bunu hissediyordum. Zorlanıyordu benim gibi. Saçlarımla işi bitince küvetten çıkıp yan tarafta olan havluyla saçlarımı sardı sonra da bir diğer havluyla vücudumu sarmaya başladı.
"Çamaşırını çıkar.”
Elimi havlunun içinden geçirip çamaşırımı çıkarıp kirli sepetine attım.
O da beline bir havlu sardıktan sonra elimden tutup banyodan çıkardı. Beni yatağın üstüne oturttuktan sonra giyinme odasına doğru gitti. 3 dakika kadar sonra belinde bir eşofman ve elinde benim için getirdiği gecelik ve iç çamaşır vardı, onları görünce utancımdan ölmek üzereydim.
Yanıma yaklaşıp elindekileri yatağa koydu, önüme geçip elleriyle saçlarımı kurulamaya başladı. Bir toka yardımıyla saçlarımı becerikli parmaklarıyla tepeden dağınık bir topuz yaptı. Eline aldığı çamaşırlarla havlumu açmak için atak yapınca elini tuttum.
“Ben giyeyim, lütfen.”
Gözlerime bakıp hiçbir şey demeden kafasını salladı...
"5 dakikan var.”
“Tamam.”
Sırtını dönüp beklemeye başlayınca hızla çamaşırlarımı giyip Karan’ın getirdiği geceliği hemen giyindim. Karan arkasını dönmesiyle beni baştan aşağı süzdü, neden bu kadar gözlerini sabitlemişti? Karşımdaki aynaya bakınca gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Pislik adam bunu bilerek getirmişti, resmen karşında yarı çıplaktım. Hızlıca yatağın içine girip üstümü pikeyle kapattım.
Işıkları söndürüp yatağın yanına yatınca ben de yataktaki en uç noktaya gitmeye çalıştım, yatağa iyice yerleşince belimden tutup beni kendine doğru çekti. Ondan biraz uzaklaşmak istesem de izin vermedi, bacaklarını bacaklarımın arasını alıp kafese almıştı, kıpırdayamıyordum.
"Karan...”
“Hı?”
Beni altına almasıyla neye uğradığımı şaşırmıştım, yavaşça dudaklarını kulağıma sürdü, yüzüm alev topuna dönmüştü.
"Ka-ran...”
“Uyu.”