Kapısının kilidini açmak için çilingir çağırmış olmalı ki kapının kilidini sökmek için biri uğraşıyordu.
Beni fark etmediği dakikalar henüz tam düzelmeyen psikolojimi de alıp kendi dairemin önüne gitmiş ve kapıyı montumun cebindeki anahtarı alarak açmıştım.
"Geldi... Keşke hiç gelmeseydi. Bana acilinden yeni bir ev bul Chris. Ben buraya artık kız filan atamam. Utanırım lan!"
Duyduğum sözlerle insanoğlunun ne derece iğrençleşebildiğine şahit olmuştum.
Yine de ona dönüp bir cümle kurmadan kapımı açıp içeriye girmiştim.
Arkamı onu görmemek için dönmeden kapıyı üstüne çarptım. Yaşadıklarım yetmezmiş gibi yaşayacağım yeni olayların ağırlığını yansıtan gözyaşlarım, yanaklarımdan aşağıya süzülmeye başladı.
Hıçkırarak ağlamamak ve kendimi kaybetmek istemediğim için gözyaşlarımı elimin tersiyle silmiş, günler önce buraya gönderdiğim valizlerimin nereye konulduğunu bulmak için ev turu yapmaya başlamıştım.
Bir artı bir olan geniş evin en güzel yanı manzarasının harika bir bahçeye bakıyor olmasıydı.
Ama o bahçeyi şimdiden gölgeleyen bir komşumun olması bütün her şeyi silikleştiriyordu.
Valizlerimi kısa bir uğraşla bulup kıyafetlerimi tıkıştırdığım mor valizimi açıp içinden beyaz tişört çıkarıp üstüne giymeye de yeşil üstünde desenleri olan elbise almıştım. (Multimedya'da var.)
Valizlerin olduğu yer odam olunca ve içinde de başka bir kapı olunca banyoyu odamın dışında değilde o kapıyı açarak bulmuş ardından hiç beklemeden kıyafetlerimi çıkarıp soğuk suyu köklemiş bir süre sadece rahatlamak için hiçbir şey yapmadan orada durmuştum.