3

201 Words
Kişiliğimin gün geçtikçe insanlar tarafından hor görülmeye başladığı şu aylarda gün geçtikçe daha çok tükendiğimi fark ediyordum. Zaten bu yüzden gelmemiş miydim İngiltere'ye? Yorulmuştum. Çok yorulmuştum. Eskiden etrafındaki herkesi seven ve saygı gösterip, değer veren benin; şimdilerde kimseye tahammülü kalmamıştı. Suyun ellerimi buruş buruş yapmaya başlamasıyla dinlenmeyi bırakıp önce saçlarımı sonrada vücudumu yıkayıp banyodan çıkmış, evi dekore ederken valizlerimin içindekiler hariç her şeyi alan ve yerli yerine yerleştiren arkadaşım sayesinde üstüme banyonun içindeki dolaptan bornoz bulup giyebilmiştim. Saçlarımı da bir havluyla kurulayıp dolaplardan birinde bulduğum fön makinesiyle kurutmuş ve at kuyruğu yapmıştım. Dalgalı saçlarım beni olduğumda daha tatlı gösterdiğinde, acaba sırf dış görünüşüm yüzünden mi insanların bana menfaat için rahatça yaklaştığını düşünmeden edememiştim. Bornozu üstümden çıkarıp aldığım iç çamaşırlarını, tişörtü ve elbiseyi üstüme geçirdiğimde çıplak kalan ayaklarıma hüzünle bakakaldım. Ben buraya gelirken panduf almayı unutmuştum... Bunca şeyin arasında bu küçük sorunu büyütmek istemediğim için ayakkabı dolu valizlerden bir tanesini açıp içerisinden beyaz spor ayakkabı çıkarıp giyindim. Valizlerimi boşaltıp etrafı düzeltmeye üşendiğim için odama üstün körü baktım. Tam odadan çıkıp mutfağa ilerlemeye karar vermişken içimden hiçbir şey yapmak geçmediği için giydiğim kıyafetlere bakmaksızın kendimi geniş yatağıma yüz üstü atıp gözlerimi bir dahaki açışımda yaşadığım her şeyin bir rüya olacağını umarak sıkıca yummuştum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD