Türkiye'de bulunan bir çok apartmanın zil sesi aynıydı değil mi?
Eğer burada da her apartmandaki zil sesi böyleyse bu evden sırf bu ses yüzünden aldığım tanışma kararını iptal etmeliydim.
Resmen kulaklarımın içine içine çalan bir sesti. Sabahları kalkmak için kurduğumuz alarm bile bu kadar sinir etmezdi insanı. Hatta bu zil sesini duyan o alarma sarılır ona haksızlık yaptığını ve kendisini affettirebilmesi için ne yapabileceğini sorardı.
Bana göre dakikalardır, yatak odamdaki saate göre saatlerdir uyuyordum.
Aralık olan ve devamlı olarak saate bakan gözlerim, bir umut zil sesi kesilir de tekrar kapanırım diye bekliyordu.
Ama nerede bende o şans...
Tam tamına iki dakikadır zilimi çalan kişiye bir daha bunu yapmaması gerektiğini ve bu yaptığının hiç doğru bir şey olmadığını, eğer bir kere çalıyor ve açmıyorsam müsait olmadığımı düşünmesi gerektiği hakkında nutuk çekmek için yatağımdan kalktım.
Üstüme kısa bir bakış attığımda elbisemin biraz üste doğru çıktığını görünce düzeltmiştim.
Spor ayakkabısıyla yatakta uyuyan ilk insan olmanın verdiği gururla tam açamadığım gözlerim eşliğinde odamdan çıkıp dış kapının önüne kadar gelip hiç düşünmeden kapıyı açtım.
Kapının ardında gördüğüm sima, bu sabah ırkçılığın zirvesine çıkma yolunda kendinden emin adımlarla ilerleyen kişiden başkası değildi.
Bakışları elinde tuttuğu anahtardan bana kaydı.
Bir elimle saçlarımı karıştırıp ona derdini söylemesi için baktığım esnada elindeki anahtarı bana uzatmıştı.