Aydın, karanlık pencereye doğru başını yaslayıp ellerini kendine gölge yaparak; içeriyi görmeye çalıştı. Büşra'ya tekrar ulaşmak için, bu evin penceresi şarttı. Bunu daha önce de defalarca yapmış, kızını görebilmek adına karanlık pencerelerden, ıssız duvar diplerinden görünmez adam misali onu izlemiş, kendinden uzakta yetişip gidişine hep iç geçirmişti. Bazen, olması gerektiğinden daha uzak kaldığı zamanlar da oluyordu, uzak bir şehirde ya da başka bir ülkede. Öyle zamanların bitiminde soluğu kardeşinin yanında yaşayan kızının nefes aldığı köyde alıyor, bir şekilde ona bir mektup ve bir miktar para bırakıyordu. Elbette, Büşra'nın ihtiyacı olan şeyin para olmadığını biliyordu ama, elinden daha fazlası gelse bile karısının başına gelenler onu korkutuyor, hep bir mesafe uzakta kalmak zorunda

