Dağ Yolu🌬

406 Words
Ertesi sabah köyün dışındaki dar dağ yoluna hafif bir sis çökmüştü. Arin annesinin isteğiyle dağdan ot toplamaya çıkmıştı. Sepeti omzunda, adımları hızlıydı ama aklı tamamen Adar’daydı. Dün gece duvarın üstünden parmaklarının birbirine kenetlenmesi, Adar’ın alnının kendi alnına değmesi… Hâlâ teninde sıcak bir iz bırakmıştı. Adar da aynı saatte o yola çıkmıştı. Cebindeki tokayı sıkıca tutuyor, Arin’in dokunuşunu unutamıyordu. Yolun kıvrımında ikisi birden karşılaştı. Etrafta kimsecikler yoktu. Sadece dağ rüzgârı ve sis. Arin durdu. Sepeti yere bıraktı. Adar da bir adım yaklaştı. Bu sefer aralarında duvar yoktu. Sadece ikisi ve o sis. “Arin…” diye fısıldadı Adar, sesi kalın ve dolu. Arin’in ela gözleri parladı. “Adar… buradasın.” Adar elini uzattı. Bu sefer tereddüt etmeden Arin’in bileğini tuttu. Parmakları bileziklerin üstünden geçti, sıcak tenine değdi. Arin titredi ama elini çekmedi. Aksine, diğer elini Adar’ın göğsüne koydu. Kalp atışlarını hissediyordu. “Senin dokunuşun…” dedi Arin fısıltıyla, sesi titreyerek. “Dün gece duvarın üstünde… bugün burada… içimi eritiyor. Seni hissediyorum Adar. Her yerimde.” Adar Arin’in elini göğsünden kalbine bastırdı. Diğer eliyle kızıl bir tutam saçı kulağının arkasına attı. Parmakları Arin’in boynunda hafifçe dolaştı. “Arin… senin bu sıcaklığın, bu samimi bakışın… yirmi yıldır beni ayakta tutan tek şey. Seninim. Sadece seninim. Ne köy, ne yol… sadece sen.” Arin başını Adar’ın göğsüne yasladı. Kulakları Adar’ın kalp atışlarını dinliyordu. Kolları yavaşça Adar’ın beline dolandı. İlk defa gerçekten sarılıyorlardı. Sarılma o kadar samimi, o kadar sıcaktı ki ikisinin de nefesi karıştı. Adar çenesini Arin’in saçlarına dayadı, derin derin kokladı. Tarçın ve dağ çiçeği kokusu burnunu doldurdu. “Biraz daha…” diye mırıldandı Arin. “Biraz daha kal böyle.” Adar kollarını Arin’in beline daha sıkı sardı. Elleri belinden hafifçe aşağı kaydı, kalçalarının kıvrımını hissetti. Arin’in bedeni Adar’a yaslandı. İkisi de gözlerini kapattı. Dünya durmuştu. Sadece onların sıcaklığı, sadece onların kalp atışları vardı. Töre ve Aile Gölgesi Uzaktan, köy tarafından bir köpek havlaması yükseldi. Arin irkildi. Başını Adar’ın göğsünden kaldırdı ama kollarını hemen çekmedi. “Baba… yine soracak. ‘Nerede kaldın’ diyecek.” Adar alnını Arin’in alnına dayadı, son bir kez daha. “Yarın yine burada… aynı saatte. Bekle beni.” Arin başını salladı. Parmaklarını Adar’ın parmaklarından son kez ayırdı. Gözlerinde hem mutluluk hem korku hem de tarifsiz bir sıcaklık vardı. Sepetini aldı, hızlıca yola koyuldu. Adar arkasından baktı. Elleri hâlâ Arin’in sıcaklığını taşıyordu. İçinden “Bu sarılma yetmiyor artık… daha fazlası lazım” diye geçirdi. İkisi de aynı anda aynı şeyi hissetti: Bu aşk artık gizli kalamayacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD