15

1864 Words

Nazlı ile Efe... Üzerimi örtmeden uyuyakaldığım için hafiften titreyerek uyandığımda örtülü perdelerden bir ışık sızıyordu içeri. Henüz soğumamış olan İstanbul'un beni üşütmek için acele edişinin dramına şaşırarak kalktım yatağımdan. Perdeyi sıyırdım; tülün dantelleri küçük çiçek desenleri ile öbek öbek yayılmıştı ince zeminine. Kapının önünde birkaç adam vardı, sokaktan bir oraya bir buraya gidip gelenler. Uzunca bir yokuşlu yol az ileride de daha da dikleşen rampa. Karnımın gurultusu ile en son ne zaman yemek yediğimi hatırlamaya çalıştım.  Çıksam odadan, mutfaktan bir parça ekmek bulsam... Pakize, önüme geçti mi saldırır yine bu sefer birkaç fiske yemekten de kurtulamam diye korktum. En çok da ya Halil Efe'de oralarda bir yerlerdeyse diye... Utanırdım! Ayıp bir şey yaptığımı düşünüyord

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD