Berivan'dan
Karşımdaki bu adam ne saçmalıyordu Allah aşkına. Benimle nasıl bu şekilde konuşurdu. Kim olduğumu bile bilmiyordu. Aklımda sormak istediğim bir sürü soru vardı fakat ben şaşkınlıktan ağzımı bile açamamıştım. En sonunda daha fazla dayanamayıp konuşmaya karar verdim.
" Sen ne dediğinin farkında mısın, Mirza mısın nesin bilmiyorum ama bu şaka hiç komik değil. " dedim sinirli bir şekilde. Ancak Mirza bundan hiç etkilenmemiş olacak ki gayet ciddi surat ifadesiyle konuşmaya başladı.
" Ben şaka yapmayı hiç sevmem Berivan, sana benimle yaşayacaksın dediysem benimle yaşayacaksın." dedi son derece sakin ama gür çıkan sesiyle .
Onun bu tavrına hem şaşırmış hem de korkmuştum. Ben şimdi ne yapacaktım. En iyisi sahipsiz olmadığımı düşünmesini sağlamaktı.
" Babam nerede , biliyor musun acaba ? "
Sorduğum soruyla sinirlendiği açıkça belli oluyordu. Ancak bu durum şimdilik umurumda değildi. Şu anda istediğim tek şey Mirza'dan kurtulmaktı.
" Seni dövüp bu hale getiren adamı neden soruyorsun bilmiyorum ama o artık yaşamıyor. "
" Ne demek artık yaşamıyor." dedim şaşkınlıkla. Acaba babama ne olmuştu.
" Şu demek güzelim, baban artık bir ölü onu seni dövdüğü için ben öldürdüm. " dedi sanki normal birşeyden bahsedermiş gibi. İstemsizce korktum bu adamdan.
" Günlük birşeyden bahsedermiş gibi adam öldürdüm diyorsun , sen nasıl bir insansın böyle. " dedim sesimi olabildiğince yüksek çıkarmaya çalışarak.
" Benim nasıl bir insan olduğumu anlarsın merak etme ne de olsa bundan sonra sadece ikimiz varız. Neyse burada konuşarak zaman kaybetmeyelim ben çıkış işlemlerini halledeyim sonra da evimize gideriz ."dedi ve bana söz hakkı tanımadan odadan çıktı. Aklıma sonradan gelen detaysa daha çok korkmama neden oldu .
O az önce evimiz mi demişti ?
Burada neler oluyordu böyle. Bir çok bilinmezliğin içinde kapıya bakakalmıştım.
Mirza'dan
Berivan'ın çıkış işlemlerini hallettikten sonra onu hastahaneden çıkarmış evimize doğru gidiyordum. Normalde buralarda evlenmeden aynı evde kalınması uygunsuz karşılanırdı. Fakat Berivan'ın bana alışması gerektiğinden şimdilik kimsenin bu durumu bilmesine gerek yoktu. Kafamda herşeyi oturtmuştum. Bir süre Berivanla aynı evde kalacak ve bana alışmasını sağlayacaktım sonra da onunla evlenip mutlu bir yuva kuracaktım. Herşeyin kafamdaki kadar basit olmadığını elbette ki biliyordum. Ancak kim Mirza Hanzadeoğluna hayır diyebilirdi ki. Bu yüzden içim rahattı.
Sonunda yol bitmiş ve yuvamıza gelmiştik. Arabayı park ettikten sonra arabadan indim. Berivan henüz ayakta durmakta güçlük çektiğinden onu kucağıma aldım. İtirazlarına aldırış etmemiş, sadece anın tadını çıkarmaya başlamıştım. Ne de olsa bu bizim ilk yakınlaşmamızdı. Birkaç merdiven çıktıktan sonra Berivan'ın kalacağı odanın önüne gelmiştik. Zaten açık olan kapıdan içeri geçmiş , Berivanı yatağa yatırmıştım.
Berivan'dan
Mirza beni hiç bilmediğim bir yere getirdiğinde aklımdaki tek şey buradan nasıl kaçacağımdı. Ben bu sorunun cevabını ararken Mirza araçtan inip beni kucağına almış, itirazlarıma hiçbir şekilde aldırış etmemişti. Onunla bu kadar yakın olmak sadece midemi bulandırıyordu. Biran önce bu işkencenin bitmesini dileyerek beklemeye başladım. Zaten yapabileceğim başka birşey de yoktu. Babam beni öyle kötü dövmüştü ki ayakta duracak gücü kendimde bulamıyordum. Neyse ki bu durum fazla uzamamış ve Mirza'nın benim için ayarladığı odaya gelmiştik. Gelir gelmez Mirza beni yatağa bırakmıştı. Bana yiyecek birşeyler getirmeye gideceğini söyleyip odadan çıkmıştı. Ben de bu esnada odayı incelemiştim. Odada bir adet makyaj masası, beyaz bir dolap, puf ve camın önünde bir adet koltuk vardı. Herşey çok sade döşenmişti. Ben odayı incelemeye devam ederken Mirza elinde tepsiyle geldi. Doktor iyi beslenmemin iyileşmeme yardımcı olacağını söylediğinden Mirza'nın getirdiği yemekleri itiraz etmeden yemeğe başladım. Yemekten sonra Mirza ilaçlarımı içirmiş ve odadan tepsiyi de alıp çıkmıştı. Ben de günün vermiş olduğu yorgunlukla uykuya dalmıştım.
Mirza'dan
Berivanı eve getireli neredeyse 1 ay olmuştu. Kendisini toparlayana kadar onu rahat bırakmıştım. Geceleri o uyuduktan sonra odasına girip uzun uzun seyretmiş ve uyandırmamaya dikkat ederek saçlarını koklamıştım. Ancak bu yaptığım bir hataydı. Berivan'ın kokusunu içime çekmemle ona arzu duymam bir oluyordu. Fakat beklemem gerektiğini de biliyordum. Berivan'ın canını yakacak birşey yapmak istemiyordum. Bu yüzden içimdeki arzuyu bastırmak adına ya konağa gidip Heja'yı beceriyordum ya da escortlarla takılıyordum ancak hiçbiri işe yaramıyordu. Çünkü hiçbiri bir Berivan etmezdi. Berivan diğer kızlar gibi değildi. Zaten bu yüzden ona kafayı takmıştım. Şu anda barda oturmuş sadece Berivanı düşünüyor, bir taraftan da içkimi yudumluyordum. Tam o esnada yanıma kızıl saçlı,dolgun dudaklı bir kadın oturdu. Üzerine giydiği mini elbise oturunca daha da açılmış, kırmızı tangası gözükmüştü. Bu durum normalde sertleşmeme neden olurdu fakat şu anda hiçbir tepki göstermiyordu. Ben de bozuntuya vermedim. O esnada yanımdaki kızıl afet konuşmaya başladı.
" Selam yakışıklı, burada sıkıldıysan beraber çıkabiliriz istersen. Belki daha eğlenceli birşeyler yapmak istersin." dedi bir taraftan da eliyle penisime dokunuyordu. Biraz daha uğraşırsa belki bu gece bir şansı olabilirdi. Ancak o şansını kullanamamış ve pes ederek gitmişti. Daha fazla bu saçmalığa dayanamadım ve yerimden kalktım. Arabama binip evin yolunu tuttum. Saat gece 3'e geliyordu. Berivan bu saatte uyumuş olmalıydı. Biran önce onun güzel yüzünü görmek istiyordum. Nihayet eve gelmiştim, içeri girer girmez direkt Berivan'ın odasına girdim. Tahmin ettiğim gibi berivan tüm masumiyetiyle uyuyordu. Ancak onu görünce kalkan erkekliğim bana hiç yardımcı olmuyordu. Yine de çıkmadım odadan. Koltuğa oturduğum sırada Berivan yorganı üzerinden attı, üzerine giydiği gecelik açılmış bacakları tüm pürüssüzlüğüyle gözlerimin önüne serilmişti. Bu manzaraya daha fazla dayanamayıp yavaşça koltuktan kalktım, şu an beni yöneten yer beynim değildi. Elim istemsiz bir şekilde Berivan'ın bacaklarına gitti. Yavaşça parmaklarımı gezdirdim bacaklarında. Fakat bu bana yetmedi. Önce kapıya gidip kilitledim. Sonra tekrar Berivana yaklaştım. Bu sefer hedefim açıkta kalan gerdanıydı. Tam gerdanını öperken Berivan uyanmıştı.
Berivan'dan
Gözlerimi gerdanımdaki ıslaklıkla açmıştım. Önce ne olduğunu anlayamadım sonra Mirza'nın boynumu öptüğünü fark ettim. Hemen üzerimden ittim onu . Bu hareketim Mirazayı hem kızdırmış hem de hırslandırmıştı. Tekrar üzerime gelen Mirzadan hemen uzaklaşmaya çalıştım fakat beni yakaladı.
"Canımı sıkma Berivan sen benimsin anla bunu. Günlerdir seni düşünmekten hiçbir şeye konsantre olamadım sadece seni istedim." dedi Mirza.
" Lütfen bırak beni gideyim. Ben seni istemiyorum. Seni görünce midem bulanıyor. " dedim ağlayarak. Ancak söylediklerimi duyan Mirza daha da öfkelendi. Beni tuttuğu gibi yatağa attı. Hızla üzerime çıkıp üzerimdeki geceliği yırttı. Şu anda karşısında sadece iç çamaşırlarımla duruyordum. Utandım bu durumdan,utandım çaresizliğimden,kimsesizliğimden utandım. Boynumda dudaklarını hissediyordum. Faydasızdı çırpınmam yerime çivilenmiştim sanki. Sonra şifonyerin üzerindeki bibloya takıldı gözüm hiç düşünmeden uzandım bibloya. Elime alır almaz Mirza'nın kafasına indirdim. Mirza'nın kafasından kan gelmeye başlamıştı. Dengesini kaybedince ittim üzerimden Mirzayı. Kapıya koştum Fakat kilitliydi. Kendimi banyoya kapatmak zorunda kalmıştım. Mirza nasıldı bilmiyordum açıkçası umurumda da değildi. Aradan çok zaman geçmeden Mirza'nın sesini duydum çok sinirliydi.
" Görünüşe göre sana fazla iyi davranmışım." dedi kapının ardından.
" Bekle beni Berivan bu ev senin cehennemin olacak bundan sonra ta ki beni sevmeyi ve istemeyi öğrenene kadar. " diye de eklemişti.
Sonra kapının kilit sesini duydum. Anlaşılan Mirza çoktan gitmişti.
Ağlayarak olduğum yere çömeldim. Küçülebildiğim kadar küçüldüm. Bu sefer kurtulmuştum ya bir sonrakini nasıl atlatacaktım. Sürekli beni taciz etmesine izin mi verecektim. Hayır buna dayanamazdım. Benim en kısa zamanda buradan kurtulmam lazımdı ama nasıl.
İşte bunu bilmiyordum.