Enes'in dalgın hallerinden sıkılıp eski enerjisine dönmesi için acil bir şey yapmam gerekiyor yoksa sıkıntıdan patlayacaktım.
Telefonumu alıp Gizem'e mesaj yazmaya başladım.
"Bahçedeyiz Enes'le gelsene!" yazıp gönderdim.
"Geliyorum!" telefonu kapatıp masaya geri bıraktım . Enes merakla bakınca güldüm.
"Gizem geliyor." dediğimde Enes arkamı işaret etti.
"Görüyorum, salına salına yürüyor mutfağımın baş tacı!" dedi hülyalı bakışlarla Gizem'e bakarken. Arkadaşımın bu çocuğun şu hallerini görmemesi çok tuhaf olurdu. Odada yalnız kalınca bu konu ile ilgili konuşmayı aklıma not ettim .
"Selam!" dedi yüzünde ki her zaman olan kocaman gülümsemesi ile yanıma otururken.
"Selam canım!" dedim bende en az onun kadar mutlu olduğunu düşündüğüm ses tonu ile.
"Selam." dedi Enes ensesini kaşırken gözlerini kaçırıp.
"Bir an önce çekimler başlasın artık, çok sıkılıyorum." dedi Gizem. Bende kafamı olumlu anlamda sallayıp onaylayınca Enes bir anda el çırpıp ayağa kalktı.
"O zaman eğlendirme servisimiz başlıyor hanımlar! Kalkın gidiyoruz!" dedi kolumuz dan tutup kaldırırken.
"Nereye?" dedi Gizem ayağa kalkmış hatta Enes'in peşinden koşarken, evet koşarken çünkü Enes önde biz de arkada koşuyorduk.
Evğn önüne gelince Enes durup erkekler evine doğru bağırdı.
"Araf! Umut! Aşağıya gelin." dediğinde Araf ve Umut odalarının camından baktılar. Bir süre sonra evden çıktıklarında sesleri duyan Selin 'de gelmişti.
"Kızlar ve ben çok sıkıldık oyun oynayalım, ya da sinema odasına gidip film izleyelim, ya da hep beraber mutfağa gidip yemek pişirelim!" dedi Enes.
"Yemek pişirelim! En eğlenceli ve zevkli o gözüküyor şuanda!" dedi Gizem hevesle.
"Katılıyorum, en son oyun oynadığımız da ben pek eğlenmemiştim." dedi Selin.
"Aslında film de izlesek güzel olabilir di." dedi Umut. Olaya el atıp anlık yaptığım planı söyledim.
"Tamam şöyle yapalım. Önce hep beraber mutfağa gidip yemek yapalım, yemekten sonra ise sinema odasına gidip film açarız." dedim.
"Yemek yerken de hangi filmi izleyeceğimizi düşünürüz." dedi Araf ama benim aklımda çoktan bir film vardı.
"Hadi o zaman bizim mutfağa gidelim." dedi Gizem önden eve giderken. Arkasından da tabii ki Enes seke seke gidiyordu.
Mutfağa girdiğimizde saçlarımı topladım. Gizem ve Selin 'de Umut' un uyarısı üzerine saçlarını toplayıp yarışmalar da kullandığımız önlükleri giydik hepimiz. Elimizi yıkayıp buz dolabında olan her şeyi çıkardık.
"Niye böyle bir şey yaptık ki?" dedim tezgahın üzerinde ki dağınıklığa bakıp.
"Cidden ya! Önce bir ne yapacağımızı düşünseydik." dedi Enes.
"Kararı bana bırakırsanız mükemmel bir fikrim var." dedi Araf. Hepimiz sahne senin der gibi bakınca anlatmaya başladı.
"Dolapta bolca balık ve taze yeşillik var. Bahçede de barbekü vardı. Ben diyorum ki balık ızgara ve bolca salata yapıp bahçede ki büyük masada yiyelim." hepimizin ağzının suyu akarken Araf kollarını sıvamıştı bile.
"İş bölümü yapalım, Enes ve Gizem salataları ve sofrayı hazırlasın, Umut ve Selin taze ekmek yapıp içecekleri hazırlasın. Biz ikimiz de balıkları alıp bahçede pişirelim zaten balıklar temizlenmiş bir soslayıp pişirelim." dedi Araf. Herkes çoktan işinin başına geçerken bende balıkları alıp konuştum.
" O zaman sen bahçeye çıkıp barbeküyü hazırla ben de bunları soslayıp yanına gelirim. " dediğimde Araf mutfaktan çıktı. Arkasından koşup seslendim.
" Ceketini giy! " dediğimde Araf gülüp "Tamam!" dedi ve çıktı.
Tezgahta Enes ve Gizem çalışıyordu. Enes lavabonun önünde yeşillikleri ve sebzeleri yıkarken Gizem de yıkadıkları ile salata ve meze hazırlıyordu. Selin ve Umut masa da hamur yoğurmak için hazırlık yaparken bende balıkları tepsiye alıp tezgaha bıraktım ve başka bir kapta limonlu ve kekikli bir sos hazırlayıp balıklara sürdüm. Ellerimi yıkayıp ceketimi giydim ve balıkları dolaba koyup bahçeye çıktım.
"Yaktın mı onu?" dedim Araf'a barbeküyü işaret ederek.
"Evet kömür kolay yandı. İstersen balıkları getir." dediğinde kafamı olumlu anlamda sallayıp mutfağa geri döndüm.
"Balıkları pişirmeye başlıyoruz. Elinizi çabuk tutun." dedim mutfaktakilere.
"Ekmek fırına giriyor, içecekler zaten hazır biz masayı hazırlayalım ama dışarısı soğuk salonda ki büyük masada yeriz." dedi Umut.
"Salata ve mezeler de hazır olmak üzere." dedi Enes. Balıkları ve sebzeleri alıp bahçeye çıktım.
"Her şey hazır neredeyse, hemen pişsin çok acıktım." dedim guruldayan karnımı tutup.
Araf gülüp tepsiyi aldı ve balıkları sıra sıra dizdi ızgaraya, boşta kalan yerlere de minik patatesleri ve diğer sebzeleri yerleştirdi.
"Barbekü de kocamanmış her şeyi aldı resmen." dedim balıklara bakarken. Araf tekrar gülünce ona baktım. Elinde tuttuğu maşa ve yelpaze ile çok komik görünüyordu. Bu sefer gülen taraf ben oldum.
"Neden güldün?" dedi Araf tatlı tatlı bakarken.
"Seni böyle görünce komik geldi." dedim gülmeye devam ederken. Araf elinde ki maşa ve yelpazeyi bana uzatınca gülmeyi bırakıp ona baktım.
"Biraz da sen ilgilen şunlarla, bakalım sen nasıl görüneceksin?" dedi. Hevesle elinden alıp pişen balıkları çevirdim. Patateslerden birini alıp pişmişmi diye kontrol etmek için yemek istiyordum.
"Acaba patatesler pişti mi? Bir tane alıp tadına baksam mı?" dedim Araf'a patateslere bakmaya devam ederken. Araf büyük bir kahkaha atınca ona doğru baktım.
"Neye gülüyorsun ya?" dedim.
"Yani sadece pişmiş mi diye bakmak için, acıkmış olmanın hiç etkisi yok öyle mi?" dedi gülmeye devam ederken. Patateslere çaresizce bakıp bir tane aldım elim deki tabağa.
"Birazcık etkisi olabilir, kabul!" dedim ve patatese üflemeye başladım. Çatalla ikiye bölüp bir parça ağzıma attım. Diğer parçayı da çatala batırıp Araf'a uzattım. Araf hemen uzanıp patatesi benim elimden yedi ve çok sıcak olduğu için sızlanmaya başladı. Halbu ki ben çoktan yutmuştum bile.
"Pişmiş bunlar, tabağa alayım." dedim ve sebzeleri elimde ki büyük tabağa güzelce sıraladım.
Balıkların çevirdiğim kısımları pişince de hepsini diğer tabağa aldım ve iki tabağı alıp içeriye götürdüm. Hazırlanmış masanın ortasına bırakıp yerime geçtim.
"Herşey harika görünüyor! Ellerinize sağlık." dedim masaya bakarak.
Araf gelince herkes tabağına balıklarını, sebzlerini alıp yemeye başladı.
"Bu balığın sosunda ne var böyle! Harika." dedi Umut mest olmuş bir şekilde.
"Cidden çok iyi bu arada!" diye devam etti Gizem.
"Limon ve kekik" dedim ağzıma bir lokma ekmek atıp.
"Ekmekte çok iyi bu arada." dedim bende Umut ve seline.
"Her şey harika arkadaşlar elinize sağlık." dedi Araf.
"Seninde ellerine sağlık sen pişirmesen salata ile ekmek yerdik." dedi Selin Araf'a yan bir bakış atıp. Ama Araf hiç beklemediğim bir cevap verdi.
"Ben sadece ateşi yaktım. Enfal pişirdi, kırk yıllık usta gibiydi vallaha." dedi.
"Ateş hala varmı! Marshmellow yeriz." dedi Gizem hevesle. Araf başını olumlu anlamda sallayınca Gizem daha da heveslendi.
"İyide bahsettiğin şey yok ki evde." dedi Selin. Gizem'in yüzü düşünce Enes olaya el attı.
"Belki vardır bakarız!" dediğinde Gizem tekrar heveslendi ve ayağa kalktı.
"Hadi bakalım o zaman." dedi mutfağa giderken.
Enes arkasından gidince güldüm. Bir süre aradıktan sonra zafere ulaşan Gizem elinde paketle geldi.
"Chopstick de bulduk!" dedi elinde kileri sallayan Enes.
Hepimiz masadan kalkınca evde arada görünen görevliler masayı toplamak için geldi. Bahçede hala hafif hafif yanan barbekü nün başına gidince Araf eline yelpazeye alıp biraz daha ateşi harladı. Herkes chopsticklere şekerlemeleri takıp ateşin başına doluşunca ben elimde Araf'ın kini de tutuyordum o ateş ile ilgilendiği için.
"Ya çok güzel oluyor!" dedi Gizem parıldayan gözlerle bakarken.
"Sen tam bir abur cubur aşığısın biliyorsun değil mi?" dedim gülerken. Gizem kafasını sallayınca gülümsemem yerini büyük bir kahkahaya bıraktı.
Hepimizin ki hazır olunca bahçe ye oturduk. Araf da barbeküyü söndürüp geldi ve yanıma oturdu. Şekerlemesini ona uzatıp elimde kini yemeye başladım. Küçük ısırıklar atarak yediğim şekerleme aşırı şekerli gelince gerisini Gizem'e uzattım. Hiç ikiletmeden alıp ikisini aynı anda yemeye başladı. Araf'ın da yemediğini fark edince kulağına eğildim.
"Birileri galiba pek hoşalnmadı bu şekerlemeden." dedim. Araf kafasını olumlu anlamda sallayınca güldüm.
"Sanırım Gizem bir taneye daha hayır demez." dedim elinden alıp Gizem'e uzatınca. Ve tabii ki Gizem bayıla bayıla aldı ve onu da yedi.
"Hadi film izlemeye gidelim." dedi Selin.
"Ne izleyeceğiz, onu konuşmadık." dedim.
"Bir fikri olan varmı?" dedi Araf.
"Charlie nin çikolata fabrikası!" dedi ağzı dolu dolu Gizem. Hepimiz büyük bir kahkaha atınca kendisi de haine güldü.
"Her zaman bir willy wonka çikolatası yemek istemiştim." dedim bende Gizem 'e bakarak. Gizem heyecan ve hüzün karışımı bir bakışla bende dedi.
"Bence harry Potter izleyelim!" dedi Araf. Ona heyecanla bakınca yalnız olmadığımı fark ettim.
"Herkes bütün filmleri izlediyse son filmi izleyelim benim en sevdiklerimden biri o!" dedi Umut.
"Bana uyar." dedim.
********
Elimde ki popcorn kasesini sıkı sıkı tutuyordum. Neden mi? Çünkü az önce harry Potter izlemeye karar veren bu ekip şuan da ani bir kararla korku filmi izliyordu. Bilin bakalım ortaya bu fikri kim attı? Evet doğru cevap, tabi ki Enes. Sırf Gizem korkup ona sarılsın diye istediğine o kadar eminim ki. Hiç şaşmaz ikisinin yan yana oturması bile yeterli bir kanıtı. Bende arkadaşım kapıldığı için Araf ile oturmuştum. Bizim yanımız da da selin ve umut vardı. Önümüzde oturan ikili hiç korkuyor görünmüyordu. Hatta ben hariç kimse korkmuyor gibiydi.
Daha fazla dayanamayıp kafamı Araf 'ın omzuna yasladım ve kolunu tutup gözlerimi kapattım.