Gözlerimi yavaşça açıp etrafa baktım. Hava iyice aydınlanmış güneş ışıkları odama vuruyordu. Kafamı Araf'ın dizinden kaldırıp yatak başlığına kafasını dayamış uyuya kaldığını görünce pikeyi üstüne çekip yataktan kalktım.
Camın önünde ki berjere oturup dışarıyı uzakta görünen ormanı izlerken gece olanlar aklıma geldi, niye o kadar sinirlenip ağladıysam, madem sorunların var çöz. Ormana kaçmak nedir ya.
Telefonuma gelen bildirimle masanın üzerinden alıp kilidi açtım.
"Kahvaltıya bekliyoruz." Gizem'den gelen mesajı okuduktan sonra dolapta kıyafet alıp banyoya girdim ve üzerimi değiştirip saçlarımı düzelttim ve banyodan çıktım. Yatağımı toplayan Araf'ı görünce pikenin ucunu tutup yardım ettim.
"Günaydın, ben toplardım." dedim pikeyi düzeltirken.
"Hatasın yorma kendini." dediğinde gülümsedim.
"Hadi gidelim, bizi kahvaltıya bekliyorlarmış." dedim telefonumu cebime arıp dışarıya çıktım. Araf' da arkamdan geldi.
"Ben odama gidip üzerimi değişeyim , siz başlayın." Araf önden giderken bende arkasından yavaş adımlarla mutfağa doğru ilerliyordum.
Mutfağa girdiğimde masada oturan Enes ve Gizem' i görünce bende oturdum.
"Günaydın!" dedim coşkulu bir sesle ve devam ettim.
"Bu kadar mıyız?" dedim ağzıma bir zeytin atıp.
"Umut ve Selin uyuyormuş hala, Araf nerede?" dedi Enes ama cevap vermeme gerek kalmadan mutfağa Araf girdi.
"Günaydın!" dedi yanıma otururken, zeytinin çekirdeğini atıp tabağıma biraz peynir aldım.
"Yumurtada ye ." dedi Gizem yumurta tabağını uzatıp.
"Alırım ben, sen ye canım teşekkür ederim." dedim bir parça yumurta alıp ağzıma atarken.
Kahvaltı yapmaya devam ederken arada öksürüyordum ama önce ki halimden daha iyiydi.
***********
Odamda kitap okurken bir yandan da Gizem'in az önce getirdiği ıhlamuru içiyordum. Boğazım çok daha iyi olmuştu. Bana o kadar iyi bakıyorlardı ki bazen bu kadar iyi oldukları için çok duygulanıp oturup ağlayasım geliyordu. O olaylardan sonra Araf ile aramız düzelmişti.
Yarın çekimler başlıyor ve bugün son günümüz olduğu için kendimi çok dinlenmiş hissediyordum. Sabah erkenden kalkmış evin etrafında kısa bir yürüyüş yapmış ve mutfaktan bir kahve alıp bahçede oturmuş kitap okuyordum.
"Günaydın!" Enes büyük bir enerji ve elinde kupası ile yanıma doğru geliyordu. Karşımda ki koltuğa oturunca kitabın arasına ayracı koyup küçük sehpaya bıraktım ve kahvemden bir yudum alıp konuşmaya başlayan Enes 'i dinledim.
"Sana bir konudan bahsetmek istiyorum." dedi az önceki neşeli haki yerine endişeye bırakırken.
"Dinliyorum canım." dedim kahve bardağını sehpaya bırakıp. Enes kafasını kaşıyıp gözlerini kaçırınca bu şapşal haline güldüm.
"Gönül meselesi mi?" dediğimde hızla bakışlarını bana çevirip gergin bir şekilde konuştu.
"Çok mu belli oluyor ya?" dediğinde kafamı olumlu anlamda sallayıp güldüm.
"Ee anlat bakalım neymiş seni hem bu kadar gerip hem de bu kadar heyecanlandıran?" dedim geriye yaslanıp rahat bir pozisyon alırken, çünkü belli ki bu konu uzayıp gidecek.
"Doğru mu yanlış mı ayırt edemiyorum. O beni dost olarak görüyor başka gözle bakmıyor bence ama ben farkında olmadan bağlanmışım ona." dedi bakışları yerde ki çimlerde gezinirken.
"Akıl almak istiyorum, dertleşmek istiyorum. Bana yardım et Enfal." dedi çaresizce. Yerimde doğrulup dizinde ki elimi tuttum. Eli buz gibi olmuştu.
"Gizem' den mi bahsediyorsun." dediğimde bakışlarını bana çevirip kafasını olumlu anlamda salladı.
Büyük bir kahkaha atıp geri çekildim.
"Yahu Gizem bu! Git açıl, en fazla ne olabilir ki? Bunu dert etmen çok komik." dedim. Enes kararsız bakışlarını bana çevirince güven vermek ister gibi bir bakış attım.
"Güven bana, bu şekilde ne ileri gidebilirsin ne de geri. Adım atmak lazım. Eğer bir yerden başlamazsan sana dert olmaya devam eder." dedim ama Enes hala çok kararsız görünüyordu.
"İnsanın içi kıpır kıpır oluyormuş, çok tuhaf bir hismiş." dedi. Ona merakla bakınca da devam etti konuşmaya.
"Öyle bakma, ilk kez bu hislerle tanışıyorum. " dediğinde güldüm.
" Hiç değilse sen bir şekilde tanıştın, henüz hiç tanımayanlar var." dedim.
" Ciddi misin? Gerçi senden bunu beklerdim iç dünyanı çok gizliyorsun. Daha önce sınırlarına birinin girmiş olmasını düşünmezdim. " dediğinde düşünceli bakışlarım karşı eve yöneldi.
Beni iç dünyasına almakla kalmayıp hee ayrıntımı ezberleyip çizen biri var hayatımda. Belki bir gün doğru bir zamanda bende onu sınırlarım içine alırdım. Kim bilir..