Gelen mesajın ekran fotoğrafını çekip Araf'a attım. Mesaj iletildiğinde hemen altına yazmaya başladım.
"Bu konu hakkında bir fikrin var mı ? Seninle konuşup bu bilgiyi aldığını ve haber yapacağını söylüyor ." yazıp gönderdim. Araf mesajı görünce bir süre bekleyip yazmaya başladı. Ama mesaj gelmeyince beklemeye devam ettim , sonra tekrar yazıyor ifadesini görünce beklemeye devam ettim.
"İlgili sayfa benimle de iletişime geçti ." mesajını okuyunca anlamayarak telefon ekranına bakmaya başladım. Sohbet sayfasına bir fotoğraf düşünce indirme ibaresine tıklayıp yüklenmesini beklemeye başladım . Sonunda yüklendiğinde üzerine tıkladım . Araf benim gibi mesajın ekran resmini almıştı ve ona gelen mesaj da da benim böyle bir röportaj verdiğim yazıyordu.
"Sen sorunca mesaj kutumu kontrol ettim bana da böyle bir mesaj gelmiş . Belli ki yalan haber yapmaya çalışıyorlar cevap verme mesaja bende vermeyeceğim herhangi bir rahatsız olacağın haber yapılırsa gereken müdahaleyi kanalın avukatı yapacaktır." mesajı okuduğum da içimin rahatlamasıyla yatağa uzandım ve yorganı örttüm.
"Nasıl oldun bu arada?" gelen bildirim sesi ile açık olan ekrana baktım.
"Dinleniyorum. Çorba ve ilaç çok iyi geldi tekrar teşekkür ederim." yazıp gönderdim.
"Öğlen yemeği servisimiz birazdan başlayacaktır efendim lütfen uyumayın ve dinlenirken bekleyin:)" mesajı okuyunca yüzümde oluşan kocaman gülümsemeye engel olamadım.
"Lütfen zahmet etme , ben atıştırırım." dedim aslında tam aksini isterken.
"Siz iyi olun da , öğlen yemeği hazırlıkları başladı mutfakta Gizem şefin yardımları ile, odanızda görüşmek üzere Enfal hanım ." mesajı okuyunca büyük bir kahkaha atıp uygulamadan çıktım ve bir film açıp telefonu komodine sabitleyip izlemeye başladım.
******
"Enfal, uyan!" uzaklardan gelen sesler yavaş yavaş açılan gözlerim ve uyanmam ile birlikte daha yakından gelmeye başladı. Gözlerimi açıp kırpıştırarak bakınca odamın kalabalık olduğunu gördüm. Araf Gizem ve Enes meraklı bakışlarla bana bakıyorlardı.
"Ne oluyor ya?" dedim yatakta doğrulurken .
"Yemek hazır , film açıkken uyuyakalmışsın ." dedi Gizem telefonu işaret ederek.
Odama baktığımda çalışma masasını yatağın yanına çekmişler ve iki sandalye getirip koymuşlardı. Masaya da bir örtü serip üzerine dört tabak yemek ile harika bir masa hazırlamışlardı.
"Hadi , sen yüzünü yıka banyoda gel yemekler soğumasın ." dedi Gizem . Yataktan çıkıp oda terliklerimi giydim ve banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Aynaya baktığımda yüzüm çok solgun göründüğü için buraya gelmeden önce annemin valizime zorla sıkıştırdığı makyaj çantasından bir allık alıp allık fırçası olduğunu tahmin ettiğim fırçayı alıp yanaklarıma hafif hafif sürdüm. Çantaya geri koyup hafif pembe renkli bir dudak kremini de dudağıma sürüp saçlarımı tarayıp topladım. Banyodan çıkıp ışığı kapattım ve sandalye de oturan Araf ve Enes'e baktım . Gizem ise toplanmış yatağımın üzerinde oturmuş sohbet eden beyleri dinliyordu. Gizem'in yanına oturup masada ki yemeklere baktığımda en sevdiğim yemeği tekrar görünce gözlerim parıldadı.
"Nereden biliyorsunuz en sevdiğim yemeğin tavuklu çökertme kebabı olduğunu? " dedim çatalı alıp ağzıma bir lokma atınca , anında kapanan gözlerim ile ağzımda oluşan şenliğin keyfine vardım.
"Bir röportajında söylemişsin!" dedi Gizem heyecanla. Söylediğimi hatırlayınca kafamı sallayıp yemeye devam ettim . Arada öksürünce bir yudum su içip yemeye devam ediyor bir yandan da Araf ve Enes'in aşırı sıkıcı futbol muhabbetini dinliyordum. Tekrar öksürmeye başlayınca elim su bardağına gittiğinde Araf bardağı çoktan almış bana uzatmıştı. Suyu ondan alıp küçük bir yudum içtim ve masaya geri bıraktım ama tekrar öksürmeye başlayınca bakışlarım Araf'a kaydı , üzgün gözlerle beni izliyordu. Su içmeyi bırakıp yemekten bir lokma daha aldım ve gülümsedim.
"Harika olmuş!" dedim ortamın modunu yükletmek için , sinyali alan arkadaşım da hemen yardım etti.
"Ne sandın, Araf şef ve yardımcıları iyi iş çıkardı her zaman ki gibi! " Araf gülünce Enes sitemle konuşmaya başladı.
"Biz niye yardımcı olduk ya, Araf bey şef Enes yamak!" dediklerine büyük bir kahkaha attım.
"Estağfurullah şefim , senin eline su dökemeyiz." dedi Araf göz kırparak.
"Kıskanma Enes ya bütün yemeği Araf yaptı çok da harika olmuş. Ellerine sağlık şefim!" dedi Gizem ama Enes'i sinirlendirmek için söylediği çok belliydi. Ve amacına ulaşmış görünüyordu.
Herkesin yemeğini bitirmesi ile masayı toplayıp kirli bulaşıkları tepsiye koyduk. Enes tepsiyi alınca Gizem' de sürahiyi alıp odadan çıktılar. Mutfağı toplamakta onlara kalmış oldu. Biz de masayı yerine çekip odayı toparladık ve ilaçlarımı içtikten sonra ceketimi ve telefonumu alıp odadan çıktık. Mutfağın kapısından bizimkilere seslendim.
"Yardım lazım mı?"
"Hallediyoruz canım!" diye Gizem bağırdı.
"Hava almaya çıkıyoruz işinizi bitirince sizde gelin ." dedim.
"Tamamdır." diye bağıran Enes'i kapıdan çıkarken duymuştum. Ceketimi giyip ayakkabılarımı da giydim. Yünlü çoraplarımı da taytımın üstüne çekip üşüme şansımı sıfıra indirdim. Araf arka bahçeye doğru yönelecekken kolundan tutup karşı eve çekiştirdim.
"Üzerine ceket alalım , hasta olma ." dedim . Araf gülünce elimi kolundan çekip eve girdim. Odanın önüne gelince Araf dolabından bir ceket alırken çalışma masasının üzerinde duran deftere kaydı gözlerim . Küçük adımlarla oraya ilerleyip defterin kapağında elimi gezdirdim.
Araf'a baktığımda ne yaptığıma korkarak bakıyordu. Elimi geri çekip oradan uzaklaştım.
"Birinin herhangi bir şeyine izinsiz bakmam merak etme." dedim odadan çıkarken. Bahçeye çıkınca arka tarafa koyulan bahçe mobilyalarının yanına doğru yürürken çok merak ettiğim soruyu yönelttim.
"Ne çiziyorsun?" dedim sakin bir sesle. Araf bana yan bir bakış atıp omuzlarını indirip kaldırdı.
"Çizecek kadar vakit ayırmak istediğim her güzel şeyi.." dediğinde gülümsedim.
"Ne güzel bir tanım, hoşuma gitti." dediğimde Araf büyük bir kahkaha attı koltuğa otururken, bende güldüm ama onun kadar coşkulu değildim. Çünkü istediğim belki de beklediğim cevabı alamamıştım.
Gizem ve Enes bahçeye doğru sohbet ederek gelirken Enes'in elinde bir tepsi vardı.
"Bende izledim o filmi!" dedi Gizem heyecanla.
"Kahveler de geldi! Enes tepsiyi orta sehpa tarzında ki ahşaptan yapılmış masaya bırakınca kupalardan birini uzanıp aldım ve bir yudum aldım . Sıcacık olan kahve boğazımı yumuşatınca gülümsedim.
"Sıcacık, çok iyi geldi teşekkürler!" dedim kahvemden bir yudum daha alırken.
"Afiyet olsun canım. Birkaç güne çekimler başlıyor yine iyi olman gerekiyor." dedi Gizem.
"Ben çok heyecanlıyım çekimler için acaba kiminle takım olacağım. "dedi Enes.
"Kurada senin yanına çıkacak kişinin kim olmasını isterdin?" diye sordum Enes'e , Gizem merakla Enes' e baktığında kafamı eğip güldüm. Gizem kocaman açılmış gözlerle bakınca kendimi zorlayıp yüzümde ki ifadeyi silip ciddiyetle Enes' e baktım.
"Açık konuşmak gerekirse Selim'in çıkmasını hiç istemem, o çok zor bir insan iyi anlaşacağım birisi olursa harika olur. Sen ya da Gizem çıkar umarım." dedi. Ama resmen palavra atıyordu. Gizem konuşmaya başlayınca ona baktım.
"Araf sana kim çıksın isterdin?" dediğinde Araf bana bakmadan cevapladı.
"Enfal çıksın isterim sadece ." kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktığında şaşırdığım şey adımı söylemiş olması değildi , açık açık adımı söylemiş olmasıydı. Çünkü ben Enes'in verdiği gibi kaçamak bir cevap bekliyordum .
"Peki siz ?" diye sorduğunda nihayet bakmıştı bana , ama yüzümde nasıl bir ifade varsa gülmüştü.
"Valla bende Araf gibi açık konuşacağım , Enes çıksın isterdim." dedi Enes'e bakarak.
"Çünkü Araf veya Umut ile seninle olduğundan daha iyi anlaşamayız diye düşünüyorum. Zaten onlarında Gizem diyeceğini sanmıyorum." diye devam etti.
"O kadar emin olmasaydın keşke , ben senin adını verebilirdim." dedi Umut bize doğru gelirken.
"Ya ! teşekkür ederim ama alınmam yani gerçek fikrini söyle." dedi Gizem yanıma oturan Umut'a.
"Peki o zaman , ben Enfal ile takım olmak isterdim . Umarım kurada denk geliriz." dedi Umut. Gülümseyip Araf' a kaçamak bir bakış attım. Umut'a büyük bir ciddiyetle bakıyordu.
"Peki sen Enfal, sen kurada kimin sana çıkmasını isterdin?" dedi Enes. Araf ve Umut bana bakınca içimden geçen ismi düşünmeden söyledim.
"Araf'ın." dediğimde Araf'ın gözlerinin içi gülüyordu.
"Neden peki?" dedi Umut bozulduğunu belli etmeden.
"Arkadaşlar tabi ki ikinizle de çok iyi anlaşırız eminim ama içimden geleni söyledim sadece bir nedeni yok." bir nedeni var, eğer onunla finale kalmam gerekiyorsa kurada planlanmış bir şekilde ikimiz takım olacaktık . Araf ne düşündüğümü biliyormuş gibi gülümsedi ve geriye yaslandı.
"Selin nerede bu arada , hepimiz buradayız ayıp olacak." dedi Gizem ama Selin'e bayıldığı için söylemediği çok belliydi.
"Bilmiyorum ama odasının ışığı açık oradadır herhalde." dedi Umut.
"Hayırdır arkadaşlar herkes toplanmış ." dedi Selin bize doğru gelirken.
"Gizem' de şimdi seni sordu inanır mısın?" dedi Umut.
"İnanırım!" Selin yapmacık bir gülümseme ile konuştu. Gizem göz devirince bende kafamı kupama çevirdim ve azıcık kalan kahveyi de içip kupayı tepsiye bıraktım.
"Sen ilaçlarını içtin değil mi Enfal?" diye sordu Gizem ama benden önce cevaplayan birisi vardı.
"Odada içti ." Araf gayet ciddi bir ses tonuyla cevap verince Gizem gülümsedi ve bana kaç göz hareketleri ile imalı imalı bir şeyler dedi ama asla anlamasam da tahmin ettiğim için gözlerimi kocaman açıp bakınca yaptığı şeyi fark edip geriye yaslandı ve oturduğu yere sindi.
"Aranızdan da su sızmıyor." dedi Selin imalı bir ses tonu ile.
"Sağolsun Araf ben rahatsız olduğum için çok ilgilendi onun dışında bir su sızma meselesi yok Selin." dedim . Selin ters ters bakıp sinir bozucu bir gülümseme ile konuştu.
"Haberler öyle demiyor Enfal'ciğim . Milyonluk magazin sayfaları sizi haber yapmış." dedi.
"Yuh artık Selin ya , sen bu evde olduğun halde öyle haberlere inanıyor musun!" dedi Gizem sinirle.
"İnanıyorum evet . Sizi ne zaman görsem yan yanasınız evde . Araf 'ın odasına gidiyorum orada karşılaşıyoruz. Bizim evde Araf sürekli odanın önünde , Araf'ın defteri ..."
"Selin saçmalama!" dedi Araf Selin'in sözünü keserek ama Selin 'in susmaya niyeti yoktu.
"O aptal eskiz defterinin içi onun resimleri ile dolu , bence bilmeye hakkı var !" dedi Selin . Araf'a baktığımda çaresizce bana bakıyordu. Telefonumu masadan alıp kalktım ve onun odasına yöneldim.
Arkamdan geldiğini adım seslerinden anlıyordum. Sonunda kapısının önüne gelince kapının kolunu tutup birkaç saniye bekledim. Kapıyı açıp girince arkamdan girdi ve kapıyı kapattı. Defteri alıp yatağa oturdum . Öksürmeye başlayınca kolumla ağzımı kapattım .
Defterin kapağında elimi gezdirdim ama açmadan önce yapmam gereken bir şey vardı.
"Açabilir miyim?" dedim , o ise şaşkınlıkla bakıp kafasını olumlu anlamda salladı . Küçük bir heyecanla defterin kapağını açtım. İlk sayfa da gördüğüm resim bahçede bulduğum resmin aynısıydı. Sadece bu daha güzeldi. Sayfayı çevirince başka bir resmimi gördüm, diğer sayfa da başka , diğer sayfa da bambaşka. Her gün çizilmiş resimlerime tek tek bakıp onlarca resme baktım. yarım bırakılmış bir resim görünce üzerine atılan tarihten bugüne ait olduğunu anladım. Bütün resimler o kadar kusursuzdu ki dilim tutulmuştu. Defteri kapatıp önümde duran Araf' a uzattım.
"Neden?" diyebildim sadece, söylemek istediğim çok şey vardı, sormak istediğim çok soru vardı ama benim ağzımdan sadece bu kelime çıkabildi . Çaresizce sadece bunu sordum. Tahmin etmiştim ama bunun geldiği gün ne tepki vereceğimi hiç düşünmemiştim. Başımıza bir şey gerçekten gelecekse onu öngörürüz ama sonrasında ne olacağını düşünmeyiz , o şey bizim kafamızda kurduğumuz bir şeyden ibaret ise o olayla ilgili günlerce düşünüp öyle bir şey olursa söylenecek sözlerden verilecek tepkilere kadar her şeyi düşünüp planlarız. İşte benim şimdi yaşadığım şey önceden öngördüğüm ama ayrıntılı düşünmediğim bir şeydi. Anı yaşamak için bana bu kadarını düşündürttü hayat, belki de kader...