Ağustos sonunda Boğaz'a poyraz indi. Üç gün sürdü, dördüncü gün dindi. Elif o sabah perdeyi açtığında deniz dümdüzdü, yağ gibi. Karşı kıyıdaki koru sararmaya başlamıştı, ağaçların uçları turuncuya çalıyordu. Mevsim dönüyordu. Kaan'ın şirketteki odası değişmişti. Eski odası holdingin en üst katındaydı, Boğaz'ın tam karşısında, ceviz masa, deri koltuklar, duvarda pahalı tablolar. Şimdiki odası üç kat aşağıda, daha küçük, penceresi yan sokağa bakıyordu. Ama Kaan bu odayı sevmişti. "Daha az gösteriş, daha çok iş," demişti. Elif üniversitenin ikinci haftasını bitirmişti. Pazartesi sabahları sekizde İşletme'ye giriyor, öğleden sonra Finansal Muhasebe'de sayfalarca not tutuyordu. Sınıfın en büyüğüydü, kimse bir şey söylemiyordu. Sıranın üstüne kalemini, silgisini, defterini dizerken kendini lis

