DİCLE
Ailem ile geçen iki günlük tatilim bitmişti. Yarın ilk uçakla İstanbul yolcusuydum. Annemin ve babamın arasına oturdum "seni çok özleyeceğiz kızım" annem yanağımı öptü "bende sizi özleyeceğim" dedim. Babam "ayda bir kere yanında olacağız. Bizden kurtulamazsın" dedi.
Gülmeye başladım "baba. Lojmanda bir kadın doktor daha olacak, istediğiniz zaman gidip gelemezsiniz" dedim. Ama kime dediysem "tamam kızım. Bizde bir otele gideriz orada kalırız" dedi babam. Erkek kardeşlerim geldiler "ooo... biz olmadan veda konuşması mı yapıyorsunuz" dedi Yahya.
Ayağa kalktım "canım ailem sizlere doyum olmaz ama benim yarın uçağım var hadi Allah istiraat versin sizlere" dedim. Kadir "abla daha erken değilmi" "hayır ablacım erken değil yarın erken kalkacağım ya. Erken yatıp erken kalkmam lazım... Öptüm sizi canım ailem" dedim ve merdivenleri çıkmaya başladım.
Babam arkamdan söyleniyordu "gördün mü ömür gözlüm, kızımız artık bizi istemiyor" diyordu. Merdiven basamağında durup "baba" hemen yumuşadı "söyle güzel kızım" gülümseyerek "seni ve annemi çok seviyorum" babam ve annem gülümseyerek aynı anda "bizde seni çok seviyoruz güzel kızım" hayır yani nasıl bu kadar aynı cümleyi kurdular onu anlamadım.
"Öptüm sizi" dedim. Yaman "gördünüz mü bizi sevmiyorlar, tek olan kızlarını seviyorlar" dedi burun kıvırarak. Diğerleri de kıskanmış gibi yaptılar. Babam onlara bakmadan "ömür gözlüm. Görüyor musun bu sıpaları. Koskocaman adam olmuşlar ama kız kardeşlerini kıskanıyorlar" dedi
Yaman atladı "baba. Dicle ablamız oluyor, kardeşimiz değil. Ayrıca evin küçüğü benim ama sanki sokak hayvanı gibi davranıyorsunuz" hala trip atarak söyledi. Babam ayağa kalktı. Kollarını açarak "gelin buraya kıskançlar" dördü de babama sarıldı. Annem ve ben uzaktan baktık. Babam "bak hele büyümüşler ama hala sevgi bekliyorlar" dedi gülerek. Yaman "vallahi baba sen bizi şımarttın. Benden söylemesi"
Babam anneme elini uzattı, annem de ayağındaki terliği babama verdi. Yahya "Allah... kaçııın" dedi ve hepsi merdivenleri çıkmaya başladı, beni de önlerine kattılar "abla koş" merdivenler bitince beni kenara attılar. Cidden beni duvar kenarına attılar.
Hızla odalarına girdiler. Yaman ve Yahya aynı odada kalırken, Kadir ve hüseyin eymen'de aynı odada kalıyorlar, bende kendi odama girdim. Bu kardeşler bir gün beni öldürecekler ama ne zaman.
Sabah erkenden kalktım. annem ve babam oturma odasındaydılar. Babam Kur'an okurken, annem de babama aşkla bakıyordu. Mutfağa girdiğimde hala beni fark etmemişlerdi. Hızlıca kahvaltı hazırladım.
Çayın demlenmesini beklerken annem mutfağa girdi. Beni görünce "kızım ne zaman kalktın ve... Kahvaltı hazırladın" dedi. Yanağını öptüm "annem. Hep sen mi hazırlayacaksın bir kere de ben hazırlayayım dedim" bardakları masaya taşırken dedim.
Babam da geldi ve yerine otururken "diclem sen mi hazırladın" dedi. Annem de yerine oturdu "ben gidip uykucuları kaldırıp geliyorum" dedim . Üst kata geldiğimde Kadir ve hüseyin eymen'in kaldığı odayı önce kapıyı tıklatım. Sonuçta üstleri müsait olmayabilir. Bir dakika kadar bekledikten sonra kapıyı açtım.
Tam da tahmin ettiğim gibi uyanmamışlardı. Gidip ayaklarını dürttüm "kalkın" sadece yattıkları yönlerini değiştirdiler. Bu sefer dah yüksek sesle "kalkın yoksa şimdi babamı çağırırım" dedim ve hızla yatakta oturur pozisyona geldiler sağıma baktım Kadir uykulu gözlerle duvara bakarken, soluma baktım hüseyin Eymen bana ölümcül bakışlar atıyordu.
Gülerek "afferim bak babam deyince nasıl kalkıyorsunuz. Yaman ve yahya'yı da uyandırın. Sizi bekliyoruz" dedim ve odadan çıktım. Odanın içinde ayak sesleri gelmeye başladı. Kadir sert şekilde kapıyı açınca hüseyin eymen "yavaş hayvan yavaş kapıyı söküp götürecek misin" kadir'i öldürmemek için kendini zor tutuyordu.
Kadir "yanlışlıkla oldu neden bağırıyon hemen" kendini savunmaya çalışıyordu. Hüseyin Eymen "git uyandır veletleri ben uğraşamam" dedi. Kadir "bugün sıra sende, dün ben uyandırdım" dedi. Hüseyin Eymen sabır dileyip odaya pat diye girdi. Sesi buraya kadar geliyordu "kalkın lan veletler" mutfağa girdiğim gibi yerime oturdum.
Babam "nerede bunlar" dedi. "Geliyorlar" dedim. İçeriye önce kadir, sonra hüseyin Eymen girdi daha sonra Yahya ve Yaman birbirlerini ite kaka içeriye girdiler ve yerlerine oturdular. Kahvaltımızı yaptık. Üst kata Kadir ile birlikte gittim. Kadir odamdan iki valizi alıp çıktı bende siyah çarşafımı giydim, peçemi de taktım, son olarak siyah çantamı da aldım.
Odama baktım. Allah bilir bir daha ne zaman buraya gelirim, gerçi her tatilimde soluğu burada alacağım kessin. Odanın kapısını kapatıp alt kata indim. Annem ağlayarak Sarıldı "ah be kızım senden uzak durmak çok zor" dedi. Bende ona sıkı şekilde sarıldım "annem her tatilimde buraya geleceğim merak etme" bir birimizden ayrıldık elini öpüp başıma koydum.
Tek tek kadir, hüseyin Eymen, Yahya ve yaman'a sarıldım. "Ablacım bir birinize sahip çıkın" dedim "sende kendine dikkat et ablam" dediler. Hepsine tekrar sıkıca sarıldım "Allah'a emanet olun" dedim Babam beni havalimanına bırakacaktı. babam ile birlikte arabaya bindik.
Havalimanına geldiğimizde babam arabadan indi. Bende arabadan indim. İki valizi önüme koydu elini öpüp başıma koydum. Babam sarsılarak ağlıyordu. Ondan uzaklaştığımda hemen gözyaşlarını sildi "baba..." Dedim ama devamını getiremedim "orada kendine dikkat edeceksin... Tamam mı" dedi. Gülümseyerek başımı salladım "tamam. Hem merak etme arada annem ve kardeşlerimle gelirsin" dedim.
Babama tekrar sarıldım "ilk defa senden bu kadar uzak kalacağım güzel kızım... Yavru ceylanım" güldüm "baba yavru değilim artık. Bak kızın büyüdü ve kendi ayaklarının üzerinde duruyor" dedim "olsun sen her daim benim yavru ceylanım olarak kalacaksın" dedi. Bütün anneler ve babalar neden böyle ya onlar için neden büyümüyoruz bir türlü. Neden hep küçük çocukmuşuz gibi davranıyorlar.
İki valizimi alıp havaalanına giriş yaptım tüm işlemleri yaptım. Uçağa bindiğimde oturacağım koltuğun hemen yanında iki erkek yan yana oturuyordu. Umursamadım yanına oturdum. Uçak kalktı. Bir süre sonra yan yana oturan adamlar konuşmaya başladı "canım ailenden saklayacağız diye neden hep farklı şehirlerde buluşuyoruz" bir diğeri "buna mecburuz tatlım yoksa ikimizi ayırırlar"
Tövbe tövbe bunlar ne biçim adamlar... Abovv bunlar yumuşak adamlar. Hi tövbe tövbe Allah bizi bunlardan uzak tutsun. Bunlar daha çok konuştular, ben duymazdan geldim yoksa bunların ümüğünü sıkardım. Ne edep kalmış, nede haya. Yandan yanımda oturan adama baktım. Gayette eli yüzü düzgün gibi görünüyordu. Takım elbiseli, saçını geriye atması, esmer tenli ve baya yakışıklı idi. Ciddi söylüyorum adam baya yakışıklı. Yoldan geçen kızları dibi düşecek kadar yakışıklı. Kim buna baksa aşık olur. Ama o kadınlara değil, hem cinsine aşık olmuş.
Uçak iniş yaptı. Bir taksi tuttum valizleri yerleştirip taksiye bindim "acı badem kadıköy hastanesine gidelim" "tamamdır" lojmanda durmasını istedim. Taksiden inip valizleri aldım. Lojmana baktım üç katlıydı "hayırla şu mesleğimi yapmama yardım et Rabbim" dedim ve lojmana giriş yaptım. İkinici kata geldim, dördüncü dairenin zilini çaldım. Açan yoktu bende anahtarla içeriye girdim.
İçerisi gayet güzel döşenmişti. Oturma odası geniş olmasa da güzledi. İki oda vardı ilk kapıyı açtım doluydu. "Bu oda doktorun odası galiba" dedim ve kapattım. İkinci odanın kapısını açtım, yatak ve dolap tek vardı. Valizlerimi odaya taşıdım. Yerleştirmeyi sonra yapardım.
Odadan çıktım mutfağa baktım fazla birşey yoktu. Neyse dedim oturma odasına gidip koltuğa oturdum. Yol yorgunuydum zaten, gözlerim hemen kapanmıştı. Gözlerimi açmamla hemen dibimde meraklı gözlerle bana bakan bir kızı fark ettim "allah... Ödümü kopardın kardeşim" dedim. Kadın geri adım atıp başını eğdi "şey özür dilerim ben... Ben sadece seni merak ettim" dedi.
Ayağa kalktım tebessüm ederek "sorun değil doktor hanım... Doktor hanım değil mi bir yanlışım olmasın" dedim. Kadın hemen kendini toparlayıp sırıtarak "evet ben doktor maral... Ya sen" dedi elini uzatarak. Elini tuttum "bende doktor Dicle" dedim. Bir anda maral bana sarıldı "ayy ben seni çok sevdim... doktor kısmını atalım bir birimize Dicle ve maral diye hitap edelim" dedi.
Bende gülümseyerek "olur... Maral" dedim. Resmen bir çocuk gibi sevinip bana tekrar sarıldı. Maral ile akşam yemeğine kadar konuştuk. Maral yermi yedi yaşında, kızıl saçlı, bir yetmiş boyunda, fiziği baya güzel. Kadın doğum uzmanlığı doktoru, ailesi yokmuş, yetimhanede büyümüş. Ama biri onu yanına alıp okutmuş. Maral'ın hiç arkadaşı yokmuş. Yani bana öyle dedi. Ama içimde bir his bu kızla iyi geçinmek dışında birşeyler daha olacak gibiydi. Hadi hayırlısı.
Akşam yemeğinden sonra yatmak için odama gittim. Yarın hastaneye gidecektim ama çalışmayacağım. Yarın hastaneyi gezmeye gidecektim. Yatmadan önce annem, babam ve kardeşlerimle konuştum. Hüseyin Eymen bir hafta sonra iki günlüğüne buraya gelecek. Bende gelmesine izin verdim. İki gün bile olsa kardeşimi görmek isterim.