3: soğuk adam

1187 Words
DİCLE ‎sabah erkenden uyanıp mutfağa girdim. Kahvaltıyı hazırlarken maral odasından çıkıp mutfağa girdi gerinerek "günaydın" dedi. Tebessüm ederek "hayırlı sabahlar maral" dedim. Bana yardım etmeye başladı. Kahvaltı hazır olduğunda masaya oturup kahvaltımızı etmeye başladık. Maral "bugün ne yapacaksın" dedi. ‎"eşyalarımı yerleştireceğim, sonra hastaneye gelip gezerim, en son da eve birşeyler alırım" dedim. Maral sevinçle "hastaneye geldiğinde yanıma gel olur mu" dedi. "tamam gelirim" "ayy ilk defa biri gelip beni görecek" dedi heyecanla. Güldüm "kız sana görücü gelmeyecek niye bu kadar sevindin" dedim. maral omuz silkti "sen bilmezsin, diğer doktorlara ayda bir kere bile olsa bir ziyaretçileri geliyor... Ama benim gelmiyor ve bu benim canımı yakıyor" dedi kırgın çıkan sesiyle. ‎Ayağa kalkıp ona sarıldım, o da bana sarıldı "merak etme bugün özellikle seni görmeye geleceğim, her hemşireye ben maral doktor için geldim diyeceğim oldu mu" dedim maral beni itti "Dicle ya sana da birşey denilmiyor" dedi gülerek. Yerime tekrar oturdum "sana da birşey demeye gelinmiyor" dedim. Maral kahvaltısını yapıp odasına gidince bende sofrayı kaldırdım. İşim bitince oturma odasına geçtim. Maral yanıma gelince para uzattı. Şaşkınlıkla "bu ne maral" dedim. "ev için alışveriş yapacaksın ya, onun için parayı getirdim" dedi. ‎"gerek yoktu, bu seferlik ben kendi param ile alacaktım" dedim. Ama maral beni dinlemeyip "Dicle alacağın herşeyi birlikte kullanacağız. Nasıl sana herşeyi kitleyebilirim ki, hadi al şunu" dedi mecburen aldım. Maral hastaneye gidince, bende kalkıp eşyalarımı odaya yerleştirdim. İki saat da Kur'an-ı Kerim okudum, on dakika da ailem ile konuştum. Saat 12.05 olduğunda artık hastaneye gitmem gerekiyordu. Odaya girip üzerimi giydim. ‎Hazır olduğum da evden çıktım. Hastane yürüme mesafesinde idi. Hastaneye geldiğimde önce biraz hastaneyi gezdim, sonra kadın doğumun olduğu kata gittim. Maral'ın olduğu kapıyı çalıp açtım, hasta yoktu maral ve stajyer doktor vardı "doktor maral müsait misiniz" dedim. Maral sevinerek "Dicle... Hoşgeldin, gel içeriye müsaitiz" dedi. odanın içine girip kapıyı kapattım. Maral "ayy Dicle iyi ki de geldin vallahi hasta görmekten bıktım" dedi. "Allah iyiliğini versin" Stajyer doktora elimi uzattım "merhaba" dedim. O da tebessüm ederek "merhaba siz..." dedi. ‎"bende doktorum. Çocuk doktoru dicle saraçoğlu, siz" dedim. Doktor stajyer "bende doktor adayı, ela göktürk" dedi. "tanıştığıma memnun oldum ela" dedim. Ela yermi bir yaşında, sarı saçlı, bir altmışbeş boyunda, çok tatlı bir kız, aslında hatay'lı ama doktorluk için İstanbul'a gelmiş. bir süre daha konuştuk ama kapı çaldığında konuşmamız yarıda kaldı. Bir kadın içeriye girdi "merhaba doktor hanım randevum vardı. Girebilir miyim" dedi. Bende ayağa kalktım "hadi akşama görüşürüz" dedim. Maral ve ela ayağa kalktılar. "hadi görüşürüz kardeşim" dedi. Ela'ya elimi uzattım "tanıştığıma çok memnun oldum ela, yarın tekrar görüşmek üzere" dedim. Ela elimi tutup sıktı. "bende çok memnun oldum dicle. Yarın görüşmek üzere" dedi. ‎Odadan çıktım. Kantine gidip kendime bir bardak kahve aldım, ortada olan masaya oturdum. telefona girip insta da biraz dolaştım. Karşımdaki sandalyeye biri oturunca, karşıma baktım. Soğuk ve keskin şekikde bana bakan adama baktım, sonra etrafıma baktım. Masların çoğu boştu ve o adam bilerek yanıma oturmuştu. Kendimi daha çok dikleştirdim "bir sorun mu var" dedim merakla. Yani o kadar masa boş olmasına rağmen adam gelip yanımda oturmuştu. ‎Adam aynı şekilde bana bakıyordu. Korkmadım desem yalan olurdu... Acaba zihinsel engelli mi. Diye iyice baktım. Beklemediğim anda adam konuştu "burada mı çalışıyorsun" sesindeki soğukluk içimi ürpertti. Farkında olmadan sesim titredi "E... evet. Burda çalışıyorum" adam beklemediğim bir şey daha dedi "doktor Dicle. Bu kıyafetinle zor olmayacak mı" siyah peçemi ve siyah çarşafımı kast ediyordu. Alışıktım bu soruya "hayır zor olmuyor" dedim. Muhtemelen bu hastanenin yöneticisi olmalı. Yoksa nasıl adımı bilecekti ki. ‎"iyi" dedi ve çekip gitti. Arkasından baktım sabır diledim "adam kesinlikle deli buna emin oldum" kesinlikle kafayı bana takacaktı. Off bir yöneticimiz eksikti. Hastaneden çıktım. Lojman yakınlardaki markete girdim, ve ev için alışveriş yaptım. elim, kolum dolu şekilde marketten çıktım. Eve nasıl geldim anlatamam. İkindi ezanından sonra yemek yapmaya başladım tavuk pilav ve türlü. Yemek yapmayı seviyordum ama annem mutfağa girmeme izin vermezdi. Her daim önceliğimin derslerim olmasını isterdi. ‎Yemek hazır olunca ocağın altını kapattım. Maral'ın hastaneden çıkış saati gelince salata da yaptım. Sofrayı hazır ettiğim halde maral daha gelmemişti. Telefon numarasını almayı unuttuğum için arayamıyordum da. Bir saat boyunca da bekledim. Maral'ın başına bir şey gelemesinden korktuğum için hastaneyi aradım. Görevli, maral'ın iki saat önce çıkış yaptığını söyledi. bekledim. Bir yarım saat boyunca da bekledim sonunda kapı açılınca hızla kapıya gittim. Maral ayakkabılarını çıkartmakla uğraşıyordu. ‎"maral nerede kaldın. Senin için çok endişelendim. Hastaneyi aradım saatler önce çıktığını söylediler" dedim. Maral yorgun şekilde gülümseyerek "işim çıktı tatlım. biraz yorgunum" dedi. Oturma odasına geçtik. Maral resmen bir çuval gibi kendini yüzüstü koltuğa bıraktı. Merakım ağır bastı "neden geç kaldın ki" dedim. Maral yüzünü bana çevirdi "boşver biri beni çağırınca yanına gittim" dedi. "erkek arkadaşın mı" dedim. Maral "hayır değil. Benim için önemli biri" dedi. Fazla konuşmak istemiyordu, bende artık soru sormadım. ‎Maral birden ayağa kalktı. Derin derin nefes aldı "bir dakika..." dedi ve tekrar kokladı. Acaba ter mi kokuyordum diye kendimi koklamaya başladım. Hayır kokmuyordum. Maral yavaş adımlarla mutfağa yöneldi ama bir avcı köpeği gibi havayı koklayarak gitti. "burası yemek... kokuyor" dedi. Bende peşinden mutfağa gittim. Maral masadaki yemekleri görünce "tanrım... sana şükürler olsun yemek" dedi ve sandalyeye oturduğu gibi masada ki yemekleri yemeye başladı. "maral dur. Soğumuş bu yemekler ısıtıp öyle yiyelim" dedim. ‎Ama kimin umurunda, maral kaşık kaşık yemekleri yediği gibi "ımmhh" gibi sesler çıkartıyordu. Güldüm "maral daha önce yemek yemedin mi" dedim. Maral ağzına tıktığı lokmayı yutup "elif sana birşey soracağım" dedi. Sorduğum soruya cevap vermemişti. Merakım daha ağır bastı "sor" dedim. Maral su içip "dünkü yemeğimiz neydi" niye bunu sordu ki. Acaba B12 mi kontrol ediyordu. Şaşkın şekilde "makarna" dedim. Maral başını sallayıp"ben tam üç aydır. Ya noodle, ya da makarna yiyorum. Üç ay sonra farklı bir yemek yiyorum" dedi. Ciddi olup olmadığını kontrol etmek için gözlerine baktım ama ciddiydi. ‎"arada sana yaparım bizim yöredeki yemekleri" dedim. Maral çığlık atıp bana sarıldı "bir tanesin sen. Vallahi yapmazsan sana kırılırım" dedi. Gülümsedim "tabiki. hafta sonu bizim yöredeki yemekleri yapacağım. Ama sende yardım edeceksin" dedim. Maral hızlı hızlı başını salladı "sen yap kölen bile olurum" dedi. "tamam hadi yemekleri yiyelim. Gerçi soğuklar ama neyse" dedim. Maral tabağına koyduğu yemekleri midesine gömme derdine düşmüştü. ‎Yemeğimizi yedikten sonra, maral yorgun olduğu için hemen odasına gidip yatmıştı. Bende gidip yattım yarın çalışmaya başlayacaktım. Ve işe yorgun şekilde gitmek istemezdim. Sabah altı da uyandım. Namazımı kılıp, Kur'an'ı Kerim okudum. Saat 07.37 gösterdiğinde mutfağa gidip kahvaltı hazırlamaya başladım. Kahvaltı hazır olunca maral da odasından çıkıp, sandalyeye oturdu ve kahvaltı etmeye başladık. ‎Hazırlanıp kapıda maral'ı beklemeye başladım. Maral gelince evden çıktık. Hastaneye geldiğimizde ikimizde ayrıldık. Bugün hastam yoktu. Daha çok daha önce olan doktorun dosyalarına baktım. Akşam mesaim bitince maral ile birlikte hastaneden çıktık. Eve gelip pratik yemek yapıp yedik. Sohbet eşliğinde çayımızı da içtik. sonra odalarımza çekilip, yattık. ‎Günlerimizin çoğu böyle geçti sabah kahvaltını yap, hastaneye git, akşam olduğunda eve gel, yemek ye ve uyu başkada değişik bir şey yoktu. Ben bir haftadır doktorluğumu yapıyordum. bir haftadır sadece üç kez ailem ile konuşmuştum. Onları özlesem de yapacak birşey yoktu. Yarın Hüseyin Eymen gelecekti. Kendi için bir otel odası tutmuştu. İki gün boyunca İstanbul'da kalacaktı. Bir nevi hem beni ziyaret edecekti, bir de gezecektik.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD