DİCLE
Havalimanın da eymen'in çıkış kapısında gelmesini bekliyordum. Uçağı iniş yapmıştı ama beyefendi gelmek bilmiyordu. Maral da benimle gelmişti. Evde canı sıkıldığı için benimle gelmek istemişti, bende gelmesine sevindim. Maral bıkkın bir nefes verdi "dicle, kardeşin ne zaman gelecek" dedi sabırsızlıkla. "birazdan gelir" dedim. Eymen, sonunda sırt çantasıyla dışarıya geldi. Elimi salladım. Eymen beni görünce bizim olduğumuz tarafa geldi. Maral kısık sesle "kardeşin bu mu" dedi.
"evet" dedim. Maral gülümseyerek "baya gideri var ha" şaşkın şekilde maral'a baktım. Eymen yanımıza gelince. Ona sarıldım. Eymen eğilip bana kocaman sarıldı. Kardeşim dev, ben cüceydim. Eymen den uzaklaştım. "nasılsın ablacım" dedim. "iyiyim abla sen nasılsın. Buraya alıştın mı" dedi.
"alıştım ablacım. Hem burası güzel, hemde hastanedeki insanlar" dedim. Eymen maral'a baktı. Maral hızla elini uzattı, ama Eymen kızların elini tutmadığı için. Maral'ın eline bakıp, elini göğsünün üstüne koyup "eyvallah kardeşim" dedi.
Maral elini indirip "hoşgeldin kardeşim. Ama ben senden büyüğüm bana abla desen daha iyi" dedi. Eymen "ben kime abla diyeceğimi gayette iyi biliyorum. Kardeşim" kardeşim kelimesine bastırarak söyledi. Maral sinirle hızla bana döndü "dicle..." dedi.
Hızla sözünü kestim "maral kusura bakma. Eymen sadece bana abla der diğer hiç kimseye söylemez. Onun gözünde herkes kardeştir" dedim. Maral birşey demeden arabaya bindi. araba maral'ındı "önce bize gidelim yemek yaptık. Yemekten sonra seni otele bırakırız" dedim.
Hüseyin eymen "olur abla. Çok açım vallahi" dedi. Arabaya bindik. maral arabayı çalıştırdı ve lojmana doğru gittik. Bir süre sonra maral bu sessizliği bozdu "sevgilin var mı yakışıklı" sesindeki alay anlaşılmayacak gibi değildi. Eymen "seni hiç ilgilendirmiyor. Kaardeşiimm" dedi.
Maral "sanada birşey denilmiyor. Seni alana acıyorum, kim senin gibi huysuzu alır ki" dedi. Eymen " asıl seni alana acıyorum. Senin gibi çenesine düşkün birini görmedim" dedi. Eğer aralarına girmez isem bunlara eve kadar bir birlerini yerler "tamam bak kavga istemiyorum dakka bir, gol bir oldu. Biraz iyi geçinin iki gün boyunca sık sık yüz yüze geleceksiniz" dedim. İkisi de sustu. Lojmanın önüne geldiğimizde arabadan indik. Maral da arabayı park etmeye gitti.
Eve girdiğimizde, Eymen elini yüzünü yıkamak için lavaboya girdi. maral gelince sofrayı kurduk. Eymen mutfağa gelince, sandalyeye oturdu. Masa hazır olduğun da. Bizde oturduk "annemler nasıl iyi mi" dedim.
Hüseyin Eymen çayını masaya bıraktı. "iyiler. Annem, Melek yengemin yanında kalacaktı. Ömür hasta olunca annem yanına gitti" dedi. Melek yengemin ikiz çocuklarından olan ömür zaten bu son günlerde baya hastalanır olmuştu. İnşallah çabucak iyileşir.
Bu gergin anı dağıtmak için "babam nasıl" dedim. Eymen "Allah'a şükür iyi... Benden söylemesi bir ay bile geçmeden gelirler" dedi gülümseyerek. Maral kahkaha attı. Ben ve eymen şaşkınlıkla ona baktık.
Maral "Dicle seni seven ailen var çok güzel" az önce kahkaha atan maral, şimdi kendini gülümsemek için zorluyordu "çok şanslısın" dedi. bir şey demedim. Galiba ailesini hiç tanımadığı için böyle kırgındı. Gerçi bende olsam üzülürdüm.
Eymen ile çay da içtik. Eymen yorgun olunca otele gitti. Maral ne kadar onu götürmek istesede. Eymen izin vermedi kendi gideceğini söyledi. Yarın hastaneyi gezdirecektim ona. sonra İstanbul'u birlikte gezecektik. Bende gezmemiştim, birlikte gezecektik.
Kahvaltıdan sonra maral ile dışarıya çıkıp arabaya bindik. Maral "kardeşin ile bugün nereleri gezeceksiniz" dedi. Ben buraları bilmiyordum ki "ben buraları bilmiyorum nasıl gezeceğiz" dedim. Maral gülümsedi "eğer sende istersen ben sizi gezdiririm" dedi. Sevinçle maral'ın boynuna atladım "vallahi isterim. Çok teşekkür ederim. maral iyiki de varsın" dedim. Maral "vallahi bu kadar sevineceğini bilseydim seni daha önce gezdirirdim" dedi. kolarından ayrıldım "daha önce fırsatımız mı vardı Allah aşkına" dedim.
"hadi gidelim Eymen bizi bekliyor" dedim. Maral arabayı çalıştırdı. Resmen yüksek sesle "bekle bizi İstanbul, altını üstüne getirip gezmedik yerini bırakmayacağız" dedi. Güldüm. "Allah iyiliğini versin maral" dedim. "tanrı iyiliği de, kötülüğü de verir. Sen merak etme" dedi.
Otelin önüne geldiğimizde Eymen kapıda bekliyordu. Bizi görünce arabaya bindi. "hayırlı sabahlar olsun" dedi. "hayırlı sabahlar" dedim. Maral "günaydın yakışıklı" dedi. Anlaşılan maral Eymen ile uğraşmadan duramıyor. Eymen, maral bir şey demedi. Bana baktı "nereye gidiyoruz ilk" dedi.
"önce hastaneye gidelim. Sonra seninle vakit geçireceğiz yakışıklı" dedi maral. Eymen sabır diledi. Hastaneye geldiğimizde. Eymen'e her yeri gezdirdik. Ama onun derdi başkaydı. Babamı görüntülü aramıştı ve hastaneyi gösteriyordu. Ahh babam illaki güvende olduğumu bilmez ise içi rahat etmiyor. Hayır kim bana zarar verebilir ki.
Hastaneden çıktık. Bir çok yeri gezdik, Hatta fazlasıyla gezdik. İstanbul güzel bir yer ama her güzelliğin bir kusuru olur. Öğle namazını kılmak için camiye gitmiştik. Eymen erkekler bölümüne giderken, ben ve maral kadınlar tarafına gittik. Ben öyle namazını kılarken, maral köşede oturmuştu. Maral namaz kılmadığı için sadece gelip oturmuştu.
Dışarıya çıktığımızda Eymen dışarda bizi bekliyordu. Yanına gittik. Eymen "hadi bir şeyler yiyelim gezmek acıktırdı" dedi. Maral "yakışıklı haklı. Bende çok acıktım. Buraya yakın bir yerde restoran var oraya gidelim. Çook lezzetli ev yemekleri yapıyorlar" dedi. "hadi gidelim bende acıktım. Karnım bile guruldamaya başladı" dedim.
Yemeğimizi yedikten sonra kafeterya ya gittik. Orada kahvemizi içtikten sonra gezmeye devam ettik. Sahile geldiğimizde. Eymen "benim küçük bir işim var birazdan gelirim" dedi. "tamam ama çabuk gel seni bekleyeceğiz" dedim. "tamam ablam" deyip gitti. Banka oturduk. Maral'a döndüm "ee sevdiğin var mı" dedim.
Maral bana dönmeden derin bir nefes çekti. Başını salladı "var... Ama imkansız" dedi. Ayağa kalktı "şey... dicle ben az önce bir tanıdığımı gördüm. Bir gidip onu görsem" "olur sorun değil seni burada bekledim" dedim. "birazdan gelirim" deyip gitti.
Yalnız kalmıştım. Ama bu sessizlik hiç rahatsız etmiyordu. Denize baktım çok güzel manzara. Önümde insanlar geçiyordu, kimisi eşiyle, kimisi arkadaşıyla. İstanbul güzel bir şehir be. Yanıma yaşlı bir kadın oturdu. Ona döndüm, gözleri kör gibiydi. Hani göz bebeğimiz kahverengi ve küçük noktası olan iris rengi siyah olur ya. Kadının ki ise sadece siyah iris vardı göz bebeği yoktu.
Kadın bıkkın bir nefes verdi ve yumuşak sesiyle konuştu "güzel kızım peçeten var mı" dedi "var teyze bekle vereyim" dedim. Çantamdan peçeteyi çıkarttım ve kadına verdim. ama almadı sadece elimi tutuyordu "Allah razı olsun güzel kızım. Keşke bahtın da senin kadar güzel olsaydı" dedi.
Hayır kadın hem kör, hemde benim bu halimle yüzümü bile görmeden güzel olduğumu söylüyordu. Kadın galiba iyi değil. Kadının dudağı kıvrıldı "deli olduğumu düşünme. Ben deli değilim" dedi. Nefes alıp devam etti "sana bir şey diyeceğim. Ne söylersem bu sana bağlı bunu bil..." kadın ne diyecek acaba diye merak da ettim.
Yine dudağı kıvrıldı "bu merakın bir başına bela olacak benden söylemesi" vallahi kadın zihnimi okuyor. Ben galiba iyi değilim... Evet kesinlikle ben iyi değilim... ve bu bir rüya. Kesinlikle yorgunluktan hayal görmeye başladım.
"ne ben deliyim, nede sen hayal görüyorsun... Kızım kendine dikkat et. Hiç olmayacak şeyler başına gelecek. Ama sana şunu söyleyim... Bu sana bağlı... Ya sahip çıkacaksın, yada kaybedeceksin. Bu tamamen sana bağlı olacak" dedi. Elimi dizime koydu "son olarak da 9 Mart'a dikkat et. O gün biri tekrar dirilirken, bir diğeri kendini yok edecek" dedi ve benim konuşmama bile izin vermeden ağır adımlarla gitti.
Bu yaşlı ve kör teyze kimdi. Neden böyle bir şey söyledi ki. Hayır rüya da görmedim, kabus da görmedim. Bu kadın kimdi ve neden bana bunları dedi. Bir sorun var ve anlamamıştım.
kalkmak istedim, kadına ne demek istiyorsun demek için kalmak istedim olmadı... kalmak için çabaladım ama sanki üzerimde ağır birşey varmış gibi ne kalkabildim, nede konuşabildim. Sanki dilim lal, bedenim felç geçirmiş gibiydi. Ve ben bu duyguyu çok iyi biliyorum k*rabasan. Ama şuan uymuyordum. Bu k*rabasan olmadığını anladım. Ben az önce kiminle konuştum.
Ben gerçekten hayal görmediğime eminim ama sanki kadın beni büyülemiş gibiydi... Bir süre sonra tüm konuşmamızı unutmuş sadece "ya sahip çıkacaksın, yada kaybedeceksin" bir tek bunu hatırlıyorum. Allahım deliriyorum galiba. Off bir tek bunu hatırlamam da çok tuhaf.