25 Bölüm

502 Words

Bahçenin kapısında beliren o siyah araçtan inen kişi, Reşat’ın yıllardır görmediği ama adını dilinden düşürmediği küçük kardeşi Hamza’ydı. Hamza, abisi Reşat gibi dağ adamı değil, deniz tutkunu bir balıkçıydı. Üzerinde hafif ıslanmış bir yağmurluk ve elinde Yalova açıklarından yeni tuttuğu devasa bir levrekle içeri girdi. "Abilerin gülü!" diye bağırdı Hamza, balığı havaya kaldırarak. "Bak bakalım bugün deniz bize ne kısmet ayırmış!" Reşat, kardeşini görünce az önceki ciddiyetinden eser kalmadı, kollarını iki yana açıp Hamza’yı kucakladı. "Ula kerata! Tam vaktinde geldin. Bak burada kimler var; aslan kardeşim Yusuf Ali ve güzeller güzeli gelini Gülay." Hamza, elindeki balığı Meryem Abla’ya teslim ettikten sonra masaya yaklaştı. Yusuf Ali ile samimiyetle tokalaştılar. Gülay, Hamza’nın o d

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD