Gece, Mardin’in üzerinde bir kefen gibi asılıydı. Gökyüzü bulutsuzdu, ama yıldızlar bile sanki utancından yüzünü çevirmişti bu şehre. Konak, derin bir sessizliğe gömülmüş, karanlık bir hayalet gibi yükseliyordu. Gecenin o vaktinde, sadece rüzgârın kuru dallarda çıkardığı hışırtı duyuluyordu. Ve o sessizlikte, Mevâ konaktan çıkıyordu. Oğlunu bulmaya.. Ayakları sessiz, bakışları boştu. Rozâ ve Hümâ ilaç içtiğini sanarak huzurla odadan ayrıldıklarında, Mevâ çoktan kararını vermişti. Gözleri aynadaki yansımasından bile kaçıyordu artık. Yatağın kenarına ilişmiş, ilaç kutusunun kapağını açmış ama içmeden çöp kutusuna atmıştı hepsini. Tıpkı günlerdir yaptığı gibi. Sakinleşmek istemiyordu, uyumak istemiyordu.. Bir tek evladıydı onun derdine derman.. Elindeki son dermanı da canını Söke söke

