8. BÖLÜM

1998 Words

Güneş daha da yükselmiş, şehir yavaş yavaş tam anlamıyla uyanmıştı. Öğle vakti yaklaşırken ışık artık yumuşak bir altın sarısından çıkmış, daha net, daha keskin bir parlaklığa dönüşmüştü. Işınlar, binaların camlarında değil, doğrudan taşların, asfaltın, metal korkulukların üzerine vuruyor, her yüzeyi adeta yeniden boyuyordu. Kaldırımlar, gece boyunca yağmurun ıslattığı yerlerde hâlâ hafif nemliydi; ama o nem artık rahatsız etmiyor, aksine güneşin altında minik buhar zerrecikleri oluşturarak havaya yükseliyordu. Her taşın üzerinden hafifçe parlayan toz ve su zerrecikleriyle ışık oyunları yaratıyordu; bir adım attığımızda, o zerrecikler havada dans ediyor, güneş ışığını kırarak etrafa minik gökkuşağı parçaları saçıyordu. O ışık oyunları, sanki şehir kendi kendini kutluyordu; her yansıma, her

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD