Isabel gözlerini açtı ve bana baktı. Gözlerinde hala bir çelişki vardı, ama bu sefer daha azdı. “Evet,” diye fısıldadı. “Seni istiyorum.”
Bu sözleri duymak, beni daha da heyecanlandırdı. Ona daha da yaklaştım, dudaklarımı onunkine yaklaştırdım. “O zaman kendine yalan söyleme,” diye fısıldadım. “Vücudunda aksini söylerken; yoksa yalan söylersen seni cezalandırırım.”
Isabel’in “Evet... efendim.” cevabı odanın sessizliğinde yankılandı. Bu iki kelime, onun içindeki savaşın bir an için durduğunu, direncinin kırıldığını gösteriyordu. Direncini kırmam, bana itaat edeceğini gösteriyordu. Dudaklarım onunkine yaklaştı, ama öpmeden önce, gözlerine baktım. O bulutlu, çelişkili bakışlarında bir şeyler değişmişti. Artık sadece teslimiyet değil, bir tür kabullenme vardı.
“Güzel.” diye fısıldadım, dudaklarım neredeyse onunkine değecek kadar yakın. “Çünkü beni durduramazdın zaten.”
Isabel’in nefesi hızlandı, göğsü hızlı hızlı inip kalkarken, ellerimi onun beline doğru kaydırdım. Teninin soğukluğu parmak uçlarımda hissediliyordu, ama içimde yanan ateş her şeyi unutturuyordu. Onu kendime daha da çektiğimde, Isabel’in dudakları hafifçe aralandı ve nefesi benimkine karıştı. “Beni becer,” diye mırıldandı, sesi titrek ve boğuktu. “Lütfen efendim...”
Bu sözler, içimdeki ateşi daha da körükledi. Onun sesindeki o titrek, yalvaran ton, beni daha da kendine çekiyordu. Isabel’in gözleri, benimkine baktığında, her şey daha da derinleşiyordu. Bakışlarımız, kelimelere dökülmeyen duyguları taşıyor, birbirimize olan bağlılığımızı, tutkumuzu, hatta korkularımızı bile ifade ediyordu. Onun gözlerinde kendimi görüyordum, tüm kusurlarımla, tüm çıplaklığımla. Ve biliyordum ki, o da benim gözlerimde aynı şeyi görüyordu. Bu, bizi birbirimize daha da bağlıyordu.
Ellerim, Isabel’in belinde geziniyor, her kasını hissediyordu. Parmak uçlarım, onun omurgasını takip ediyor, her kıvrımını keşfediyordu. Onun bedeni, benim için bir haritaydı ve her dokunuşum, bu haritayı daha da öğrenmemi sağlıyordu. Onun teni, benim tenime değdiğinde, her şey daha da anlamlanıyordu.
“Hım...” diye mırıldandım, dudaklarımı boynuna kaydırırken. “Elbette tatlım İzzy.”
Isabel’in gözleri kapandı, başını geriye attı ve boynunu açtı. Dudaklarım tenine değdiğinde, hafifçe titredi. Parmaklarım belinde gezindi, korsesinin dantellerini hissederek. Onu daha da yakınıma çektim, bedenimiz birbirine yapışmıştı. Isabel’in elleri omuzlarıma kaydı, tırnakları hafifçe tenime batarak beni kendine çekti.
“Isabel,” diye fısıldadım, dudaklarım kulak memesine yaklaşırken. “Seni istiyorum. Her şeyinle birlikte.”
Isabel’in cevabı bir inilti oldu. Ellerim belinden kayarak, kalçalarına doğru indi. Onu kavradığımda, Isabel’in bedeni bana doğru itildi. Gözlerini açtı ve bana baktı. O an, gözlerindeki çelişki tamamen kaybolmuştu. Artık sadece arzu vardı. Klotritisinin içinde duran parmağımı daha derine gömdüm. İki eli göğsüme yapıştı. “Yumuşaklar...” diye fısıldadı, sesi neredeyse duyulamayacak kadar hafif. Kendinden geçmiş bir haldeydi. Bu sözler üzerine, dudaklarım onunkine sonunda değdi. Öpüşümüz yavaş ve keşif doluydu, her anı hissederek. Dudakları soğuktu, ama içinde bir ateş yanıyordu. Ellerim saçlarına daldı, onu bana daha da yaklaştırırken, Isabel’in elleri kollarıma tutundu. Parmağımı ileri-geriye doğru hareket ettirmeye devam ettim.
Odayı kaplayan sessizlikte, sadece nefeslerimiz ve hafif iniltiler duyuluyordu. Isabel’in bedeni bana karşı gevşemişti, ama her dokunuşumda titriyordu. Eğildim ve dudaklarım boynuna, omuzlarına kaydı, teninin her santimini keşfederken, Isabel’in nefesi daha da hızlandı. Tenine öpücükler dizerken, parmağımı kloritisinden çıkardım. Suyu uylukları arasından akarken, kendimi ona bastırdım. Elleri elbisemin eteklerini kalçalarıma doğru kaldırmasına izin verdim.
“Isabel,” diye fısıldadım, sesimdeki tutku ve arzu açıkça belli oluyordu. Bacaklarının üzerine yerleşirken, onun bedeninin sıcaklığını hissettim. Ayak bileklerini nazikçe kavradım, parmak uçlarım teninin soğukluğunu hissederken, içimdeki ateş daha da alevleniyordu. Bacaklarını yavaşça genişçe araladım, her hareketimde onun bedenine olan saygımı ve arzumu belli ediyordum.
Tüysüz ve pürüzsüz kadınlığını gördüğümde, içimde bir heyecan dalgası yükseldi. Onun bedeni, bir sanat eseri gibiydi, her kıvrımı, her çizgisi mükemmeldi. Vajinası, tamamen açılmış, beni bekliyor gibiydi. Dudakları hafifçe aralanmış, içindeki nemli sıcaklık dışarıya doğru sızıyordu. Her detayı, her kıvrımı, beni daha da cezbediyordu. Vajinasının dudakları, hafifçe pembemsi bir renge sahipti, tenini Onun bedeni, kusursuzdu, her kıvrımı, her çizgisi mükemmeldi. Seğiriyor ve aşağı yukarı kıpırdanıyordu, bu hareketler onun arzusunu ve heyecanını açıkça gösteriyordu. Bacaklarını biraz daha hafifçe benim için araladı, bu hareketiyle bana olan güvenini ve teslimiyetini gösteriyordu.
Isabel’in vajinası, benimkine her değdiğinde, hafifçe irkiliyordu. Tenlerimizin birbirine değdiği noktada, soğuk ve sıcak birbirine karışıyor, her temas içimizdeki arzuyu daha da körüklüyordu. Kalçamı ileri doğru hızla, geriye doğru yavaşça hareket ettirdiğimde, Isabel’in bedeni bana karşılık verdi. Kalçasını hareket ettirerek, bacaklarımın arasına kaydırdı. Bu hareket, aramızdaki sürtünmeyi daha da artırıyor, her temasın yarattığı haz dalgasını daha da güçlendiriyordu.
Ellerim, Isabel’in belinde geziniyor, her kasını hissediyordu. Parmak uçlarım, onun omurgasını takip ediyor, her kıvrımını keşfediyordu. Onun bedeni, benim için bir haritaydı ve her dokunuşum, bu haritayı daha da öğrenmemi sağlıyordu. Onun teni, benim tenime değdiğinde, her şey daha da anlam kazanıyordu. Isabel’in gözleri kapandı, dudaklarından hafif bir inilti döküldü. Ardından dudaklarını şehvetli bir biçimde ısırdı. Bu sesi duyduğumda, içimde bir şeyler kıpırdandı. Isabel’e daha da yaklaştım, bacaklarımı ona daha sıkı doladım. Bedenlerimiz birbirine kenetlenmiş, her hareketimiz uyum içindeydi.
Isabel ellerini havaya kaldırdığında, ellerinden tuttum ve parmaklarımızı birbirine kenetledim. Hızlanan hareketlerim Isabel’in bedeninde bir titreme yarattı. İkimizin de nefesleri hızlanmıştı. Bacaklarının arasında kendi bacağımı hafifçe hareket ettirdim. Bu hareket, Isabel’de tarifi olmayan bir zevk dalgası etkisi yarattı.
Bedeni hafifçe kıvrıldı, dudaklarından yine o hafif iniltiler döküldü. “Sürtünmeye devam et, bu mükemmel! Mükemmel!” diye fısıldadı, sesi titrek ve boğuktu.
Oda, artık sadece Isabel’in nefesleri ve hafif iniltileriyle doluydu. Isabel bana daha da yaklaştı, alt dudaklarımız her sürtünmede sulu bir öpücükle kayıyor, aramızdaki tutkuyu daha da körüklüyordu. Onun dudaklarının yumuşaklığı, teninin soğukluk hissi beni kendimden geçiriyordu. Ellerini başının üzerine bastırarak üzerine eğildim, kalçamı onun kalçasına sürtmeyi sürdürdüm. Her hareketimizde bedenlerimiz daha da kenetleniyor, aramızdaki mesafe eriyordu.
Göğüslerimi onun göğüslerine bastırdım. Tenimizin birbirine değdiği her noktada bir elektrik akımı gibi bir his yayılıyor, içimdeki arzu daha da kabarıyordu. Isabel’in nefesi hızlanmış, gözleri kapanmıştı. Dudakları aralanmış, beni bekliyor gibiydi. Düşünmeden, kendimi kaybetmiş bir halde, inildeyen aralık dudaklarına kapandım. Öpüşümüz yavaş ama tutkuluydu, her anı hissederek yaşıyorduk. İtiraz etmedi, tam tersine bana karşılık verdi. Dudakları benimkilerle dans ediyor, her dokunuşta içimdeki ateşi daha da körüklüyordu.
Ellerim onun belinde geziniyor, teninin soğukluğunu hissediyordum. Parmak uçlarım onun kalçalarına kaydı, her dokunuşta Isabel’in bedeni hafifçe titriyordu. Onu kendime daha da yakınlaştırdım, bacaklarımız birbirine dolanmış, bedenlerimiz tamamen uyum içindeydi. Isabel’in elleri saçlarıma daldı, beni kendine çekti. Öpüşümüz derinleşti, nefesimiz birbirine karıştı. Her anı hissetmek, her dokunuşu yaşamak istiyordum. Dudaklarımı daha fazla dayanamayarak ısırdı ve çenemden göğüslerime akan kanı iştahla yaladı.
“Bana teslim ol,” diye fısıldadım, sesimdeki otorite ve tutku açıkça belli oluyordu. Isabel gözlerini kapattı, dudakları hafifçe aralandı ve “Sana her zaman teslimim, efendim,” diye karşılık verdi, sesi titrek ve boğuktu. Bu sözler, içimdeki ateşi daha da körükledi. Hızlanan hareketlerimle, Isabel’in bedeninde bir titreme yarattım. Her itişim, onu daha da derinlere çekiyor, bedenini daha da gevşetiyordu.
İkimizin de nefesi hızlanmıştı, odanın içi nefes alışverişlerimiz ve hafif iniltilerle doluydu. Isabel’in bacaklarının arasında kendi bacağımı hafifçe hareket ettirdiğimde, onun bedeni aniden gerildi. “Ah, evet! Devam et, lütfen devam et!” diye inledi, sesi titreyerek odanın duvarlarında yankılandı. Bu hareket, Isabel’de tarifi olmayan bir zevk dalgası etkisi yarattı. Bedeni hafifçe kıvrıldı, dudaklarından yine o hafif iniltiler döküldü. “Sürtünmeye devam et, bu mükemmel! Mükemmel!” diye fısıldadı, sesi boğuk ve tutkuluydu. Onun bu halini görmek, beni daha da tahrik ediyor, içimdeki arzuyu daha da körüklüyordu.
Oda, artık sadece Isabel’in nefesleri ve hafif iniltileriyle doluydu. Isabel bana daha da yaklaştı, alt dudaklarımız her sürtünmede sulu bir öpücükle kayıyor, aramızdaki tutkuyu daha da körüklüyordu. “Seni hissetmek... Seninle bir olmak... Bu tarifsiz,” diye mırıldandı, nefesi kesik kesikti. Onun dudaklarının yumuşaklığı, teninin soğukluk hissi beni kendimden geçiriyordu. Ellerini başının üzerine bastırarak üzerine eğildim, kalçamı onun kalçasına sürtmeyi sürdürdüm. Her hareketimizde bedenlerimiz daha da kenetleniyor, aramızdaki mesafe eriyordu. “Bana daha fazlasını ver,” diye yalvardı, gözleri kapalı, dudakları titreyerek.
Göğüslerimi onun göğüslerine bastırdım, tenimizin birbirine değdiği her noktada bir elektrik akımı gibi bir his yayılıyordu. Isabel’in nefesi hızlanmış, gözleri kapanmıştı. Dudakları aralanmış, beni bekliyor gibiydi. “Beni öp,” diye fısıldadı, sesi neredeyse duyulamayacak kadar hafif ama içinde bir yalvarış vardı. Düşünmeden, kendimi kaybetmiş bir halde, inildeyen aralık dudaklarına kapandım. Öpüşümüz yavaş ama tutkuluydu, her anı hissederek yaşıyorduk. İtiraz etmedi, tam tersine bana karşılık verdi. Dudakları benimkilerle dans ediyor, her dokunuşta içimdeki ateşi daha da körüklüyordu. “Seninle her şey daha karmaşık ama güzel,” diye mırıldandı, öpüşümüzün arasında nefes nefese kalmıştı.
Ellerim onun belinde geziniyordu, teninin soğukluğu parmak uçlarımda hissediliyordu. Her dokunuşumda Isabel’in bedeni hafifçe titriyor, adeta bana karşılık veriyordu. Parmak uçlarım kalçalarına kaydığında, “Daha fazlasını istiyorum,” diye inledi, sesi titrek ve arzulu. Bu sözler, içimdeki ateşi daha da körükledi. Onu kendime doğru çektim, bacaklarımız birbirine dolanmış, bedenlerimiz tamamen uyum içindeydi. Isabel’in elleri saçlarıma daldı, beni kendine çekti. Öpüşümüz derinleşti, nefesimiz birbirine karıştı. Her anı hissetmek, her dokunuşu yaşamak istiyordum.
Dudaklarımı boynuna kaydırırken, “Sen benimsin,” diye fısıldadım. “Evet, seninim,” diye karşılık verdi, sesi yalvarış ve teslimiyetle doluydu. Bu sözler, içimdeki tutkuyu daha da alevlendirdi, dudaklarımı ona sertçe bastırdım.
Öpüşümüz yoğun ve şiddetliydi, her dokunuşta içimizdeki tutku daha da alevleniyordu. Dudaklarımız birbirine kenetlenmiş, nefeslerimiz birbirine karışmıştı. Her temas, her hareket, içimizdeki arzuyu daha da körüklüyordu. Bacaklarımız birbirine dolanmış, bedenlerimizin birleşimi ve sürtünmesi tam bir uyum içindeydi. Her dokunuş, bir öncekini aratmayacak kadar derin, bir sonrakini bekleyecek kadar tutkuluydu. Bacaklarının arasında hissettiğim ıslaklık, bir nehir gibi akarken Isabel bir patlama yaşadı. Bedeni hafifçe kıvrıldı, dudaklarından yine o hafif iniltiler döküldü. “Harikasın!” diye inledi, sesi titreyerek odanın duvarlarında yankılandı.
Son bir kez baştan sona tenlerimiz birbirine işledikten sonra bende Isabel’in üzerine fışkıran sularımla boşaldım ve nefes nefese Isabel’in üzerine uzandım. Soğuk nefesi, kulaklarımın dibinde hissediliyor, her nefes alışverişinde üzerinde yükselip alçalıyordum.İkimizde bu anın tadını çıkarıyorduk ve Isabel, bana teslim olmuştu. O da artık bana aitti.
Isabel’in bedeni, benimkine tamamen teslim olmuştu. Onun üzerine yığıldığımda, tenimizin birbirine değdiği her noktada bir sıcaklık yayılıyordu. Nefesimiz hâlâ hızlıydı, göğüslerimiz birbirine değiyor, kalplerimizin hızlı atışları senkronize olmuş gibiydi. Isabel’in elleri, sırtımda geziniyor, her kasılışımda beni daha da kendine çekiyordu. Onun teni, benim tenime yapışmış, terimiz birbirine karışmıştı. Bu yakınlık, bana tarifsiz bir huzur veriyordu.
Isabel’in gözleri kapalıydı, ama dudakları hafifçe aralanmış, nefes alıp veriyordu. Onun yüzündeki ifade, tamamen rahatlamış ve tatmin olmuş bir halini yansıtıyordu. Dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirmişti, sanki yaşadığımız anın tadını çıkarıyor gibiydi. Ellerim, Isabel’in saçlarında geziniyor, her telini hissediyordum. Saçlarının kokusu, teninin soğukluğu, nefesinin hafifçe enseme değmesi, her şey birbirine karışıyordu Onun yüzündeki ifade, tamamen rahatlamış ve tatmin olmuş bir halini yansıtıyordu. Dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirmişti, sanki yaşadığımız anın tadını çıkarıyor gibiydi. Ben de ona bakarken, içimde bir sıcaklık hissettim. Onunla olmak, onunla bir bütün olmak, benim için her şeyden öte bir huzurdu.
Ellerim, baştan sona Isabel’in saçlarında geziniyor, her telini hissediyordum. Saçlarının kokusu, teninin sıcaklığı, nefesinin hafifçe enseme değmesi, her şey birbirine karışıyordu.
Av artık avcıydı.