Celal Bey'in dudaklarından "öldür" emri döküldü. Belimdeki silahı çekip adamın kafasına dayadım. Bakışlarım hâlâ küçük kızın üzerindeydi; onun korku dolu bakışları da benim üzerimdeydi. "Babanı öldürmemi istiyor musun?" dedim. Celal Bey'in yüzündeki gülümseyen ifade silindi, yerini büyük bir öfke aldı. Masadan tek bir çıt çıkmıyordu. Nefes bile almadan bizi izlediklerini biliyordum. Herkesin "Celal'in köpeği" dediği Mühre, ilk kez sahibine karşı gelmişti. Onun emrini dinlememiş, küçük bir kızın emriyle hareket edecekti. Sonuçlarını birazdan hep beraber öğrenecektik. Eğer "Babamı öldürme," derse öldürmezdim. Şerefsiz bir adam olduğu belliydi ama belki iyi bir babaydı; kızını seviyor, ona baba sevgisini hissettirebiliyordu. Ölüm korkusuyla söylediklerine değil, küçük kızının dudaklarından

