Sabahın ilk ışıkları odaya sızdığında kalbim hâlâ dün gecenin ağırlığını taşıyordu. Cihan’ın sıcak nefesi, göğsümdeki o düzenli ritim, kalbimin telaşı… Her şeyi unutmak istedim ama mümkün olmadı. Uyandığımda o yanımda yoktu, sadece yastığın üzerinde kalmış parfüm kokusu vardı. O kokudan bile kaçtım. Sanki biraz daha koklarsam yeniden o gecenin sıcaklığına, o karışık duyguların içine çekilecektim. Kahvaltıya inmedi. Belki de bilerek kaçtı. Ama ben ondan daha iyi kaçardım. O günden sonra her sabah, her adımda, her nefeste ondan kaçtım. Koridorlarda sesini duyduğumda başka bir yöne saptım. Bahçede yürürken ayak seslerini fark ettiğim an arka kapıdan içeri girdim. Bir ara avluda karşılaşacaktık neredeyse, kalbim deli gibi atmaya başladı. O kadar panikledim ki hizmetlilerin çamaşır iplerinin a

