+21 Bornoz Altında Şehvet

832 Words
Banyoya gidip duşunu aldı. Suyun sıcaklığı teninde gezinirken, her damlanın Azad’ın hayalindeki dokunuşu gibi olduğunu hayal etti. Özenle kurulandı, tenine hafif, baştan çıkarıcı bir vanilya kokulu losyon sürdü. En güzel dantelli, en zarif, en vücut hatlarını ortaya çıkaran iç çamaşırını giydi. Bornozunun kemerini sıkıca bağladı, ama öyle ki, en ufak bir hareketle, altındaki dantellerin ve dolgun göğüslerinin hatları belli olacak şekilde. Odaya geri döndü ve saçlarını aynanın karşısında yavaş yavaş taramaya başladı. Her fırça darbesi, bir gerilim, bir beklenti katmanı daha ekliyordu havaya. Kalbi, göğsünde adeta çırpınıyordu. Pencereden, bahçedeki ağaçların arasından ayın ışığı süzülüyor, odanın içini gizemli bir aydınlıkla dolduruyordu. Ve nihayet, beklediği o ses geldi. Ağır, kararlı adımlar. Koridorda yankılanan ayak sesleri. Kapısının önünde durdu. Tak. Tak. Tak. Havin, son bir kez aynada kendine baktı. Gözlerinde kararlılık ve dizginlenemez bir arzuydu okunan. Bornozunun yakasını hafifçe araladı. Derin bir nefes aldı. “Girin,” dedi sesi hafifçe titreyerek, tam kırılgan ve masum görünmek istediği gibi. Kapı açıldı ve Azad Ağa içeri girdi. Geniş omuzlarıyla kapıyı neredeyse tamamen dolduruyordu. Üzerindeki resmi kıyafetleri çıkarmış, daha rahat bir pantolon ve gömlek giymişti. Elinde, her zamanki gibi, katlanmış birkaç banknot vardı. “İyi akşamlar, güzelim. Uyuyamadın mı?” diye sordu sesi her zamanki gibi sıcak ama mesafeliydi. Havin, aynadan ona döndü. Hafifçe gülümsedi. “Hayır, Ağam. Duş yeni aldım da. Saçlarımı kurutuyordum.” Azad’ın gözleri, bir anlığına Havin’in ıslak, dalgalı saçlarına, sonra bornozunun hafifçe aralanan yakasından gözüken kadifemsi tenine kaydı. Nefesi bir an kesildi. Bir ay boyunca onu hep ‘kızım’, ‘kardeşim’ diye görmeye çalışmıştı. Ama şu an karşısında duran, olgunlaşmış, çekici, baştan çıkarıcı bir kadındı. Bornozunun ince kumaşı, altındaki vücudun tüm dolgun ve diri hatlarını belli ediyordu. “İşte... işte bu,” diye sertçe yutkundu, elindeki parayı uzatırken. “Al, ihtiyacın olan bir şeyler alırsın. Gez, toz, kafan dağılır.” Havin, parayı almak için uzandı. Hareketi kasıtlıydı. Bornozunun kolu geri kaydı ve bileğinden dirseğine kadar olan pürüzsüz teni ortaya çıktı. Parmakları, Azad’ın avucuna hafifçe değdi. Bir elektrik çarpmış gibi oldu Azad. “Çok teşekkür ederim, Ağam,” dedi Havin, gözlerini onunkinden ayırmadan. Sesini biraz daha alçaltıp, boğuklaştırarak. “Ama... kafamı dağıtacak şey para değil ki.” Azad, boğazını temizledi. Bakışlarını Havin’in gözlerine odaklamaya çalışıyor, ama ister istemez aşağıya, bornozunun kemerine, oradan da açılan yakaya kayıyordu. “Ne... ne istiyorsun o zaman? Söyle, getirteyim.” Havin, bir adım daha yaklaştı. Aralarında sadece bir karış mesafe kalmıştı. Azad’ın ılık nefesini, onun üzerinde olan etkiyi hissedebiliyordu. Vanilya kokusu odayı sarıyordu. “Biliyor musun ağam,” diye fısıldadı dudakları Azad’ın kulağına çok yakındı. “Her akşam, siz bu parayı getirdiğinizde, aslında başka bir şey umuyorum.” Azad’ın kalbi, göğüs kafesinde gümbürdüyordu. Yıllardır içini kemiren, ama bir türlü itiraf edemediği, etmeye cesaret bulamadığı arzu, birden bir canavar gibi uyanmıştı. “Neymiş o?” diye sordu, sesi iyice kalınlaşmış, şehvetle dolmuştu. Havin, artık son hamleyi yapma zamanıydı. Yavaşça bir elini kalçasına götürdü. Bornozunun eteğini hafifçe yukarı çekti, dantelli külotunun üstünden, dolgun kalçasını okşamaya başladı. Bakışları, Azad’ın gözlerinin içine işliyor, içindeki tutkuyu, isyanı, yılların özlemini anlatıyordu. “Sen,” diye fısıldadı nefesi Azad’ın dudaklarına değercesine. “Sadece siz, Azad Ağa. Uzun zamandır... sadece seni istiyorum.” Bu cümle, Azad’ın içindeki son direnci de yıktı. Gözlerinde şimşekler çaktı. Artık karşısında koruması gereken masum bir kız yoktu. Karşısında, yıllardır hayalini kurduğu, arzuladığı, ama bir türlü dokunamadığı bir kadın duruyordu. “Karım, yani ablan, yan odada uyurken altıma mı yatacaksın Havin?” diye sordu, sesi şehvet ve biraz da inanmazlıkla doluydu. Ama elleri, artık kendi kontrolünde değildi. Bir eli, Havin’in bornozunun yakasını hafifçe araladı, diğeri ise onun bıraktığı yerden, kalçasının yumuşak hatlarını avuçlamaya başladı. Havin, zafer anının verdiği coşkuyla, kendini Azad’ın kucağına attı. Kollarını onun boynuna doladı. “Evet ağam, yıllardır aşığım sana. Ablam bunu bile bile inadına evlendi aeninle! Madem öyle, sonuçlarına katlansın.” Azad bu duruma iyice keyiflendi. Bu kızı yıllardır arzuluyordu ve şimdi fırsat ayağına gelmişti. Ona bir şey sormak için odaya girdiğinde duştan yeni çıktığını ve iç çamaşırlarıyla olduğunu görünce aklını yitirmişti. Aklı anında önünde ki fazlalığa yöneldi. Sonra da Havin ona cilveli bir şekilde bakıp külotunun üzerinden kadınlığını okşayınca hepten delirmişti. “Öyleyse seni deli gibi sikmem hoşuna gidecek he Havin?” Havin şehvetle yıllardır aşık olduğu Ağa’nın kucağına oturdu. “İsterim ağam. Bunun hayalini kurdum hep. Sen ablamla yan odada birlikte olurken, ben de burada kendimi tatmin ettim. Sanki beni beceriyormuşsun gibi hayal ettim.” Azad ağa duyduklarıyla daha da azdı. Bir an önce bu koca memeli ve güzel kalçalı kızı sikmeliydi. Onun da hayalleri gerçekleşecekti, kız farkında değildi. “İstediğini sana vereceğim yavrum. O taze kadınlığını seve seve sikeceğim.” Havin heyecanlandı, hevesle inip kalkan göğüslerini daha da öne çıkardı. Azad ağa şehvetle baktı göğüslere. Ardından bir elini götürüp aylardır hayali olan şeyi yaptı ve avuçlarıyla yoğurmaya başladı. Havin ise kendini tutamayıp kendini Azad ağanın aletine sürtmeye başladı. Çoktan sırılsıklam olmuştu. Hem de ablası Zehra, sadece ince bir duvarın ötesinde, yan odada derin bir uykudayken. Havin’in intikamı, en tatlı, en yakıcı şekliyle başlıyordu. Ve o gece, konağın duvarları, yalnızca birinin değil, iki tutkunun da iniltilerine şahit olacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD