bölüm 1 - cehennemin kapısı
---
🏰 Shiganshina, duvarların gölgesinde…
Rüzgâr ağır ağır, sıcak bir yaz sabahında Shiganshina kasabasının taş döşeli sokaklarında dolaşıyordu. Duvar Maria’nın dev gölgesi, kasabanın sınırında yükseliyor; ona bakan çocuklara hem güven, hem de açıklayamadıkları bir sıkışmışlık hissi veriyordu. Bu duvar, onları koruyor muydu yoksa onları içeride mi tutuyordu?
Eren Yeager, on yaşında bir çocuk, gözleri gökyüzünde, elleri sıkılı, sırtı sırt çantasına yaslı bir şekilde çimenlerin üzerine oturmuştu. Duvara bakıyordu. O devasa yapıya. Gözleri öfkeyle parlıyordu, sesi titreyerek konuştu:
> "Kafesin dışını görmeden ölemem."
Yanında Mikasa vardı. Sessiz, uysal, ama gözleri daima tetikte. O, Eren’e bir şey demedi. Onu anlamak için konuşmasına gerek yoktu. Yalnızca yanında oturdu, onunla birlikte duvara baktı. Belki de onun kadar bilmese de... o da duvarların ardındaki dünyayı merak ediyor.
Kasabanın üzerinde güneş yeni yükselmişken, uzaklardan gelen sarsıntı, ilk başta bir deprem gibi hissedildi. Kuşlar sustu. Zemin titredi. İnsanlar dükkânlarından çıkıp gökyüzüne baktılar.
Ve sonra...
BAMM.
Duvarın tepesinden gökyüzü değil, bir devin başı uzandı.
Colossal Titan.
Yüzü derisiz. Gözleri buhar gibi yanan.
Büyüklüğüyle duvarı aşan ilk şey.
Sessizlik, ardından gelen çığlıklarla bozuldu. Titan, ayağını duvara vurdu. O tek vuruş... duvarın içine bir cehennem kapısı açtı.
Taşlar havaya fırladı. Duvar Maria delindi.
Ve sonra… diğerleri geldi. Küçük, aç, şekilsiz ve iğrenç. Dişleriyle insanlara koşan devler. Titanlar.
Eren koşuyordu. Sokaklar yanıyordu. İnsanlar çığlık atıyor, çocuklar kayboluyor, askerler çaresizlik içinde silahlarına sarılıyordu. Ama Eren’in tek bir hedefi vardı: ev. Annesi.
Sokağı döndüğünde evi yarı çökmüştü. Taşların altında, annesi Carla Yeager, belinden aşağısı enkaz altında kalmış şekilde can çekişiyordu.
> “Eren… Mikasa… kaçın…!”
“Hayır! Seni buradan çıkaracağız!”
“Zaman yok... titanlar geliyor...!”
Bir dev adım sesi daha. Sırtına çuval gibi çocuğunu bağlamış bir kurtarıcı asker — Hannes — geldi. Eren ve Mikasa’yı kucağına alıp uzaklaştı.
Ve Eren... gözlerinin önünde, annesinin bir titan tarafından yakalanıp yenildiğini gördü.
Gözleri büyüdü. Bağıramadı. Boğazı düğümlendi.
İçinde bir şey o anda kırıldı.
Gözyaşları içinde yere çöktü.
> “O gün… insanlık… annemi kaybetti… ben her şeyimi kaybettim.”
> “Bu dünyadan… tüm titanları sileceğim.”