11.BÖLÜM

601 Words
MERT’İN ANLATIMINDAN Oğuz Binbaşımız bizi yemeğe davet ettiğinde, nedense içimde tuhaf bir heyecan vardı. Bu akşam sıradan bir yemek olmayacaktı, hissediyordum. Umarım güzel geçer, diye düşündüm. Anonim kıza mesaj attım. “Beni rahatsız etme.” “Tamam,” dedi. Ama ikimiz de biliyorduk… bu sadece sözde bir tamamdı. Bir çiçek mi alsam diye düşündüm. Sonra kendi kendime güldüm. Kız istemeye mi gidiyorum sanki? Anonim kızdan bahsetmek istiyorum ama yanlış anlaşılmasın. Heyecanımı bastırmak için anlatıyorum, meraktan değil. Kim olduğunu aslında biliyordum. Komando okuluna gelen bir kız vardı. Yavuz Üsteğmen’e sarılmıştı. O an içime oturmuştu. O günden iki gün sonra, bahçede spor yaparken beni kapının arkasından izlediğini fark etmiştim. İşte o an emindim. Bana mesaj atan oydu. O gün ona yazdım. İnkâr etti. Ama ne kadar inkâr ederse etsin, biliyordum. Adını sormadım. Bilmek istemedim. Nasıl olsa bir gün karşılaşacaktık. Adını da, kim olduğunu da kendi ağzından duymak istedim. Hep birlikte binbaşımızın evine geldik. Arabayı ben kullanıyordum. Herkes indikten sonra telefona baktım. Anonim kızdan mesaj var mı diye… Yoktu. Şaşırdım. Normalde sözümü dinlemezdi. Bugün nedense dinlemişti. Yavuz zile bastı. Kapıyı binbaşımız açtı. Selamlaştık, içeri girdik. Sonra eşini gördük, Merve Hanım’ı. Ona da selam verdik. Merve Hanım kızını çağırdı. Gelmedi. Utangaç biri herhalde, diye geçirdim içimden. Sonra binbaşımız seslendi. Ve mutfaktan çıktı. Onu ilk gördüğüm an… Kalbim hızlandı. Anonim kızdı. Hepimizle tek tek selamlaştı. Gözlerindeki heyecanı görmemek imkânsızdı. Ben de heyecanlandım. Ama duygularımı kontrol edebiliyordum. En azından öyle sanıyordum. Yavuz’a sarıldığında içimde anlamsız bir kıskançlık hissettim. Daha bana sarılmamışken… Neden ona? Yemeğe geçtik. Tesadüf bu ya, karşı karşıya oturduk. Yavuz’un sorduğu soruya çok güzel bir cevap verdi. Ama binbaşımız, farkında olmadan kalbini kıracak bir cümle kurdu. Başını eğdi. Sonra bana baktı. Bakışlarım yumuşadı. O an şefkate ihtiyacı vardı. Biraz olsun iyi geldiysem, ne mutlu bana. Yemekten sonra oturma alanına geçtik. Çaylar içildi, sohbetler edildi. Ama benim gözüm hep arkadaydı. Ayça… Nam-ı diğer anonim kız. Bana bakıyordu. İçimden güldüm. Belli ki benden hoşlanıyordu. Mutfağa geçti. Bir süre orada kaldı. Sonra gelip babasının yanına oturdu. Babası onu göğsüne çektiğinde gülümsedi. Ne olursa olsun, babalar kızlarının kahramanıydı. Yavuz bir şeyler anlatıyordu ama dinlemedim. Bakışlarım Ayça’nın gülüşünde kalmıştı. Lavaboya gitmek için izin istedim. Telefonuma baktım. Ayça mesaj atmıştı. Şaşırmadım. Bekliyordum. Lavabodan çıktım. Ayça yoktu. Mutfağa yöneldim. Oradaydı. Ona mesaj attım: “Gerçekten çok anlayışlı bir insansın.” Beni fark etmedi. Ama telefona yazı yazdığını görüyordum. Kapının eşiğine yaslandım. Ve söyledim: “Ve bu saçma oyun son bulur.” O an bana öyle baktı ki… Hiçbir manzaraya değişmem. “Anlamadım,” dedi. Yaklaştım. “Sanalda daha cesursun,” dedim. “Üsteğmenim…” dedi. Kalbim hızlandı. Bu hitap… fazlasıyla güzeldi. “Ne dediğinizi gerçekten anlamıyorum,” dedi. Telefonu elinden aldım. Mesajları ezbere biliyordum zaten. “İlk günden beri sen olduğunu biliyordum,” dedim. Bir duraksadım. “Binbaşının kızı olduğunu bilmiyordum.” Başını eğdi. “İnfazımı ne zaman vereceksin?” dedi. Elimi çenesine koydum, başını kaldırttım. “Çok güzelsin,” dedim. Neden dediğimi ben bile bilmiyordum. “Ha?” dedi Ayça. Hemen elimi çektim. Saçlarımı karıştırdım. “Yok bir şey.” Kapıyı kapatmıştım ama açıldı. Merve Hanım içeri girdi. “Oğlum, bir şey mi istedin?” dedi. Kızınızı istiyorum, diyemedim. Ama bir gün diyeceğimi biliyordum. Ayça’dan gözümü ayırmadan, “Su içmeye geldim,” dedim. Merve Hanım Ayça’nın kolunu çimdikledi. Canı yandı. Benim de yandı. “Mert oğluma su ver,” dedi. Ayça bardağı uzattı. Heyecanını hissedebiliyordum. Ben de heyecanlıydım. Duygularımı yönetebildiğimi sanıyordum. Ama yanılmışım. Suyu tek yudumda bitirdim. Bardağı masaya bıraktım ve hemen çıktım. Yoksa ne yapacağımı ben bile bilmiyordum. Oturma alanına geçtik. Bir süre sonra izin istedik. Ayça mutfak penceresinden bizi izliyordu. Ona gülümsedim. Arabaya bindim. Bahçeden çıkarken, aklım hâlâ oradaydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD