Emir’ i öylece karşımda görünce donup kalmıştım. Nefesim boğazıma düğümlendi, kalbim öyle hızlı atıyordu ki sanki tüm mekân duyacaktı. Gözlerim, bana kilitlenen Emir’in gözlerinden kaçamıyordu. Bir anlığına zaman durdu; etrafımdaki herkes alkışlıyor, şaşkınlıkla birbirine bakıyordu ama ben yalnızca onu görüyordum. Sanki ayağımın altından zemin kaydı. İçimdeki öfke, kırgınlık, özlem… Hepsi aynı anda yüzeye çıkmıştı. Boğulacak gibiydim. Hiçbir şey söylemeden sandalyemi geriye ittirdim. Gürültüyle devrilmedi ama etraftakilerin bakışlarını üzerime çekti. Hızla ayağa kalktım. Arkadaşlarım şaşkınlıkla “Defne nereye gidiyorsun?” diye seslendiler ama duymadım bile. Adımlarım hızlandı. Kalabalığın arasından omuz vurarak geçtim, kapıyı açıp geceye çıktım. Temmuz’un sıcak havası yüzüme çarptı ama

