Emir Çelik Mutfakta derin bir nefes aldım. Ellerim hâlâ titriyordu. Onu karşımda görmeye hazır değildim. Defne’nin gözleriyle karşılaşmaktan korkuyordum. Ben mutfağın kapısına yaslanmış, gizlice camdan bakıyordum. Defne, cam kenarındaki masada oturmuş, yüzüne hafif bir gülümseme yerleşmişti. Mehmet bir şeyler anlatıyordu, Defne de başıyla onaylıyordu. Onların yan yana oturuşunu görmek içimi burktu. Selin masada tek başına kalmıştı. Gözlerimle onu yakaladım; bana sinirle işaret ediyordu: “Delirdin mi sen? Niye saklanıyorsun?” Görmezden geldim, göz ucuyla bile Selin’e bakmadım. Sadece Defne’ye odaklanmıştım. Uzaktan bile mutlu görünüyorlardı. Defne taze sıkılmış portakal suyu istemişti, Mehmet ise kahve… Masadaki samimiyet, aralarındaki rahatlık canımı sıkmaya yetmişti. “Yoksa sevgili m

