“BEKARET”

638 Words
HAZAR SARUHAN Kollarımda Ruken… aklım yıllar öncesi verilmiş boş sözlerde… Göğsüme adeta her saniye biraz daha fazla sokulan kadın nasıl olur da yıllar sonra aklımı o günkü gibi başımdan alabiliyordu?! Kolları sırtımda kenetli, başını göğsümden kaldırdığında göz göze geldik. Nemli gözlerinin kenarında ufak çizgiler olsa da güzelliğinden hiç bir şey kaybetmemişti. “Çe-Çekil…” dedim. Biranda kollarını kendimden ittim. Başımı diğer tarafa çevirdim. Omzundaki baş şalına takıldı gözüm. “Evli barklı kadınsın! Yakışıyor mu?! “ dedim hiddetle. Ayrılmıştık ama sanki kokumuz birbirine karışmıştı. Burnumun direğini sızlatacak kadar keskin… “Yapma… bizi unutmadın! Tıpkı benim unutamadığım gibi…” titreyen sesiyle kolları yanına düştü. Bir adım geri çekildim. “Aptal aptal konuşma Ruken! Ne unutması ne hatırlaması?! Biz diye bir şey mi kaldı?!” Çok sürmemişti. O telefon konuşmasından 3 ay sonra nişanlandığını duymuş Azadilerin oğluyla alelacele düğünü olmuştu. “Biz hiç yok olmadık ki Hazar… Aşkın kalbimde kokun ise hep bedenimde—“ dediği an öfkeli bakışlarımla susturdum onu. “Bu yüzden mi koşarak evlendin?!” Deyip sinirle üzerine yürüdüm bir adım geriledi. Yumruklarımı sıktım. “Ulan madem kokum tenindeydi de niye kendini başka adama düğünle bayramla sundun?!” Elleri önünde, bakışı yere indi. Mahcuptu. Ama benim hasretle öpüp kokladığım Ruken değildi. “B-ben seni hiç unutmadım. Ama evlenmeye mecburdum.” O an gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Hıçkırıklarla sarsılıyordu gözlerimin önünde. Bi anda elbisenin önündeki düğmeleri elleri titreyerek açmaya başladı. Etrafa bakıp geri çekildim. Benim aracın arkasında Ayazların bindiği aracı gördüm. Duvarlar alçaktı muhtemelen içeri de rahatça görünürdü. Hızla Rukene döndüm. Sıyırmak üzere olduğu elbisesinin omuzlarından öfkeyle tuttum. “Ne yapıyorsun lan ulu ortada?! Geç içeri!” Diye bağırdım. Beni neden buraya çağırdı. Neden o şımarık veletin arkasında durupta o haberleri yaptırdı hala öğrenememiştim. Rukeni evin içine sürükler gibi tıktım. Kapıyı öfkeyle kapattım. “Ne yapıyorsun lan sen geri zekalı?! Biri görse seni…” deyip yumruklarımı sıktım. Hala karşımda ağlıyordu. Elbisesini yırtar gibi sıyırıp atınca gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Açığa çıkan göğüsleri yara izleriyle doluydu. Göğüsleri, omuzları, bacakları… tüm bedeninde görünmedik her yerinde… Elim şaşkınlıkla havaya kalkarken nefes alışlarım hızlandı. “Bunlar… bunlar ne Ruken?!” “Arjin… o yaptı. Yıllarca hep yapıyor…” İçimde taşıp kaynayan öfke, saç uçlarıma kadar yürüyordu. Sanki damarlarımda kan değil, ateş dolaşıyordu. Ben… Ben sevişirken bile kıyamazdım tenine. “Niye…” dedim bu kez daha kısık, daha boğuk bir sesle. “Neden…” Cevap vermese de biliyordum. İnsan bazen cevabı duymak istemezdi çünkü duyduğu an her şey gerçek olurdu. Zihnim kendi kendine konuşuyordu. Durmadan, acımasızca. Bir adam… Kendinden daha zayıf bir kadına el kaldırmak için sebep mi arardı? Aramazdı. Çünkü mesele sebep değildi. Mesele güç de değildi. Bu… Bu düpedüz çürümüşlüktü. Adamlık değildi. Öfke hiç değildi. Bu, insanlığın en dibiydi. “Sen… senin yüzünden…” dedi. Bi anda gözlerine baktım. “Yıllardır bekaretimi senin aldığını düşünüyor. Her kesin gözünde karısıyım. Ama yalnız kaldığımızda—“ Rukenin teninde dudaklarım gezindi. Nefesi göğsümde soluklandı. Ama dokunmadım bekaretine… İstesem… Bir anlık zaafla her şeyi yok edebilirdim. Ama dokunmadım. Gençliğimi onun adıyla geçirdim ben. Kalbim başka birine dönmedi, başka birine çarpmadı. Kızgın olduğum kader şahidim olsun ki dokunmadım bekaretine, bana geleceği güne kadar dokunmamaya ant içmiştim. Çünkü bilirim. Buralarda kader tersten eser. Bir kadın bakir değilse sonu bellidir. “Dokunmadım sana Ruken! Yapmadım biliyorsun!” “Sen yapmadın ama, ilk gece olmadı kanamam senle beni biliyormuş. O mu aldı ilkini diye hep sordu.” Ne yapacağımı bilemez vaziyetteydim. Telefonum on saniyedir çalıyordu ama hıncım öfkem şaşkınlığım hepsi üst üste çullanmıştı. Sonunda dayanamayıp cebimden çıkarıp öfkeyle açtım telefonu. “Ne var amına koydukların ne var ulan?!” “Abi bölmek istemezdik ama biri sizin resimlerinizi çekti Barut görünce koştu ama yakalayamadı ilerde bi araca atladı kaçıyor. Biz takipteyiz onu haber vereyim dedim.” “Ne resmi lan?! Ne oluyor?!” Dedim. Ruken hızla yerdeki elbisesine sarınırken kapıya doğru fırladım. Son anda Rukene döndüm. “Bu konuşma burada bitmedi!”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD