Bugün eve daha fazla kiyafet kaybetmeden gidebilecekmiyim acaba?
.
Islerimi hallettim ve yemege çiktim.
Bilgisayarimin basina geçince yeni bir duyuru oldugunu gördüm.
Önümüzdeki hafta sirket kampi var.
Kreatif bölümler birlikte kampa çikacak.
Benim bölümde buna dahil, zorunlu bir etkinlik.
Kadir'de gelecekmi acaba.
Daha hangi bölümde oldugunu bile bilmiyorum.
Sadece yeni çalismaya basladi tek bildigim bu.
Aklimda hala fotokopi odasinda olanlar var, durup durup gülüyorum.
Vücudumdaki titremeler hala bitmedi.
Aklima bacagima dokunmasi geldikçe eriyorum.
.
Bir gözüm Kadir'i araken iste haftayi bitirdik.
Sadece bir kere baska müdürlerin yaninda konusurken gördüm pazartesiden sonra.
Yalan yok, defalarca fotokopi odasina gidip geldim. Depoya bile isim yokken indim.
Denk gelemedik ama bir türlü.
Hüzünlü hissediyorum kendimi yoklugunda.
Sadece 4 defa karsilastigim biri için fazlami baglandim acaba?
.
Murat'la aramizda iyidi. Sakalasiyor gülüyorduk.
Pek bir sey degismedi iliskimizde.
Ben daha davetkar ve flörtöz olsam bile asamadigimiz bir engel vardi.
Benim aklimdan cikaramadigim Kadir'miydi bu engel yoksa Murat'in bana anlatmadigi bir seymi bilmiyorum.
.
Alarm çaldi. Bugün kamp günü. Dusumu alip mesur çekmecelerimin önüne geçtim.
Çesme'ye gidecegimiz için is kiyafetleri giymeme gerek yok.
Bir mini short ve pamuk, kisa kollu, belime oturan, shortumun hizasina gelen gömlek giyicegim.
Buda demek oluyorki jartiyer ve bacak bantlari kullanim disi.
Zaten bacak bandini bende birakmiyorlarda neyse.
Çekmeceden siyah bir teddy aldim. (bodysuit)
(Mayo gibi tek barca, kasik bölümünde çitçit var)
Tamamen dantelden olusuyor balkonet sütyeni var ve citcitlari kasigimda degil kalça kemigimde.
Çocuk bezi gibi düsün, estetik bir gorünüsü olan citcitlar.
Karin bölgem açik kaburgalarimin altindan göbek deligimi açik birakan bir kalp var.
Kiyafetlerimide giydikten sonra valizimide aldim ve trene binmek için yola ciktim.
Siba'yi Irem'e biraktim. Bir hafta evde yokum kedim acindan ölmesin.
Trende Murat beni valiz ve üstümdekilerle görünce sasirdi. Söylemeyi unutmusum heralde.
"Yolculukmu var?"
"Söylemeyi unutmusum heralde, sirket kampa götürüyor" dedim otururken.
"Kamp dönemi heralde, bizim sirkettende bir grup gidiyor bugün" yorumunu yapti.
"Tesadüf olmus, sen gitmiyormusun onlarla?"
"Hayir, benim bölümüm degil. Zaten gitmek istedigim bir seyde degil. Dedem kuzenimi mecbur birakir her sene gitmeye.
Her sene kurtulmayi basarirdi bu sene nedense gitmek istedi" gülüyor konusurken.
"Neden kaçmaya çalisiyorsunuzki?" merak ettim.
"Patron olarak herkesin gözü üstünde oluyor, gereksiz bir baski bence. Zevk almayi birak stress oluyorsun sonunda."
Kafasini sallayak anlatiyor.
"Kaç günlügüne gidiyorsun kampa?"
"Bir hafta, pazartesi geri trendeyim. Artik ben yokken treni degilde corvette'tini kullanirsin."
Imali gülüyorum söylerken.
"Arabanin daha rahat olduguna karar veride trene bir daha binmezsem ne yaparsin?"
"Trende sakinlige kavusur, rahat rahat muzik dinlerim." Arkama yaslandim tavana bakiyorum gülerek.
"Sen birdaha geç gelirsin saklanmazsam bende bir sey bilmiyorum, panikle dur. Madem varligim rahatsizlik veriyor."
"Hahahaha alindinmi sen? Kiyamam, sen sikilirsin hem arabada yanliz." Sohbetimiz böyleydi hep, birbirimizi deniyor ama ilerliyemiyorduk.
Duragimda indim ve is yerine gittim herkes otobüsle, birlikte gidecek.
Gözüm Kadir'i aradi gene yok, demekki bu bölümlerin hiç birinde degil.
Otobüste kalacagimiz odalarin bilgileri açiklandi.
Toplam 30 kisi var kampta, herkes ikiser üçer kalirken benim odam daha sakin bir bölümde ve tek basima kaliyorum.
Yeni oldugumdan heralde.
.
Otele geldikten sonra, bir saat yerlesmek için vaktimiz var, odama gittim ve valizimi yerlestirdim.
Otelin daha sakin dogaya bakan kisminda kaliyorum ben. Digerlerinin yanina gitmek benim için daha zor.
Benim sahsi odam oldugunu duyunca itiraz edenler olmustu, odanin yerini gördükten sonra sesleri kesildi.
Dogaya acilan kocaman bir cami var odanin, odamda direk disari çikabiliyorum.
Çift kisilik bir yatagi ve kiyafetler için dolap var.
Odanin sag tarafinda bir televizyon, televizyonun karsisinda cift kisilik bir koltuk var. Sadece bir yatak odasi degil oldukça ferah bir otel odasi.
Açik tonlardaki duvar rengi odayi büyük gösteriyor, disariya açilan kocaman pencerede isik almasini sagliyor.
Odami gördükten sonra uzakligi umrumda olmadi. Bence güzel bir odam var.
Benim odanin karsisinda bir oda daha var, henüz orda kim kaliyor bilmiyorum.
Elimi yüzümü yikayip kendime çeki düzen verdikten sonra odamdan çiktim yavasca digerlerinin yanina gitmeye baslamam lazim yol uzun...
Kapimi açtigimda karsi odanin orda birini fark ettim.
Kadir o kapiya dayanmis bana bakiyor.
"Ah! Kadir, sen ne zaman geldin? Yoktun otobüste ,ben baktim.
Hem burda ne yapiyorsun? Benim burda oldugumu nerden bildin?
Yani benim için geldin demiyorumda böyle karsimda durunca beni bekledigini varsayiyorum."
Ben saymaya basladim gene.
"Eglendiriyorsun beni." gülüyor karsimda.
Okadar soru sordum verdigi cevap hiçbirini yanitlamiyor.
"Anlamadim" saskinlikla bakiyorum artik.
Bana dogru yaklasti kolunu omzuma atti ve yavasca benimle yürümeye basladi.
Bu adamin yaninda sasirmadan duramiyorum, her saniyem saskinlikla geçiyor.
"Senin sorularina gelirsek, otobüste degildim yapmam gereken bir is vardi kendim geldim.
Bende kreatif bölümlerde çalisiyorum. Karsi oda bana ait, baska ne sormustun? Ha, evet seni bekliyordum, çünkü o odaninda senin oldugunu bana söylemislerdi, birlikte yürürüz dedim. Oldumu?"
Biz düz ilerlerken anlatti hepsini.
"Eglence kismini atladin."
Durdu omzumdaki kolu ile beni kendine çevirdi," konusmaya basladiktan sonra aklina gelen herseyi bir seferde saymaya baslaman hosuma gidiyor."
Gözlerime samimi bir sekilde bakarken anlatti ne demek istedigini.
Kalbim tekliyor bu adamin yaninda ben ne yapcam bunla?
Anlam veremiyorum, deli ediyor beni.
Kalbim gögüs kafesimden çikacak gibi oluyor her seferinde.
Sen ne yapiyosun bana Kadir?
Bakti benden ses soluk çikmiyor tekrar kolunu omzuma atti ve yürümeye basladik.
"Bugün jartiyer yokmu?" Sesinde ufak bir tereddüt vardi konusurken.
"Shortla birlikte iyi gitmiyor, giymedim bende."
Oda benim kadar etkileniyor, her firsatta yakinlasma çabasi gözümden kaçmadi.
Madem bukadar hevesli benimle bu konulara girmeye, verelim istedigini demi?
"Cevap verecegini düsünmemistim."
"Ne derler cevabini duymak istemedigin soruyu sorma."
Cevabimdan sonra kafasini benim kulagima yaklastirdi
"Duymak istedigim için sordum, senin cevap verecegini düsünmedim sadece." kedine güvenen bir durusü ve sesi var.
Yürümeye devam ediyoruz, ve benim merak ettigim bir konu var.
"Nereye gittigimizin farkindasin degilmi?" diye sordum.
"Evet, grupa gidiyoruz." Anlamadi neden sordugumu.
"Peki bu sekildemi oraya gitmeyi düsünüyorsun?" ellerimle kolunu isaret ettim. Kolu hala omzumda yürüyoruz, henüz bu kadar samimi oldugumuzu düsünmüyorum.
"Öyle bir niyetim var, evet" gülülseyerek söyledi bunu.
Benim atladigim bir seymi var acaba?
Ciddimi bu?
Pardonda sana kim izin verdi herkesin içinde bana böyle davranmaya, beni sahiplenircesine.
Kapali kapilar ardinda flörtlesiyoruz tamam, ama ...
DAHA KIM OLDUGUNU BILE BILMIYORUM BE!
Kaslarimi çatip döndüm Kadir'e dogru, kolunu omzumdan indirdim.
Derin bir nefesten sonra "Ismin disinda senin hakkinda hiç bir sey bilmiyorum farkindasin umarim."
"Benim kolumla alakasi ne bunun?" Sakin bir tonda konusuyor olmasi beni dahada sinirlendirdi nedense.
"Samimi bir haraket bu, ve ben henüz seninle samimi oldugumuzu düsünmüyorum" konusurken sesim titremedi, hatta yükselmedi bile. Gurur duyuyorum kendim ile.
"Hayatimi kurtarmis olman yeterince samimi sayilmiyormu?" Bu yaptigi kendini begenmislikti artik. Neden bahsettigimi alamadimi gerçekten?
"Hayir!" Hizli bir cevap verdim. Sayilmiyor çünkü.
"Eksigin var hem."
"Anlamadim? Ne eksigi?" Inanamiyorum ne diyor bu adam? Bu rahatlik nerden geliyor ben anlamadim.
Ciddimi bu? Yardim etmis olmam bu samimiyeti saglamaz, farkinda degilmi bunun?
Ama söyle bir düsününce daha bir hafta önce beni bir tezgahin üstüne oturtmus jartiyerimden seritlerimi çikariyordu.
Benmi abartiyorum acaba?
Ama tek bildigim sey ismi, bir yerde bir sinir çizmem lazim, durmasi lazim artik bu anlamsiz yakinligin.
"Alerjim oldugunuda biliyorsun" gülümsüyor sürekli, komik geliyor adama.
Kafami sallaya bildim sadece, benim Kadir'den uzak durmam lazim bu adamda bir terslik var ve onun yanindayken kontrolümü kaybetmekten sikildim.
Ciddiye bile almiyor söyledigimi.
"Kadir bey, bence biz ayri gidelim. Henüz bu yakinligin dogru bir yaklasim oldugunu düsünmüyorum."
Daha söylemek istedigim çok sey var ama konustukça gereksiz bir gerginlik olusacak. En dogru kararin yanindan ayrilip tek basima gitmek oldugunu düsünüyorum.
"Beni sasirtmaya devam ediyorsun." Ben uzaklasirken arkamdan seslendi.
Ben Kadir'in yaninda iken beynim yaniyor, düsünemiyorum, anlayamiyorum...
Ne sendeki bu etki?
Dokunuslari benim aklimi basimdan aliyor, karsi gelemiyorum.
Görmedigimde ariyor, bulamayinca üzülüyorum.
Ama tanimiyorum Kadir'i.
Kendim bile daha hakkinda hiç bir sey bilmiyorken, bana biri bu kim diye sorsa ne diyecegim?
Ben kendi zihnimde kavga ederken grup'un yanina geldim.
Toplanmis bile çogu kisi.
Benden kisa bir süre sonra Kadir'de gruba katildi.
Bizim müdür herkes geldikten sonra konusmaya basladi.
"Umarim herkes odasina yerlesebilmistir. Bugün fazla bir etkinlik yok, ikiser kisilik gruplara ayrildiktan sonra toplanti salonunda ilk tasarimimizi yapacagiz. Öglen yemegi molasindan sonra, aksama kadar vaktiniz var. Aksam yemekten sonra her grup tasarimini sunacak." Gruplar dedikten sonra yavas yavas ikili gruplar olusmaya basladi. Ben Kadir'de benim aynima gelir diye bakledim ama, grubun arka taraflarinda müdürü dinledi sadece. Müdür konusmasinin arasinda netlestirmek zorunda kaldi.
"Gruplar kurra ile belirlenecek. Kendi grubunuzu kurmaya çalismayin. Defile sonunda serbestsiniz. Yarin gene ayni kisilerle bayrak toplama oyunu oynanacak.
Toplam 15 bayrak var ipucular ile hepsini ilk toplayan ikili kazaniyor, sonra yemek ..." Bu sekilde bir haftanin planini anlatmaya devam etti. Müdür konusurken çalisanlardan biri planin detayli anlatildigi bir brosür dagitti. Bu sayede bizde takip edebildik.
Çarsamba günü spor günü, persembe atolyeler var, cuma serbest gün ve toparlanma.
Konusmasinin sonunda yerde duran kutuyu aldi ve isimler çekmeye basladi.
Ismini duyan partnerini bulup yanina gidiyor.
"Siradaki ikilinin ilk ismi, Gülsüm Çetin ve Kadir Uz." ismimi duyduktan sonra merakla beklemeye basladim sonra 'Kadir Uz ' dedi.
Soy ismi Uz'mus demek.
Ilk alimdan geçen buydu.
Olacak is degil
30 kisinin arasidan Kadir çikti benim partnerim, sansa bak ve ben bu adamla tek bu gün degil, yarinda birlikteyim.
Hemde ormanda !!!!!
Gülsemmi aglasammi bilemedim.
Arkalarda duran Kadir ismini duyduktan sonra bir kahkaha atti, sesini duyabildigim adimlarla bana dogru yaklasti.
Müdür daha demin ne yaptigindan habersiz bir sonraki ikiliye geçmisti bile.
Kadir bana yaklasip kolunu omzuma atti, kafasini benim kafamin önüne getirip, kocaman bir gülümseme ile
"partner olmamiz yeterince samimi mi senin için Gülsüm hanim?" Sesindeki eglenceyi duyabiliyorum resmen.
Kahkaha atmamak için kendini zor tutuyor, her haliden belli. Ben öte yandan çiglik atmamak için kedimi zor tutuyorum.
Hanim derken öyle bir vurguladiki kelimeyi, yeni bir anlam katti resmen.
Hala gözlerime bakiyor, benden cevap bekliyor.
"Uz bey, hayir hala yeterli degil. Ama bir baslangiç."
"Iple çekiyorum bu göreve baslamayi" artik kafasi önümden aldi, ama kolu halen omzumda.
Çok rahat bir durusu var benim aksime. Ben gergin ve diken üstünde dururken, o sanki eksik olan kismini tamamlamis gibi gevsek ve sakin.
Beni sakinlestirmeye çalisir gibi eli ile omzumu sivazliyor.
"Bende iple çekiyorum bu görevin bitmesini ..."
Bu görevin sonunda bir yillik açligim bitmis olurmu acaba en çok merak ettigim sey o.
Her karsilasmamizda kendimi kollarinda buluyorum çünkü.
Ben seninle nasil basa çikacagim ....