1.Bölüm
Ve unutmasın gece yaptıklarını ,
Ay lanetler savursun kaderine...
Belki bir gün aklına gelirim
Umutsuzca hatırlar pişman olursun...
Başlangıç tarihi alabilir miyim;
BÖLÜM 1: İMKANSIZ
Gözlerimi açıp güne en nefret ettiğim şekilde merhaba dedim alarm sesi kulaklarımı tırmalayıp geçiyordu lise bitmişti ama sınavı halledememiştik daha doğrusu istediğim bölüm olmamıştı eğlencesine geçirdiğim lise zamanım ve pişmanlıklarla eşlik eden günlerim sanki bana işkence ediyordu.
sakince soğuk havaya alışırken yüzümü buruşturdum vücudum sanki yatağa dön diye yalvarıyordu evden hemen hazırlanıp çıktım derse yetişmeye çalışırken bir yandan dua ediyordum tam yetiştiğim esna da o muhteşem grubumuzun sesini duydum.
"selin! hop nereye?" Gökhan cadde ortasında öküz gibi bağırınca devam edemedim tabi yanlarına gidip Eslem'e sarıldım canım benim tek kalmış içlerinde sigaramı cebimden çıkartıp bir tane yaktığım esna da ağzımda çekildiği gibi o tarafa döndüm "Akın yani neden sabah keyfimi alıyorsun" şapkamı bozarken o devam etti cümlesine "Çünkü ufak kızlar sigara içmez" elinden kurtulup sigaramı geri alma çabam elbette boşa oldu.
"bir kere ben ufaeğilim boyum1.68 kaç defa tekrar edicem" bana tepeden bakıp gamzesi ile gülmeye başladı öyle derin gülüyordu ki "bak ufaklık ben de 1.93 boyundayım halen değişen bir şey yok ufaksın" o dalgasını geçerken kolunun altına aldı beni yanımızdan geçen Yeşim ile gözlerimi kaçırdım gıcık bir kızdı hem de fazlasıyla.
Mert ve Derin de geldiğinde birlikte sınıfa çıktık ders TYT Mat. hoca çok sıkıcı olduğu için hepimiz anlamakta zorlanıyor olsak da dahi kızımız Eslem onu da halletmişti "Selin sen bize özet geçersin" Akın kafasını sıraya koyduğu an uyumuştu notları alırken gözlüğümü takıp anlamaya çalışıyordum ki kapıdan içeri aniden giren müdürümüz Timur hoca yanında bir öğrenci ile geldi
"merhaba arkadaşlar kısa bir vaktinizi alıyorum arkadaşınız Yazgı siz onu tanırsınız zaten bu sınıfa geldi iyi dersler" çocuğu bıraktığı gibi ders zaten bitmişti rahatsız bir tip olduğunu düşündüğüm için onunla göz kontağı kurmak istemiyordum Gökhan ile kol kola girip çıktığımızda Yazgı boşta kalan kolumu tuttu.
"beni gördüğüne sevinmedin mi Selin" yüzüne bakmadan önce kolumu çekip ona baktım "sevinmedim ukala" arkamdan gelen bizim ekip ile bir adım geri attı "öyle olsun nasıl olsa daha çok görüşeceğiz" Akın onun yakasına yapışmak üzereydi ki elini tuttum "Akın lütfen gidelim değmez" zar zor bakışmalarını kesip dışarı çıktığımızda kendini çok fazla tuttuğu belliydi
"Kanka bıraksaydın dalıcaktım" Mert'in konuşması ile kaşlarımı çattım ne olsun istiyordu ben onları düşündüm onu değil "sonra da atıl istersen boz ayı önünden bile geçirmez bu hocalar seni" kollarımı bağlayıp geriye yaslandım bunları ikna etmek kolay değildi "o zaman biz de intikam alırız" sağıma döndüğümde fikrini sunan Gökhan ile aynı anda gülmeye başladık bu iyi fikirdi
Planı hallettikten sonra senelerdir sinirimizi bozan arkadaşa baktık önümüzden geçerken beni süzmeyi ihmal etmemişti bakışlarımı Akına çevirdigimde beni izliyordu göz kırpıp beden diliyle o meşhur hayırdır bakışlarını attım omuz silkip kolunu omuzuma attı
Dershane de dersler bittiğinde hepimiz parka gidecek iken rehberlik hocası beni durdurmayı ihmal etmemişti "Selin etüt var zorunlu" ona yavru kedi bakışlarını atsam da hiç ikna olmamıştı "hocam ama ben evde çalışıyorum cidden" itiraz istemediğini açık açık belli ederken çaprazında duran sınıfa gitmem için gösterdi ofla puflaya gitmisken içeri de iki üç öğrenci daha vardı verdiği tyt kimya dersini hiç sevmiyordum bu yüzden de haliyle hiç anlamadım
Dağınık oturma düzeni yüzünden keyfim yerindeydi ama sinir bozucu Yazgı içeri gelene kadar bir insan bu kadar itici olamazdı bile isteye yaptığı aşikar evet ama kanından bir ben sevimsizim sinyalleri geliyordu "ben demiştim denk geliriz diye dimi yabani"
Ona karşı bakmayarak dersi geçirdikten sonra önüme not bıraktı yarın saat 12.40 da yani tenefüste banklara gel ben de notu alıp cebime attım gidip gitmeme konusunda kafamda şüphe varken kapı da beni bekleyen arkadaşlarıma baktım onlar her halime destek olan güzel birer kardeş gibiydi
Ortak noktamız en sevdiğimiz mekanımız olan kafeye geldik birlikte oturmak varken kızlar işleri olduğu için gelmediler bu yüzden de içlerinde tek kalmıştım elbette bu sorun değildi Mert bana her zaman ayak uyduran arkadaşımdı "Selin istersen ceketimi al hava çok soğuk" Akın üzerindekini çıkarırken engel oldum "Akın hasta olmanı istemiyorum lütfen bak çıkarma onu" beni yine de dinlemeden kendini hasta edicekti
Kaçıncı kahvem bilmesem de baya oturmuştuk en son hesabı ödeyip çıktığımız da Akın beni eve bırakıyordu hava kararmıştı artık babam kızıcaktı bunu biliyorum bu yüzden de acele etmeye çalışmıştım ama Akın hiç iyi görünmüyordu geldiğimizde evden çıkan bağırış çığlık sesleri ile içeri kendimizi nasıl artık hiçbir fikrim yoktu annem yerde dizlerinin üzerine düşmüş babama ağlayarak bakarken babam sinir küpü şekilde ona daha çok ilerledi
"Bana napıyorsun!" Aralarına girdiğimde babam bana dokunmaya kalktığı an elini Akın tuttu "Yetkin amca onlar kadın" babam o sinirle evden montunu alıp çıktığında gözlerim doldu bizi terk etmişti anneme sarıldığımda başını omuzuma koyup için için ağlamaya başladı Akın etrafta oluşan dağınıklığı toplarken annemi sakinleştirip odasına götürdüm "teşekkür ederim herşey için"
Up uzun boyuyla kanepe de iyice yayıldı "lafı olur mu Selin" gözlerini kapattığında yanağını öpüp içeri battaniye almaya gittim geri geldiğimde üzerini örterken beni yanına çekti "birlikte biraz daha oturalım sonra giderim zaten" şaşkın şaşkın ona bakıp tebessüm ettim "kalsan ya geç oldu otururuz yine ama sen kal" gülümseyip ona masum bakışlar yapmaya çalıştım ama o daha çok guldu halime "sus bak annem uyanıcak" beni bu halimle bile güldürmeyi başarıyordu
"Hani biz ilk tanıştığımız da sen okula yeni gelmiştin hatırlıyor musun?" Gözlerinin koyusuna baktım "hiç unutur muyum Orkun bana ciddi şeyler anlatıyor diye çocuğu dövmek üzereydin" ikimizde güldüğümüzde onun gülüşüne takıldı bakışlarım çok güzeldi gülüşü bakışı hayatımda çok değerliydi o "biz hiç ayrılmayalım hep birlikte kalalım Selin büyüsek bile bir gün sen aşık olup gidiceksin diye çok korkuyorum" onun sonlara doğru kısılan sesi yüzünden içim parçalandı
"Sen şapşal mısın kim için bırakıp gidicem sizi Akın herşeyim ailem oldunuz benim" ona sarılıp battaniyeye örtündüm üşümesini istemiyordum hemde hiç .
Selamlar öncelikle ne desem bilemiyorum ortalık fena karışabilir çünkü efsane bir kurgu ile karşınızdayım umarım beğenirsiniz iyi okumalar...