17.Bölüm

2432 Words
"Sessizdim..."** İlk defa bu kadar sakin konuşuyordum Hejar'la. Gözlerine baktım. Eskiden bana öfkeyle bakan o gözler, şimdi sadece pişmanlıkla bakıyordu. *"Sana karşı içimde nefret bile yok, Hejar. O kadar... Hiç dinlemedin ki beni. Sana nefret duygusu dahi taşımıyorum."* Derin bir nefes aldım. *"Ben her şeyi heceledim. Ben de hata yaptım, ama benim hatam birini öldürmek için değildi. Yaşatmak içindi. Ben her şeye sustum. Öfkene, bana olan nefretine... Hejar, sen her gün bana olan nefretini kustun. Çimene olan aşkına dile getirdin .Bir gün ses etmedim. Benden nefret ettiğin halde, ihanet etmedim sana. Ama sen ne yaptın? Dibe vurdun beni."* **Yutkundum.** *"Her şeyi geçtim. Bana zorla dokunmanı da... Bir bebeğim olacaktı. Belki iyi bir eş olmadın, ama iyi bir baba olursun dedim. Ama sen... karnımda yeni can bulan o masum canı öldürdün. Sen, bebeğimin katili oldun."* Gözlerimden bir damla yaş düştü. Hejar acıyla bana bakıyordu. *"Önceden senden nefret ediyordum. İnan, şu an o da yok. Gideceğim. Bırak beni artık. Beni burada tutacak hiçbir şey yok. Bir kere dinleseydin... Belki sana 'hamileyim' dediğimde de inanmayacaktın. Belki de..."* **Büyük bir acıyla sustum.** *"Bu bebeğin doğmaması en hayırlısıydı. Belki doğsaydı, çok acı çekecekti."* Hejar gözyaşları içinde bana baktı. “Affet beni, Hevi. Affet. Bir şans ver. Her şey değişecek. Sen gidersen, ben biterim. Çimen’in ihaneti beni bitirdi. Sen de ihanet ettin sandım. “ Benim ihanet etmem niye bu kadar öfkelendirdi seni? Çimen’i seviyordun, ama benden nefret ediyordun. Benden kurtulurdun. Ama ben yine de sana ihanet etmedim."* **Sesim titredi.** *"Seni asla affetmeyeceğim. Senin ellerinde masum bir bebeğin kanı var."* Hejar dizlerimin dibine çöktü. **İlk kez bu kadar gercekti bana .** *"Hevi... Öldür beni o zaman. Bırakma. Öldür."* **Ama ben artık cevap vermedim.** **Çünkü bitmişti.** **Her şey.** *"Hevi..."* Sesinin titreyişi odanın sessizliğini yırtıyordu. *"Seni seviyorum. Bunu hep biliyordum ama söyleyemedim. Gururum... nefretim... her şey yalanmış."* Ellerini uzattı, ama dokunamadı. **Artık izin vermeyecektim.** *"Geç, Hejar."* dedim, sesim buz gibi. *"Çok geç."* Ama o pes etmedi. *"Hayır, geç değil."* Gözlerime baktı, **o gözlerde bir umut ışığı yanıyordu.** *"Bebeğimizi geri getiremem. Ama seni kaybedersem, geriye hiçbir şey kalmaz. **Ölürüm.**"* **İçimde ona karşı hiçbir şey yoktu artık nefet bile .** *"Neden şimdi?"* diye fısıldadım. *"Neden hep çok geç anlıyorsun?"* Hejar başını öne eğdi. *"Çünkü sen gidiyorsun da ondan. Kaybedeceğimi anladım. **Sen gidersen, ben biterim Hevi.**"* **Bir an sustum.** Sonra yavaşça, **belki de son kez,** gözlerine baktım. *"Sevdiğini söylemek yetmez, Hejar. **Sevmeyi öğrenmen lazım.**"* Kapıyı açtım. Arkamdan ağladığını duydum. **Ama dönmedim.** **Çünkü bazen,** **sevgi bile,** **acıyı dindirmeye yetmez.** Aradan günler geçmişti. Hejar her fırsatta af diliyor, Hazan Hanım'a yalvarıyor, beni korumaya çalışıyordu. Ama hiçbiri artık umurumda değildi. **Çünkü hiçbir şey o bebeği geri getiremezdi.** Tek düşündüğüm, bir gün buradan gideceğimdi. **O gün...** Avluda oturmuş, sessizce düşünüyordum. Hava buz gibiydi, ama içimdeki öfke ateşini söndürmüyordu. Devran gitmişti - Eysan'ın konuşmalarından duymuştum, yurt dışına çıkmış. *"Zaten bizden olamazdı,"* diye mırıldandım kendi kendime. **Aniden...** Konak kapısı şiddetle açıldı. İrkildim, korkuyla ayağa fırladım. Avluya bir anda silahlı adamlar doldu. En önde, uzun boylu, 30'lu yaşlarında sert bakışlı biri, *"Nerde lan Miran iti!"* diye bağırdı. **Ben avluda tek başınaydım.** Adam doğruca bana yürüdü, kolumu sıkıca kavradı: *"Nerde lan abin?"* *"Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum! Bırak beni!"* diye çırpındım. Adam acımasızca güldü: *"Madem kardeşimi kaçırdı, o zaman sen benimle geleceksin. O it kardeşimi getirene kadar!"* Meryem ve diğer çalışanlar koşarak geldi. Tam o sırada kapıda **Hejar belirdi.** *"Bırak lan karımı!"* diye gürledi. **Sesi avluyu inletmişti.** Adam şaşkınlıkla kolumu bıraktı. Hejar hızla yanıma geldi, silahını adama doğrulttu: *"Nasıl dokunursun karıma?"* Adam da silahını çekti: *"Lan o kardeşin olacak it! Kardeşimi kaçırdı! Hejar Ağa, bunun bedelini bilirsin - ya ölüm ya berdel!"* **Hazan Hanım avluda fenalaştı:** *"Oğlum!"* Kadir Ağa araya girdi: *"Merdo Ağa, sakin olasın! Gençler sevmişler, durasın hele!"* Ama Merdo Ağa öfkeden titriyordu: *"Gerekeni bilirsin Kadir Ağa! Sen seç - ya oğlun ölecek ya da berdel olacak!"* Kadir Ağa yutkundu: *"Ne berdel'i Merdo Ağa? Bekar kardeşin var mı? Sen evin tek oğlusun!"* *"O zaman oğlun ölecek!"* diye kükredi Merdo. Kadir Ağa asaletiyle: *"Buna sen karar veremezsin. Aşiret karar verecek. Cemşit, git haber ver, aşiret toplansın!"* Merdo Ağa öfkeyle konaktan çıkarken, herkes şok içindeydi. **Miran, düşman aileden Ayşe'yi kaçırmıştı.** Töre ya ölüm emrini verecekti ya da berdel... --- **Gece Yarısı ** Saatler sonra... Kadir Ağa omuzları çökmüş bir halde içeri girdi. Hazan Hanım ağlayarak koştu: *"Bey, ne oldu? Oğlum n'olacak?"* Kadir Ağa yorgun gözlerle Arjin'e baktı: *"Oğlun iyi ama... kardeşini yaktı. Berdel olacak. Arjin'i Merdo Ağa'ya vereceğiz."* **Arjin çığlık attı:** *"Olmaaz! Baba, etme! Kurbanın olayım, öldür beni! O adam evli - iki karısı var!"* Ama Kadir Ağa'nın elleri bağlıydı: *"Töre böyle Gördü. Elimden bir şey gelmez."* **Arjin bütün gece ağladı.** --- **Sabah - Acı Veda** Öğle vakti, konak kapısı açıldı. Miran ve perişan haldeki Ayşe içeri atıldı. **İkisinin de yüzü yara bere içindeydi.** Merdo Ağa gürledi: *"Çağırın kızınızı!"* Hazan Hanım, **tir tir titreyen Arjin'in** elinden tuttu. **O asi, sert kız gitmiş; yerine korkudan bitap düşmüş biri gelmişti.** Merdo Ağa, Arjin'i kollarından sertçe tutup konaktan dışarı sürükledi. Arjin artık onun üçüncü eşi olacaktı - ilk eşinden çocuğu olmamış, ikinci eşi de kız doğurunca bu berdel işine razı olmuştu. Onlar giderken Hazan Hanım ve Eysan'ın ağlayışları konakta yankılandı. Ben ise odama çekildim. **Bu acımasızcaydı belki, ama içimde onlara üzülecek bir şey kalmamıştı.** Hejar o gece eve dönmedi.** **Ben odamda, sessizce bekledim.** **Ve o an anladım:** **Bu konaktan kurtuluş,** **belki de bir faciayla gelecekti...** **** Aradan günler, haftalar geçti. Hejar her fırsatta pişmanlığını dile getiriyordu ama bu artık umurumda bile değildi. Eysan'ın düğününe iki gün kala, Merdo Ağa'nın Arjin'i getirmeyeceği kesinleşmişti. **Düğün Sabahı** Eysan hiçbir şey olmamış gibi hazırlıklarla meşguldü. Kadir Ağa sessiz, Dijle ise neredeyse altı aylık hamileydi. Karnı henüz çok belli olmasa da, hamilelik ona çok yakışmıştı. **Bir kız bebeği olacaktı.** "Baban kız olacağı için hiç konuşmuyor ama annen çok heyecanlı," diye fısıldadı Dijle bana. Gözleri parlıyordu. Bu evde Kadir Ağa ve Dijle'den başka iyi kimse yoktu. Akşamüstü ,Kadir Ağa'dan izin alıp babamların evine gitmiştim. Kapıyı açan babam beni görünce gözleri doldu: "Hevim gül goncam!" diyerek sıkı sıkı sarıldı. Annem ve Hazar da koşarak geldi. Hazar elinde sıcak gözlemelerle, "Yetiştim!" diye bağırarak bana sarıldı. **Boyu beni geçmişti artık.** Tam huzur dolu bir sohbete dalmışken kapı çaldı. Gelen **Zilsan'dı.** Utanarak içeri girdi, gözlerim hamile karnına kaydı. Odada yalnız kaldığımızda, Zilsan ağlayarak bana sarıldı: "Çok acı çekmişsin Hevi... gelemedim . Sorun değil diyerek elini tutum sen nasılsın diye sordum .” Ben bir ölüden farksızım. Tek umudum karnımdaki bu bebek. Erkek olacak, adını Umut koyacağım belki hayataki tek umudum o olur ." Ellerini tuttum: "En azından sana sabır olacak bir bebeğin olacak." "Ali'den kaçabildiğim kadar kaçmaya çalışıyorum. İnsanların yanında iyiymiş gibi yapıyor ama tek başımayken kan kusturuyor . Bana hep deli diyorlar. Sahi ben mi deliyim yoksa onlar mı?" "Sen gördüğüm en akıllı başında insansın Zilşan," dedim sıkarak . "Adar yine aradı beni Hevi. Bir çocuğun olsa da yine gel. Üç çocuğun olasada gel dedi ama ben gidemem hevi artık ailemi düşünmesem bile karnımda can bulan evladımı düşünmem lazım Senin bir şansın var , git kurtar kendini!" **Simdilik yapamam zilşan dicle hamile bebeği doğmak üzere “ Zilşan bana sarılıp kalktı gitmem lazım artık dedi . Onu kapıya kadar geçirdim sonra içeri geçip ailemle hasret giderdim . Bir gün o kadar çabuk geçmişti ki anlamamıştım bile ama konakta dakikalar bile çok zor geçiyordu. Aynanın karşısına geçip yansımama baktım .Ne kadar istemesem de bu düğüne gitmek zorundaydım.** Koyu yeşil ipek elbisemin üzerindeki kemeri düzeltirken, avludaki kalabalığın sesleri yükseliyordu.hazır olduktan sonra bende aşağı indim . Eyşan çoktan damat tarafıyla gittiği için, biz de konvoya katıldık. Gelin alayının arabaları yola dikilmişti. **Düğün alanında, her şey Eyşan'ın istediği gibi süslenmişti Gülü Hanım -ne Eysan'ı ne de Çimen’i sevmesine rağmen - oğulları için sessiz kalmayı tercih ediyordu. Hazan hanım Yanında oturan leyla Hanım'la sohbet ederken, birden kalbim hızla çarptı. **Bu kadın Devran'ın annesiydi.** "Devran geldi mi Leyla Hanım?" diye sordu Hazan Hanım. Avzem Hanım gülümsedi: "Geldi tabii, ama hemen gidecek." **Gözleri bana kaydı.** Hazan Hanım ısrarla: "Eee, sen ne zaman evlendireceksin oğlunu?" "Bilmem ki," dedi leyla Hanım. "Devran ne zaman derse o zaman. Gönlünde biri var ama demez bize. Bakalım nasip..." **"Nasip"** kelimesi boğazıma düğümlendi. Onlar sohbet ederken ben kenara çekildim ve halayı izledim . Ortada halay çekilirken, Eyşan ise bana öfkeyle bakıyordu: **"Senin yüzünden düğünüm kara kışta yapıldı diye kin kusuyordu !"** Gözlerimi eyşandan çekip tekrar devam eden halaya bakacakken Köşede solgun bir gölge gibi duran Arjin'i gördüm. **O asi kız gitmiş, yerine bitkin bir hayalet gelmişti.** Bana baktı... ve sessizce ağladı. **Tam o sırada kapıdan Devran girdi.** Uzun boyu, geniş omuzlarıyla tüm bakışları üzerine çekti. Kalbim deli gibi atmaya başladı. **"Aptal Hevi,"** diye kendime söylendim. **"Ne sandın? Bir başkasını kabul etiğini söyledin seni kabul eder mi?"** Ama sonra... **O koyu kahve gözleri benim gözlerimi buldu.** Bakışlarımı hemen kaçırdım. Devran, yanındakilerin zoruyla halaya girerken, gözlerim onu takip etti. Halay o kadar uzundu ki, neredeyse üçüncü turda bitmek bilmedi. **Yemekten sonra,** davetliler dağılmaya başladı. Ben lavaboya gidip çıktıktan sonra, mutfaktan su almak istedim. **Ve orada, sigara içen Devran'ı gördüm.** **Hiç sigara içtiğini görmemiştim.** Beni görünce konakladı. Geri çekilemedim, sadece başımı hafifçe eğip selam verdim. Devran başını salladı, **ama konuşmadı.** Sigarasından son nefesi çekip izmariti tabakta söndürdü. **Tam bardağımı bırakıp çıkacaktım ki...** İkimiz de aynı anda adım atınca çarpıştık. Devran panikle: **"İyi misin?"** Sesi **yıllardır duymadığım bir melodi** gibi gelmişti. Kendime kızdım. **"Bu doğru değil Hevi,"** diye düşündüm. "İyiyim," dedim geri çekilerek. **O an...** Devran'ın gözlerinde bir şey parladı: "Sen iyiysen, ben de iyiyim." **Bunu beklemiyordum.** Şaşkınlıkla yüzüne baktım. Sonra gözlerimi yere diktim: "İyiyim." Devran: "Ben gideyim," diyerek yanımdan geçti. **Gitme demek istedim.** **Ama diyemedim.** Devran mutfaktan çıkarkken ,Kokusu kalmıştı . Biraz bekledikten sonra mutfaktan çıktım. Kapıda bekleyen arabaya binerken, gözlerim avluda duran Devran'a takıldı. **Gidecekti.** **Tamamen gidecekti buradan.** İçimden: **"Umarım çok mutlu olursun,"** dedim. Ama sonra canım yandı. **Hayır.** **Buna hakkın yok.** **Sen artık o kadar temiz değilsin.** **Sen onu hak etmiyorsun.** Gözlerimi kapattım ve **yolun bitmesini bekledim.** **** Hastane koridorunda titreyen ellerimle Ferman abimin elini tuttum. Bana gülümsedi, saçlarımı öptü: "Onlara bir şey olmayacak Abi . Birazdan kızını kucağına alacaksın, Dijle de sağ salim çıkacak." Annem, abimin omzuna elini koydu: "Korkma oğul." Hazan Hanım ise gayet sakindi, ama Dijle'nin sezaryen olmasına karşı çıkmıştı: "Doğum yapan kadın asıl anne olur" diyerek Dijle'nin kafasını karıştırmıştı. Sanki sezaryenla doğum yapınca , anne olmaya engeldi. Annem Hazan Hanım'a bağırdı: "Sen nasıl anasın? Kızın dokuz ay karnında bir can taşıdı! Sezaryen olunca acı çekmiyor mu sanıyorsun?" Sonra Dijle'ye döndü, saçlarını öptü: "Kızım, hadi bakalım. Böyle yaparak kendini ve evladını tehlikeye atma. Sen en güzel anne olacaksın."diyerek konuşunca dijle ameliyat olmayı kabul etmisti . **Ameliyathanenin kapısında** hepimiz beklerken, nihayet kapı açıldı. Hemşire kucağında dünyalar güzeli bir bebekle çıktı. Abim ayağa fırladı: "Karım nerede?" Hemşire gülümsedi: "Hanımefendi birazdan odaya alınacak. Bebek uyuyor." Minik prensesi abimin kucağına verdi. Abim titriyordu: "Ana yardım et, düşüreceğim!" Hepimiz güldük. Annem bebeği aldı ve :"Düşmez oğul. Ah ne kadar da güzelsin! Tıpkı Dijle'ye benziyor."diyerek bize baktı . Hemşire rutin kontroller için bebeği alıp götürdüğünde, hepimiz bir anlık tedirgin olduk. Ama her şey yolundaydı. Dijle de normal odasına alınmıştı. **Hastaneden ayrılırken,** Kadir Ağa torunum doğdu diye tatlılar dağıttığını duyduk. Kadir ağa gerçek bir dede olduğunu beli ediyordu. Babamsa kız doğdu diye görmeye bile gelmemişti. Konaktan İçeri adımımı atar atmaz, artık gitme zamanının geldiğini hissettim. Beni üzecek tek şey Kadir Ağa ve Meryem'di. Gerisi boştu. Hejar'ın odasının önünde duraksadım. Hejar odadan çıkarken bana baktı. Ben bir adım geri çekildim: *"Sana söyleyeceklerim var."* Hejar durdu, gözlerindeki o eski öfke yerini derin bir yorgunluğa bırakmıştı: *"Ne?"* *"Boşanmak istiyorum."* Anında yüzü değişti. **Asla** dedi adeta gözleriyle: *"Asla izin vermeyeceğim Hevi. Hem sen berdel ile geldin, bunu unutma."* **Başımı iki yana salladım:** *"Şimdi değilse bile bir gün mutlaka gideceğim. Hejar, hem senden çocuk isteyecekler. Ağalık için."* **Bu son sözlerimdi ona.** Ama Hejar beni şoka uğratan cümlelerle karşılık verdi: *"Gerekirse ağalıktan vazgeçerim. Ama yine de senden vazgeçmem."* **Yanımdan geçip gitti.** **Ben ise öylece kaldım.** **Bu konakta sonsuza kadar kalmak zorunda kalsamda Hejar'ı Asla affetmeyecektim.** Hazan Hanım, Ayşe'yi severdi. "O ağa kızıydı ne de olsa" ben ise evin çalışanının kızıydım. İki gün önce duyduklarım aklımdan çıkmıyordu. Tesadüfen Ayşe'nin telefonda annesiyle konuşmasını duymuştum: *"Sen dur hele ana, ben bir hanım ağa olayım da görürler günlerini! O Hazan cadısını da atarım evden! Ne hejari ne hevisi ana onlar aynı odada bile kalmıyor.” Diyordu Daha fazlasını duyamak istememistim ve odama çekilmiştim. İlk günler Ayşey'i sevmiştim ama gerçek yüzünü görünce aramıza mesafe koymuştum. Mutfakta çay içerken Miran mutfaktan içeri girdi banada bir çay veririmisin? “ diye sordu .Başımı sallayıp ona da çay koydum. Tam içecekken çay yanlışlıkla elime döküldü . *"İyi misin?"* diye panikle elimi tuttu. *"İyiyim,"* dedim ama elim kızardığı için yanıyordu. Tam o sırada Ayşe içeri girdi ve bağırdı: *"Ne o, kocandan yüz bulamayınca kocama mı kuyruk sallarsın?"* Miran öfkeyle Ayşe'ye bir tokat attı. Ayşe çığlık attı. Sesimizi duyanlar mutfağa doluştu. Hazan Hanım: *"Ne oluyor?"* Ayşe ağlayarak: *"Ana, Hevi kocama kuyruk sallar!"* Kadir Ağa: *"Haddini bil gelin! Seni babanın evine yollarım!"* Ayşe'ye tiksinerek baktım. Miran ise: *"Sen çok oldun Ayşe!"* diye bağırdı. Hejar öfkeyle: *"Karına haddini bildir yoksa ben bildiririm! Kardeşimin eşi demem!"* Hazan Hanım: *"Demek ki görmüş bir şeyler."* Hejar Hazan hanıma döndü: *"Ne diyorsun ana? **Kadir Ağa son noktayı koydu:** *"Yeter! Hiçbiriniz Hevi'nin tırnağı olamazsınız! Ben ona kefilim!"* Ayşe öfkeyle çıkarken, Hejar ve Hazan Hanım da arkasından gitti. **Miran bana döndü, gözleri doluydu:** *"Affet bizi Hevi... Sen affetmeden bu lanet kalkmayacak. Üstümüzde senin ahın var. Hepimiz acı çekiyoruz. Senin acılarına sessiz kaldık, sana acı çektirdik. Şimdi biz acı çekiyoruz. Hepimiz mutsuzuz."* **Şaşkınlıkla ona baktım.** Acı bir gülümsemeyle: *"Hejar abim hem sevdiği kadının hem de en yakın arkadaşının ihanetine uğradı. Eysan'ın kocası her gece başka bir yerde eve bile gitmez .Arjin, iki karısı olan adamla evlendi, çocuğu olmuyor diye eziyet görüyor. O da benim yüzümden yandı. Ben, sevmediğim bir kadınla evlendim. Sevdiğime ihanet ettim."* **Miran her şeyi anlatıyordu:** *"Ayşe'yi kaçırdım evet... Ama o beni kandırdı. Ben Elif'i seviyordum. Yüreğim onun için çarpıyordu. Ama Ayşe aramıza girdi. Bir gece... Çok içmiştim. Ayşe, 'Seninle birlikte olduk' dedi. Abiler duysa öldürürdü. Mecbur kaldım, kaçırdım. Yüreğimde başkasının sevdası varken... Ayşe hamile değildi. Yalan söyledi. Elif'im... Yıllardır seviyordum onu. Ama kendi canına kıydı."* **Gözlerinden yaşlar süzüldü:** *"Affet bizi... Ahını çekiyoruz."* **Ve mutfaktan çıktı.** **Ben ise duyduklarımla yerle bir oldum.** Miran'a üzülmüştüm. Bana zararı dokunmamıştı. Çektiğim acılara sessiz kalmıştı. Ama zararı olmamıştı bana. **Sadece oturdum.** **Bu nasıl bir hayattı?** **Nasıl da sınıyordu herkesi tek tek...** O günden sonra Ayşe ve Hazan Hanım hep laf sokuyordu. Umursamıyordum. Gerekmedikçe odadan çıkmıyordum. Hejar gitmeme izin vermiyordu: *"Aşiret çocuk demişti. Evlen, dedim ama hejar kabul etmiyordu ,Ağalığı Miran'a bırakacağını söylemişti. **Ama ben hejarı asla affetmeyecektim.** **Gidecektim bir gün bu konaktan...** **Sıcaklar yavaş yavaş kendini gösteriyordu.** **O soğuk kış geçmişti ama benim yüreğime bahar gelmemişti.** **Ben hep o kara kışta kalmıştım.** ---
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD