İki koluma iki kişi girdiğinde tek kişi olmadığını anladım. Arkadaşlarından biri de ona yardım ediyor olmalı diye düşündüm. Sky mı? Beni ilk gördüğü andan beri dalga geçen oydu. Ya da Noah mı? En son onu sinirlendirmiştim ve neredeyse bana saldıracaktı. O olmasa... Fakat şimdi o beni karanlığına çekiyordu. "Bırakın beni pislikler, bırakın diyorum size!" Konuşmayı unutmuşlardı sanki. Nefes alışlarını bile duyamıyordum. "Bırak beni aşağılık adam!" bırak, senin karanlığında boğulmayacağım ben. Dizlerimin üstüne düştüğümde nihayet bırakmışlardı beni. Kafamdan çuval çıktığında gözlerimi kırpıştırdım. Dolunay tüm parlaklığı ile karşımdaydı. Karanlık değildi. Ormana geldiğimizi fark etmiştim. Etrafımız ağaçlarla çevriliydi. Arkamdaki kişilerin varlığını hatırladım. Ayağa kalkmak için bir hamle

