8. Bölüm

2012 Words
Aybars telaşla Ayla'nın yanına koşup yerde uzanan bedeni kaldırıp dizine koydu. "Ayla neyin var?" deyip elini alnına bastırdığında ateşler içinde olduğunu anladı. "Yanıyorsun neden bana söylemedin?" "Bugün benim için planlarını değiştirdin. Söyle Aybars söyle bana. Bana aitsin demiştin. Sana inanabilir miyim? dedim zorlukla ve cevabını duymadan bilincim tamamen kapandı. Uyandığımda hastane odasında olduğumu anladım. Hastane kokusundan nefret ediyordum. Kolumda serum vardı. Acaba bayıldıktan sonra ne oldu? Aybars nerede? Birden gelen sesleri işittim. Aybars'ın da sesini duyunca hemen gözlerimi kapatıp uyanmamış rolü yapmaya karar verdim. Sanırım doktor ile konuşuyordu. "Ateşi yüksekti ama ciddi bir sorun yok ona dinlenmesini söyle." "Sağol." "Neyse aptal mısın oğlum böyle nedenlerle evlenilir mi? Senin geri kalan hayatın boyunca bir kadına bağlı kalacağına inanamıyorum." "Zaten senin inanıp inanmamanı da umursamıyorum Serdar." Böyle gizli gizli onları dinlemek tuhaf olsa da Aybars' ın benim hakkımdaki düşüncelerini merak ediyordum. Bu da benim için büyük fırsattı. Anladığım kadarıyla da doktor ile eskiye dayalı bir dostluk bağları vardı. "Ama sadece kağıt üzerinde evlisiniz değil mi? İkinizin de sevgilileri vardır." "Hayır pek öyle değil. En azından benim için öyle değil." "Gerçekten mi? Demek tamamen o senin karın." "Tam olarak öyle de değil. O işi yapmadık. Beni sevmeyen biriyle yapmaya da niyetim yok." Ah Aybars demek böyle düşünüyorsun. Ama bir bilsen sana ne kadar aşık olduğumu. Aslında ateşim düşmüş. Uyanmış gibi yapsam acaba yemeğe devam edebilir miyiz? Heyecan ile kurduğum planlarıma devam edebilir miyiz? "Bir kızla aynı evde yaşıyorsun. Üstelik hiçbir engel de yok ve geri duruyorsun. Acaba bir check-up filan mı yaptırsan?" "Saçmalama. Onunla evlendim çünkü hedefim için gerekliydi. Karaca şirketinin müdürü olmaya devam etmeliyim. Evlilik dışı ilişkimin olmaması çok da mühim bir şey değil. Eğer bir şey olursa suçlanacak kişi kesinlikle ben olurum. Bunun için ne kadar aptalca da olsa bu evliliği sağlam tutmak zorundayım." "Ah anladım. Hep böyle biriydin. İstediği şey için her şeyi yapan biri. Demek sadık koca olup onu koruma nedenin ona ısınman değil. Neyse iyi ki kliniğin yakınındaydınız. Bir daha böyle bir şey olursa ambulansı çağır." Bedenim iyileşmiş olsa da kalbim çok acıyor. Ne kadar da safmışım. Şimdiye kadar yaptıklarında nasıl da samimi olduğunu sandım. Tüm olanlar, o sözcükler, öpmesi her şey oyundan ibaretmiş. Şimdi düşününce daha ilk tanışmamızda benim de vazgeçemeyeceğim şeyler var derken aslında demek ki bundan bahsediyormuş. Ama yine de kandırılmış hissediyorum. Kalbimdeki bu ağır duyguları taşıyamıyorum. Şu an bu duygularla kaybolup yok olmak istiyorum. Ben hastaneden çıktıktan sonra Aybars dört günlük bir iş gezisine çıktı. Aslında buna sevindim. Yalnız kalıp kafamı toplamaya ihtiyacım vardı. Ama günler umduğumdan daha hızlı geçti ve yarın yine aynı evde yaşamak zorundayız. "Aylaaaa!" Düşüncelere daldığım için irkildim.Merve ve Aslı bana doğru mutlu bir şekilde geliyorlardı. "Günaydın. Uzun bir ara verdin. Grip olmuşsun. Şimdi nasılsın?" "Teşekkür ederim. Şimdi daha iyiyim." Pis pis sırıtarak kulağıma yaklaştılar. "Eee senin şu iç çamaşırı işi nasıl gitti?" "Şey çok iyiydi." Ah nasıl da koca bir yalancı oldum. Onlara gerçekleri anlatamam. Beni bu hale getirenler utansın. "Hadi ama biraz daha minnettar ol. Bir dahakine sen ısmarlıyorsun. Ah Ayla hala bizden önde olduğuna inanamıyoruz." "Yapılacak çok fazla işim var. Biran önce başlamalıyım." "Detayları bize sonra anlatacaksın ama." "Tamam tamam." dedim ve gülümsedim. Tabi ki yalan yalanı getiriyordu. Normalde yalandan nefret ederdim. Hayatım ise nefret ettiğim her şey ile sınanıyordu. Birden köşede duran dergi gözüme çarptı. Baş sayfada Aybars yer alıyordu. Merak edip sayfalarını karıştırdım. Bir röportajı vardı. Son zamanlara kadar nasıl da müdür olan Aybars hakkında bir şey bilmiyordum kendime çok şaşırdım. "İş dünyasında çok fazla taktik ve strateji peşinde koşmak bir tabudur. Başarıya giden yolun, elinizde tam olarak ne olduğunu bilmekten geçtiğine inanıyorum. Potansiyeli bilip maksimum derecede istifade etmeli, kesin olmayan ya da gereksiz şeyleri elden çıkarmaya çalışmalısınız. Eğer daha yükseğe çıkan kişi daha az çalışırsa o şirketin geleceği yoktur. Kimse çok çalışmayan lideri takip etmez." Gerçekçi, soğuk kanlı ve ciddi. Ve onun gibi biri böyle bir evliliğe karşı gelemiyor. Böylesine delice bir şekilde korumak istediği şey ne? "Araştırarak ve bilgileri analiz ederek tam olarak ne işe yarayan bir piyon olduğunuzu anlıyorsunuz. Ve o zaman her türlü rekabete girişebilirsiniz." Piyon... Demek kendini bir piyon olarak görüyor ve diğerlerine de o gözle bakıyor. Ve tabi ki bana da.Ben de onun gözünde diğer piyonlarından biriyim. Sadece bir piyon kesinlikle eş değil. "Aaa Ayla ne yapıyorsun burada?" diye arkamdan Emre'nin sesini duydum hemen dergiyi bıraktım. "Rapor aldığını duymuştum. Nasılsın iyi misin?" "Ah evet iyiyim teşekkürler." "Daha öncesi hakkında ne oldu detayları bana da anlat tamam mı? Endişelendim bilirsin.Sonra görüşürüz." "Görüşürüz." Gitmesi ile kafamı masaya vurmam bir oldu. Ben bu kafamı kırsam belki düşünemez daha iyi hissederim. İşte ne ekersen onu biçersin diye boşuna dememiş atalarımız. Artık işe bile gitmek istemiyorum. Herkese ne yalan uyduracağım ben. "Aylaaa!" İsmimi duymamla arkamı döndüm. Kimse ile muhattap olmak istemedikçe neden herkes beni buluyordu? "Ah Kıvanç abi! Senin burada ne işin var?" dedim ve gülümsedim. "Görüşmeyeli uzun zaman oldu. Ortak iş için buradayız. Ama senin burada çalıştığını bilmiyordum. Güzel bir sürpriz oldu. Son karşılaştığımızdan beri ne yaptığını merak ediyordum. Seninle uzun uzun konuşmak isterdim ama şu an yoğunum. Akşam boş musun?" "Ne?" "Eğer istersen akşam rahatça konuşabiliriz. Uzun zaman oldu." Aybars eve daha gelmediğine göre sıkıntı olmaz. " Boşum, tamam akşam buluşalım." " Tamam o zaman görüşürüz. Al bu kartım üzerinde numaram var.Müsait olduğunda beni ararsın." Kıvanç abi ile üniversiteden tanışıyorduk. Ben çömezken o son sınıftı. Bana çok yardımcı olmuştu.Basketbol takımındaydı. Basketbola ilgim olmamasına rağmen onu izlemek için hep giderdim. Bu şekilde tekrar karşılaşmamıza ve beni hatırlamasına inanamıyorum.Tamamdır, bugünü unutulmaz hale getirelim. Buna ihtiyacım var. ... Aybars eve dönmüş ve kapıyı açmıştı. Işıkları açtı. Anlaşılan Ayla evde yoktu. Yorgun olduğu için kıravatını çıkarıp fırlattı. Bıraktığı hediye kutusunu hala yerinde görünce şaşırdı. Eline aldı ve kendini koltuğun üzerine attı. Neden apartmanımızın ışıkları yanıyor? Yarın dönmeyecek miydi? Beni görünce nasıl tepki vermeliyim? Yavaşça kapıyı açtım ve içeriye girdim. "Hey! Ne yapıyorsun? Yine mi içtin?" "Evet doğru. Erken gelmişsin." "Bunu neden açmadın? Senin doğum günü hediyendi." Olamaz. Sen gelmeden icabına bakacaktım nasıl da unuttum. Çünkü senden gelen bir hediyeyi açmak istemedim. Ama bunu nasıl açıklayabilirim. Doğum günümde ben senin sayende tamamen farklı bir ben oldum nasıl diyebilirim? "Gittiğim sabah hasta olduğun için hala uyuyordun. Ben de salona masanın üzerine bıraktım ama hala oradaydı." "Direk senden almak istedim. O yüzden dokunmak istemedim." Acıtıyor ama başka bir bahane bulamadım. "İşte." deyip pat diye elime minik kutuyu bıraktı. Kaskatı kesildim. Kim işte diyerek doğum günü hediyesi verir. Cidden beni piyon da değil bir köpek gibi görüyor. En başından fark etmeliydim. Ona göre bir köpekle aynı aptallık düzeyindeyim. "Teşekkürler." dedim güçlükle. "Önemli değil." "Tuvalete gitmeliyim." dedim ve hızlıca arkamı dönüp uzaklaştım. Onun önünde göz yaşlarımı göstermek şu an isteyeceğim en son şey bile değildi. Hala da ondan tam olarak nefret edemiyorum. Hediyeyi açamadım ve öylece çekmeceye fırlattım. "Ahhh çok büyük bir şoktu." "Ne oldu Merve?" "Dün gece Ayla ile erkek arkadaşını gördüm." "Gerçekten mi? Eee nasıl biriydi?" "İnanılmaz derecede havalı ve yakışıklı. Müdür kadar değil gerçi." "Gerçekten onu boş yere küçümsemişiz." "Öylesini nereden buldu acaba. Belki de tanışma buluşmalarına tekrar başlamalıyız " "Aslı gerçekten sana inanamıyorum." Selma kahve almaya geldiğinde bu konuşmaya misafir olunca çok şaşırdı. Hemen müdüre anlatmalıydı. ... "Tanımadığımız biriyle mi birlikteymiş dün gece? Yani Emre denen kişi değil mi?" "Hayır değil." "Bak bakalım adamla ilgili neler bulacaksın." "Reddediyorum. Sana sağlayabileceğim maksimum bilgi bu. Aranız böyle bir şeyi soracak kadar iyi." "Ret mi ediyorsun? Hey burda müdür olan benim." "Belki karınızın sizin sandığınızdan daha fazla erkek arkadaşı vardır. Ayrıca bir kadının kalbi erkeklerin düşündüğünden daha hızlı değişir. Düne kadar sizin için atan kalp bugün tamamen başka birisi için atabilir." "Selma." "Bunu sizin iyiliğiniz için söylüyorum. Hayatınızdaki ilk başarısızlık olmaması için." Akşam eve döndüğünde Aybars sinirli ve gergindi. Ayla'nın ayakkabılarını görünce evde olduğunu anladı ama neden ev zifiri karanlıktı. Odasının kapısını sinirli bir şekilde tıklattı. " Benim konuşmamız gerek dışarıya çık." Yatağıma uzanmış sosyal medyada dolaşıyordum. Sesini duymam ile tüm keyfim kaçmıştı. Birbirimizi görmezden gelip sessizce yaşamak istiyordum ama bunu bile bana çok görüyordu. Neyse en azından kapıyı tıklatacak kadar kibardı. Mümkün olduğunca göz teması kurmamaya çalışacağım. "Ne hakkında konuşmak istiyorsun?" "Dün gece birlikte içtiğin adam kimdi? Emre değilse o zaman kim?" "Üniversiteden bir tanıdığım. Kıvanç abi." "Abi?" "Uzun süredir birbirimizi görmüyorduk ve biraz konuşmak istedik." Bunu nereden biliyor yetti be. Her yaptığımı izleyecek mi? Bunaldım artık. Ve bu da çapraz sorgu gibi. "Neden dün gece en azından bana söylemedin?" "Şey konusu açılmadı. Senden saklayacağım özel bir şey yoktu yani." "Kiminle dışarı çıktığın gibi şeyleri gözetlemek niyetinde değilim. Ama sakın beni aldatmaya cüret etme. Bunu aklına kazıdığını düşünmüştüm ama garip birisin." Ne diyorsun sen. Aldatmak mı? İhanet mi? Böyle şeyler baştan beri birbirini seven karı koca arasında olur aptal. "Tabii ki bunları biliyorum! Bu bizim sözleşmemiz asla unutmadım merak etme!" "Sen düşündüğümden daha garipsin." "Kimmiş garip? Eğer benim canımı sıkmaya vaktin varsa neden yatmaya gitmiyorsun artık? Yorgunsun değil mi?!" dedim ve ittirerek kapımı yüzüne çarptım. "Dur biraz!" "İyi geceleeeer!" Defol çabuk. Yastığıma sıkı sıkı sarıldım. Gözyaşlarım yine akmaya başlamıştı bile. Telefonumun çalması ile yatağımdan uyuşuk bir şekilde kalktım. Uyumak ve tamamen her şeyi unutmak istiyordum. "Efendim?" "Ayla ben Kıvanç. Dün için teşekkür ederim. Çok güzeldi. Tekrar bağlantıya geçmemize çok sevindim." "Hayır, yani benim için de zevkti." "Hmm sesin biraz garip. İyi misin?" "Önemli bir şey değil iyiyim. Ama bu saatte neden aradın ki?" "Ah şey düşünmüştüm. Belki bu akşam da boş vaktin vardır. Sana söylemek istediğim bir şey var. Olur mu?" "Evet sorun yok." "Tamam o zaman dünkü mekanda buluşalım. Hadi görüşürüz." "Görüşürüz." Ah benim de sana söylemediğim şeyler var. Evlendim. Buna kendim karar verdim ama şuan çok kırgınım. Beni sevmeyen bir adamla yaşamanın bu kadar zor olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sevdiğim adam hislerime karşılık vermiyor. Görünüşe göre asla gerçek bir kadın olamayacağım. Hayır böyle olmasını istemiyorum. İstemiyorum! Hemen hazırlanıp çıktım. Buluşacağımız yere hızlıca taksi ile ulaştım. "Pardon gerçekten geç kaldım." "Önemli değil. Ama neden bu saatte takım elbiselisin?" "Her zaman ki halim. Biraz fazla mesaiye kaldım sadece." dedi ve gülümsedi. "Bana ne söyleyecektin?" "Önce iki lokma bir şeyler yiyelim sonra konuşuruz." Birer levrek sipariş vermiştik. Tabi ki yanına meze ve de aslan sütü. Böyle samimi yerleri seviyordum. Aybars'ın böyle bir yere belki de hiç gelmediğini düşündüm. Gelse de asla memnun kalmayacağını da tahmin etmek zor değildi. "Ah biliyor musun maçlarda seni görmek beni çok iyi motive ediyordu. Okul bittikten sonra da işle çok meşguldüm ve seninle iletişim kuramadım." "Ben de üzgünüm. Babamın bazı olaylarından dolayı okulu bırakmak zorunda kaldım ve seninle iletişime geçemedim." "Aslında bugün seninle iş hakkında konuşmak için gelmiştim. Şirketinden ayrılıp benimkine gelmek istemez misin?" "Ne?" "Sana şirketten bahsetmiştim. Ben şirkette yönetim kurulu üyesiyim. Çalışanlarımızdan birisi aniden hamile kalınca işi bırakıp evlendi. Yetenekli insan sayımız az. İşe hemen güvenip yeni birilerini de alamıyoruz." "Ama bunu neden bana söylüyorsun?" "Şuan ki yerinden memnunsan ve evinde gibi hissediyorsan sıkıntı yok ama bugünlerde duvara tosluyormuş gibi hissetmiyor musun Ayla?" "Ne?" "Seninle karşılaştığımda bir şey hakkında sıkıntılı gibiydin. Sanki kendini faydasız hissediyordun, bir çıkış yolu arıyordun ya da ben öyle düşündüm. Belki de benim gereksiz kuruntumdur." "Anladım." "Ama tam üstüne bastıysam bence sorun çalıştığın şirket." Çok kurnaz ya da ben çok şeffafım. Duygularını bile gizlemeyi beceremeyen bir beceriksizim. "Ama dürüst olmak gerekirse şirketim Karaca şirketi kadar büyük ve güçlü değil. O yüzden de gereksiz piyonları oyunda tutmayız. Küçük bir kuruluş, yani herkes çok çalışmak zorunda. Bu nedenle çok meşgulüz. Ama emin olabilirsin ki yapmaya değer bir iş. Bence senin yeteneklerinin gelişmesine yardım edecek. Her şeyi yapmayı kendin öğreneceksin yardım olmaksızın. Eminim ki başarabilirizsin Ayla. Sen çalışkan birisin. Ah ve sanırım şuan ki maaşından daha fazlasını teklif edebiliriz." O an önümdeki duvarda küçük bir çatlak oluştu. Bahsettiği duvar; işimin, geleceğimin hatta aşkımın Aybars'ın avucunun içinde olduğu gerçeği. Ama eğer bu şeyleri Aybars'ın elinden çıkarabilirsem her şey değişir değil mi? Eğer bu olursa belki de ilişkimizin şekli değişecek. "Hemen cevap vermeni söylemiyorum. Otur güzelce bir düşün. Ama çalışan sıkıntısı çekiyoruz o yüzden uzun sürmezse sevinirim." "Gerek yok! Ben düşüneceğim. Olumlu olarak yani söylemek istediğim." Yine ben ve heyecanlandığımda kurduğum devrik cümleler... Değişeceğim.Sadece izle... Eve gidince hemen masama oturdum ve istifamı güzelce yazdım. Aybars'ın olduğum kişiye dikkatlice bakmasını istiyorum. Buradan nasıl kurtulacağımı izle! Aybars ise Ayla'nın kapısının önüne tekrar gelmiş ve onun yine odasına kapandığını görünce suratını astı ve içinde bir yerlerin sıkıldığını hissetti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD