7. Bölüm

1581 Words
"Bu benim saç kremim kaç kere sana bunun yerini değiştirme bulamıyorum dedim." diye banyoda söyleniyordum. Banyoya gelip "Ne oldu?" dedi. Normalde yüzüne de çemkirirdim ama yapamadım. Yüzüne bakmak bile beni utandırıyordu. O yüzden yanıma geldiğini görünce hızlıca banyodan çıktım. Aybars ise bu hareketlerine çok şaşırmıştı. "Bu da neydi böyle? Bana bir mikropmuşum gibi davrandı." dedi sinirle. Gözlerine bakamıyorum. Ama bu yaşadığımız o utanç verici an yüzünden değil. "Sen bana aitsin. Ben de sana aitim." cümlesi ise kafamın içinde sürekli yankılanıyor. Bu kelimelerden başka bir şey düşünemiyorum. Bu sözlerden hislerimizin karşılıklı olduğunu çıkarabilir miyim? Eğer direk sorabilseydim... Ama soramıyorum. Çok korkuyorum.Bunları düşünürken itiş kakış kalabalık içinde otobüs ile iş yerine varmıştım. Yoğun bir günden sonra iş arkadaşları ile yemeğe çıkmıştık. Yanımda ise Emre'nin oturması beni iyice geriyordu. "Ne yani ortaokul çocuğu gibi mi davranalım? Tamam ufak tefek şeyler yaşamış olabiliriz ama birbirimize her zaman ki gibi davranalım. Mesela neden her zamanki sorularından sormuyorsun?" "Çok sertsin Emre. Ayrıca soramama nedenim var. İlişkimiz, işler yürümeyince elveda diyerek ayrılabileceğimiz bir ilişki değil." " Bu da ne demek?" "Aslında epey karışık. Bu yüzden olduğu gibi bırakıp her şeyi berbat etmek istemiyorum. Belki aşk hakkında daha fazla tecrübem olsaydı böyle küçük şeylere bu kadar takılmazdım." "Benimle pratik yapmak ister misin?" ... "Sadece şaka yapıyorum böyle donup kalma lütfen." Emre'nin sayesinde önümde yediğim kebaptan bile bir şey anlamadım. Ama elim aslan sütüne oldukça fazla gidiyordu. Günün sonunda zil zurna sarhoştum. Emre sağolsun beni zorla taksiye bindirip evime göndermişti. ... "Karınız Emre ile iyi anlaşıyor gibi görünüyor." "Aralarında bir şey olmadığı doğru ama görünüşe göre ondan tavsiye alıyor. Anlamıyorum. Herif onu zorlamamış mıydı?" "Dediğim gibi şu an onun gibi biri bile bizden daha güvenilir. Birisinin bir heves uğruna yalan söylemesi yüzünden." "Bu senin suçun. Bana rapor vermeyi ihmal ettin." "Sadece rahatsız oluyorum. Teknik olarak her dediğini harfiyen yerine getirmem gerek ama o mesajı geciktirdiğim için artık eşiniz bana güvenmiyor. Hadi her şeyi geçtim o yeni çocuğa güveniyor." "Tamam, tamam anladım. Sinirini çiçeklerden çıkarmayı bırak artık." "Sadece solanları koparıyorım bir kere." "Ama anladığım kadarıyla sonunda benim hakkımda bir şeyler hissetmeye başladı." "Bu bir kenara, haftaya gideceğin iş gezisi programını az önce tamamladım." "Teşekkürler." "Gezinin ikinci günü karınızın doğum günüyle çakışıyor." "Ne?" "Eğer bir şeyler hissettiğini düşünüyorsan neden sen de onu ciddiye almaya başlamıyorsun?" dedi gülümseyerek. "İlk adımı benim atmamı mı söylüyorsun?" "Eğer hiçbir şey yapmayıp karınızı yalnız bırakırsanız, siz gittiğinizde Emre bir şeyler yapabilir. Bunu kabul edebilir misiniz?" "Ah! Ona biraz fazla düşkünsün." "Evet onu çok sevdim. Ama sizi sevdiğim kadar değil tabi." ... Ah nasıl bu kadar fazla kaçırdım yine şu alkolü. Kapıyı zorla açıp içeriye girdim. Karşımda beni bekleyen Aybars'ı görünce çok şaşırdım. "Geç kaldın. Neden içki kokuyorsun?" "Ne önemi var. Kimseye sıkıntı yaratmıyorum ya di mi?" dedim cümleyi zorla toparlayarak.Yavaşça ilerlemeye başladım. "İyi geceler." Ahh neden onunla sadece bu şekilde konuşabiliyorum? "Dur biraz. Konuşmamız gerek. Önümüzdeki pazartesi gününden itibaren bir haftalık bir iş gezisinde olacağım." "Anladım." O zaman bir süre onu göremeyeceğim. Neden acaba yalnız hissediyorum? Aynı zamanda da rahatladım. "Yani ayrılmadan önceki gün, doğum gününü birlikte kutlayacağız. "Ne?" "Önümüzdeki haftaydı değil mi? O güne kimseye söz verme tamam mı?" deyip kafama iki kere yavaşça vurdu. "Tamam ama dur bekle!" "Evet." "Yok bir şey. İyi geceler." Gerçekten çok mutluyum ama neden? Neden benim için bunu yapıyor? Ama bunu ona soramam, korkuyorum. "Tamam sen de en kısa sürede uyumaya bak. Banyoda düşüp kalma." dedi ve odasına gitti. Bense düşüncelerim ile bir başıma kaldım. Doğum günümü biliyor. Bir de üstelik benimle birlikte mi kutlayacak? Ne yapmalıyım? Ne yapacak? Yoksaaaa gerçek karı koca mı olacağız? Ertesi gün iş çıkışı yemekte Emre'ye tüm olanları ayrıntı vermeden onun anlayacağı şekilde yine anlattım. "Hmm ne güzel işte. Ortaokullu gibi davranmayı bırakırsın artık." "Ama işin aslı hala en önemli soruyu korkumdan soramadım." "Yine de davranışlarına dikkat etmelisin. Bence hala onun favorisi sensin, şu aldatılma konusunda." "Aklımda tutmam gereken bir şeyler var mı ?" " Ah iç çamaşırı konusunda özen göstermelisin bence. Ben artık kalkayım. Yarın işe erken gitmem gerek. Bugün sen ısmarlıyordun değil mi? " "Ayyy Emre! Bana yardım edebilir misin, iç çamaşırı seçme konusunda?" dedim ve Emre dondu kaldı biran. Ve sonra birden bağırıp kızmaya başladı. "Aptal mısın nesin?! Yani ne kadar saf olursan ol beni de düşün biraz." "Ama bir erkeğin fikri daha iyi olur diye söylemiştim." "Her neyse bunu yapmam. Kesinlikle yapmam." dedi. Beni söylediğime bin pişman etti. Yemekhanede Merve ve Aslı'yı gördüm. En iyisi onlardan yardım istemekti. Yemek yerken onların sohbetine birden daldım. "Kızlar sizden bir yardım isteyebilir miyim?" "Tabi ki biz neden varız." deyip gülümsediler. "Şey ben özel bir gün için iç çamaşırı alacağım da. Bana yardım edebilir misiniz?" "Ne? İç çamaşırı seçimi mi?" "Hişt bağırmasanıza millet duyacak!" dedim sakin kalmaya çalışarak.Bizim milletimize güven olmaz sonuçta. Hiç acımaz çatır çatır konuşur ve bir güzel o yumuşacık kalbi kırarlar. "Emre ile mi yapacaksınız yoksa?" "Ah hayır, kesinlikle hayır." "Ama tabii ki nasıl mümkün olabilir ki? Sadece emin olmak istedik. Ama sonunda bu aşamaya geldin demek Aylacığımız." deyip pis pis sırıttılar. " Merak etme! Sadece bize bırak. Senin için süper seksi ve gösterişli olanları seçeceğiz." Çok fena gaza geldiler. İçimde kötü bir his var. İş çıkışı birçok çeşit iç çamaşırının olduğu bir mağazaya gittik. Gerçekten tek başıma gelsem bu kadar çeşit içinde seçmem bir o kadar zor olurdu. Önüme benim de bakıp beğenmem için birkaç parça koydular ama o kadarcık minnacık şeylerdi ki şok oldum. Bunları gerçekten iç çamaşırından sayıyorlar mı cidden? Tülden ve ufacık dantellerden ulaşan şeyler cidden bana çok uzaktı. Pamuklu yumuşacık iç çamaşırları dururken güzel görünmek için işkence gibi bu çamaşırları giymek çok saçmaydı bence. Ama tabi herkes diyorsa bir bildikleri de vardır diye tavsiyelerine uymaya karar verdim. Merve ve Aslı benim çok kararsız kaldığımı görünce: "Onun nasıl biri olduğunu bile bilmiyoruz sence nasıl şeylerden hoşlanır?" diye sordular. "Şey bizim müdür gibi." "Ne kadar saçma! Bu kadar abartmana gerek yok. Çok komik cidden çok komik hahaha." diye benimle dalga geçip, bana aptal gibi davrandılar. Sonunda çokta uçuk olmayan bir kaç parça seçebilmiştik. "Ben geldiiim." diyerek salona adımladım. Biraz geç olmuştu. Büyük olasılık Aybars gelmiştir diye düşündüm. Evet gelmişti ama yorgunluktan koltuğun üzerinde çalışırken uyuyakalmıştı. Belki de gerçekten çok meşguldür ama yine de benim için zaman ayırıyordur. Umutlanmam iyi bir şey mi? Üşütmemesi için üzerine battaniye getirdim. Çok masum uyuyordu. Gerçekten bir erkeğe göre yüz hatları belirgin ve çok güzeldi. Ait olmak hakkında söyledikleri ve bana vakit ayırmak için fazladan çalışman ve benim için yaptığın her şey kalbimi daha hızlı çarptırıyor. Karı koca olsak bile onu ilk defa uyurken görüyorum. Şimdi düşününce gerçekten muhteşem bir şey değil mi sevdiğin birisiyle evlenmek? Aramızda hiçbir şey ya da hiç kimse yok. Elimi uzattığım sürece o her zaman yanımda. Bunları düşünürken yavaş yavaş dudaklarına yaklaştım. Tam öpecektim ki aniden gözlerini açtı. "Haha battaniye. Üşütürsün diye düşündüm de bunu üstüne örteyim dedim hepsi bu." dedim ve odama fırladım. Kapımı kapatıp dizlerimin üzerine çöktüm. Yoksa anladı mı? Ama o zaten beni daha önce bir kaç kez öpmüştü. Hatta neredeyse daha fazlasını bile yapacaktı. Ama bu sefer ben yapıyordum. Ben, kendi başıma! Çok utanıyorum. Ah şimdi Aybars'ın ne demek istediğini anlıyorum. Yani kadın olmak istediğin zaman derken bunu kastediyordu. Eyvah çantamı içeride unuttum. Aybars önünde duran torbanın içine merakla baktı. Gördüğü kırmızı dantelli sütyeni parmak uçlarıyla havaya kaldırdı. Yerine geri koyarak görmemiş gibi yapmaya karar verdi. Bugün günlerden Aybars ile beraber doğum günümü kutlayacağımız gündü. Çok heyecanlı ve mutluydum. Ama aksi gibi iş yerinde işlerim uzamış biraz geç kalmıştım. Hızlıca beni bekleyen Aybars'ın yanına koştum. Arabasına dayanmış esneyerek beni bekliyordu. "Uykun mu geldi?" "Geç kaldın! Tam 10 dakika geç!" "Ah çok özür dilerim." "Neyse bugün seni azarlamayacağım. Hadi karıcığım gidelim." "Bugün ki araban normalden farklı." "Evet Ferrari bebeğimle takılalım istedim. Sen biraz kızarmış görünüyorsun." "Gerçekten mi? Sadece biraz gerginim. Sonuçta ilk defa böyle bir şey yapıyorum." "Anladım." Aslında gerçekten bugün halsizdim. Sabahtan beri de hafif ateşim vardı. Ama tabi gerginlikten kalbimin yerinden çıkacak gibi olması da doğruydu. Lüks bir restauranta gelmiştik. Önceden böyle bir yere adımımı atmamıştım. Menüyü elime aldım ama almaz olaydım. İngilizce de değildi. En iyisi açık olmaktı. "Menüdekilerin nasıl okunacağını bilmiyorum." "Tahmin etmiştim. Ben her zamanki alternatiften alayım." Aramızdaki uyumsuzluğu hissedebiliyorum. "Bu arada bu aralar çok meşgulsün değil mi? Geçen akşam işe gömülmüş gibiydin." " İş gezisinden önce halletmem gereken işler vardı merak etme sen." "Bugün için çok teşekkür ederim. Gerçekten çok mutluyum." "Yüzün kıpkırmızı oldu. Utanıyor musun?" "Haha. Evet biraz." "Buyurun efendim aperatifleriniz." İlk gelen şeyin şarap olması da gerçekten benim için iskenceydi. Zaten hastaydım. Vücuda bir de alkol yüklemesi yapmak hiç iyi olmayacaktı ama bu gece sabretmeliydim. "O zaman kadeh kaldıralım!" Hiçbir şeyin tadını alamıyordum. Cidden bu kadar pahalı şeyleri tadıp hiçbir zevk almamak beni çok üzmüştü. "Sığır filetodan da al." "Sana ne zamandır sormak istediğim şeyler var Aybars." "Neymiş onlar?" "Önceki gün söylediğin şeyler hakkında." "Biraz sos bulaşmış." deyip eli ile dudağımın kenarını sildi. Ah zaten ateşim var adam sonum olacak. " Her zaman başka kadınlara da böyle dokunur musun?" "Ne ?" "Dediğim gibi bu şekilde herhangi birine çekinmeden dokunur musun? Yoksa sadece senin için özel olanlara mı? Ben hangi gruptayım?" Ah neden bu şekilde saçmalıyorum. Artık durmalıyım. "Sen benim karımsın. Ne oldu ki? Cidden o dergide yazılanlara inandığını söyleme bana." "Ondan değil." Aslında bilmek istediğim sende beni, benim seni istediğim kadar istiyor musun? "Yüzün gerçekten kıpkırmızı. İyi misin? Şaraba da mı dayanamıyorsun?" Gerçekten iyice bunalmıştım. Vücudum alev alevdi. Sanırım bir elimi yüzümü yıkayıp gelsem iyi olacaktı. "Pardon, bir lavaboya kadar gidip geleyim ben." dedim ve bir adım attım lakin vücudum işlevini yitirdi. Gözlerim karardı. Yürümek istediğim buz gibi yolda uzandığımı ve güçlü bir sesin beni çağırdığını hissettim. "Aylaaa!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD