Bahar mevsimi demek yeni çalışanlar için eğitim sezonuydu.
"Merhaba, ben Selim. Burada çalışmaya başladım. Umarım iyi geçiniriz."
Yeni genç çalışan gerçekten eli yüzü düzgün sarışın bir erkekti. Tabi bizim kızların "Ayyy çok tatlı" diye ağızlarının suyu aktı. İşin kötü yanı ilgilenmem için Selim'i benim yanıma vermeleriydi.
"Çok uzun sürmeyecek ama lütfen beni güzelce eğitin" deyip bana kibarca gülümsedi.
"Ah tabii ki, memnun oldum." dedim isteksizce.
Ne olduğunu anlamadan can sıkıcı bir durumun ortasında kaldım. Onlara uygun olmadığımı da söyledim ama...
Merve ve Aslı çoktan başıma gelip canımı sıkmaya başlamışlardı.
"Ne tür pis hileler yaptın?"
"Çok kıskanıyorum. Çaylağımızla yalnız vakit geçirebileceksin."
Konuyu değiştirmeye çalışmak en iyisiydi.
"Her neyse siz ikiniz biraz gergin gözüküyorsunuz." dedim.
"Gerginiz tabii ki" deyip sinirli bir şekilde bana bir dergi gösterdiler.
Dergide gece geç saatlerde genç iş adamıyla bir randevu yazıyordu. Altta ise Aybars(yüzü buğulu halde) ve yine yüzü net olmayan bir kadın vardı.
Sabah geldiğimde, basın girişi komple kapatmıştı. Bu işte bir iş var diye düşünürken Sevda beni çağırdı.
"Afedersiniz. Beni Aybars Bey iletmem için gönderdi. Aslında sadece bir prodüksiyon şirketinin başkanıyla yemek yediler. Şirketle ilgili ticari bir reklam ile ilgiliydi. Görünüşe göre prodüksiyon şirketi arkasında iz bırakmış. Zamanında kurtulamadık. Yani gerçeği sizin de bilmenizi istedi." dedi mahcubiyetle.
Hiç de umrumda değildi. Asıl mesele sabah birbirimizi gördüğümüz halde hiçbir şey söylememesiydi. Karısı olduğum halde. İşte ben de buna öfkeliydim.
"Dosyaları getirdim Ayla hanım.Bunu istemiştin değil mi? Uzun sürdüğü için üzgünüm." dedi Selim heyecanla.
"Ah teşekkür ederim."dedim. Merve ve Aslı bana ayakişlerimi yaptırmamam için uyardılar. Bense onlara gözlerimi devirdim.
Selim ise gülümseyerek "Etrafta böyle koşturarak bile çok şey öğreniyorum." dedi.
Bizim kızların gözlerinden cidden artık kalp fışkırıyordu. Ama gerçekten de iyi bir çocuktu.
Akşam olmuştu. Merakla Aybars'ın gelmesini bekliyordum. Acaba bir şey açıklayacak mıydı?
"Ben geldim." dedi yorgun ve sıkılmış yüz ifadesi ile.
"Erkencisin." dedim. Çünkü genelde daha geç saatlerde gelirdi.
"Ortalık sakinleşene kadar evet. Basın her yerde." diyerek kendini koltukta benim yanıma attı. Yüzüne sert sert baktım.
"Ne oldu?"
"Dergide yazanlar doğru değildi, değil mi?" dedim kısık ses tonumla.
Kolunu birden arkama attı.Hafiften gülümsüyordu."Ne o, merak mı ediyorsun? Kıskandın mı? Sen merak etme Sevda zaten sana olanları söyledi. Gördüğün gibi ellerinde bir hikaye de yok. Bekledikleri sürece bir şeylerin çıkabileceğini düşünüyor olmalılar." dedi.
"Anladım. Ben odama gidiyorum. İyi geceler." dedim ve kalktım.
Hepsi bu muydu? Neden bana direkt olarak bir şey söylemiyor. Ben onun karısıyım değil mi?
Başımı yastığa koymuştum ama o kadar canım sıkkındı ki uyuyamıyordum. O öpücüğün bir şeyleri değiştireceğini düşünmüştüm. Ama sanırım sadece böyle düşünen benmişim.
"Medya hala girişte. Çok inatçılar ve çok boş zamanları var." dedi Selim tüm şaşkınlığı ile.
"Evet." dedim suratımı düşürerek.
"Ama sanırım bu normal. Müdürümüz bir playboy gibi.
"Sen de mi öyle düşünüyorsun Selim?"
"Evet yakışıklı ve bir erkek olsam da seksi olduğunu inkar edemem. Ah bu tabloyu nasıl yapıyoruz?"
"Şu şekilde." diye gösterdim.
Selim çok arkadaş canlısı ve konuşması kolay bir karaktere sahip. Belki de benim yaşlarımda olduğu içindir. Ciddi ve dürüst birisi. Rehberlik etmesi de kolay. O yüzden ona bazı şeyleri anlatır oldum.
" Bu arada hani şu anlatmıştın ya arkadaşının erkek arkadaşının onu aldatıyor olma ihtimali hakkında. Ondan sonra bir şey oldu mu?" diye sordu Selim.
"Neden bilmiyorum ama kıza hiçbir şey açıklamamış." dedim. Belki onunla konuşmak içimi bir nebze de olsun rahatlatır umuduyla.
"Hmm... Belki ilişkiye kız kadar bağlı değildir?
Erkeğin aldatma tanımıyla kadının ki büyük ihtimalle aynı değildir."
"Bu arada aldatmak hakkında sen ne düşünüyorsun Selim?"
"Bence işin sonuna kadar gitmediysen sorun olmamalı. Yani bazen zorlayan taraf kadınlar olabiliyor. Ama bazıları da bir akşam yemeğinin lafını bile yapıyor."
"Daha önce hiç yapmadıklarını duydum. Şey yani arkadaşım ve sevgilisi." dedim kızararak.
"Ne? O zaman mesele tamamen değişir! Ama kız neden yaptırmamış ki?"
"O kadarını bilmiyorum." dedim çekinerek.
"Ah ama mesele böyleyse aldatmaktan başka çaresi kalmamış olabilir." dedi düşünceli bir şekilde.
"Yani sen böyle düşünüyorsun..." dedim tüm şok olmuşluğumla. Acaba gerçekten böyle olabilir mi?
"Evet ama kız daha önce hiç yapmadıysa sorun olmayabilir. Oğlan buna katlanabilir. Bu arkadaşının iyi bir kadın olduğunu gösterir sonuçta." dedi. Bu Selim'in tahminlerinden dolayı alnından öpesim geliyordu.
Ama hayır bu da imkansızdı.Beni bir kadın olarak bile görmüyordu.
"Söylediklerin işime yarayacak. Arkadaşımı bilgilendireceğim."
"Öyle mi dersin? Sevindim o zaman." dedi ve ona kibarca gülümsedim.
Acaba Aybars benim hakkımda ne düşünüyor? Gerçekten merak ediyordum.
Aybars işten gelmiş her zamanki gibi koltuğuna yayılmış elindeki dosyaları karıştırıyordu. Ben de etrafı topluyordum.
"Yeni çalışan nasıl biri? Bir şeyler öğrenebiliyor mu?" dedi birden tüm ciddiyetiyle.
Şaşırdım."Sana ondan bahsetmiş miydim?" dedim.
"Sevda'dan duydum."
Doğru ya. Beni sürekli takip eden Sevda tabii ki her şeyi de anlatıyordur sonuçta. Ama bu olay beni biraz sinirlendirdi nedense.
"Hevesli, dürüst, ciddi ve hızlı öğrenen biri."
"Vay vay vaaay. Personel bürosunun iyi çalşanlar yetiştirdiğini söyleyebiliriz yani." dedi yine ciddiyetiyle.
Konudan sıkıldım. "Medya hala peşinde sanırım."
"Hmm evet. Bu bir sabır testi. Gerçi ne kadar denerlerse denesinlerbir şey bulamayacaklar."
Ah yine mi bu? Bu haksızlık değil mi? O benim hakkımdaki her şeyi Sevda'dan öğreniyor. Ama ben onun hakkında hiçbir şey öğrenemiyorum. O zaman onu en azından sinir etmeye hakkım var.
"Yeni çocuk Emre, senin yakışıklı olduğunu söyledi. Ama aynı zamanda playboy gibi gözüktüğünü de söyledi."
"Hey, siz ikiniz ne hakkında konuşuyorsunuz böyle?"
"Onunla konuşması eğlenceli. Benim yaşlarımda. Onun yanında rahatlayabiliyorum. Sana söyleyemediğim birçok şey hakkında konuşabiliyoruz." dedim. Belki bunları ona söylemem yanlıştı ama gerçekleri bilmeye hakkı vardı.Her ne kadar onun hakkında hiçbir gerçeği bilmesem bile.
"Her neyse iyi geceler." deyip onu ifadesiz yüzüyle başbaşa bırakıp odama doğru yürüdüm.
Ertesi gün işyerinde Emre yine beni güldürmekle meşguldü.
"Off buradaki eğitimim yarın bitiyor. Bundan sonra iş eğitimi var. Epey zorlu olduğunu duydum." dedi mutsuzca.
"Biraz bütün gün koşturmaca. Ama senin gibi birisi için sorun olmaz diye düşünüyorum." deyip gülümsedim.
"Hmm doğrusu ben masabaşı tercih ederim."
"Gerçekten mi? Yine de sıradaki eğitiminde başarılar." dedim tüm samimiyetimle.
"Bu bir kenara, neden erkek arkadaşının tüm yolu geçmesine izin vermiyorsun Ayla."
Ah benim saf kafam. Çocuk gibi yok arkadaşım falan diye anlatırsan tabi koca adam anlar diye içimden kendime küfür ediyordum.Yine de saf ayağına yatmak en iyisiydi.
" Ben mi? O benim arkadaşımdı."
"Yani söyleme şeklin kendin hakkında konuşuyormuş gibiydi. İşine burnumu sokmak istemiyorum ama biraz meraklı biriyim.Zaten bu işin içine girdim. Eğer yardım edebileceğim bir şey varsa duymaktan memnun olurum."
Biraz sıcakladım belki de kızardım ama dediklerinde haklı. Sanırım Emre ile konuşabilirim.
"Aslında ben de gerçekten anlamıyorum. Onun hakkında ne düşündüğümü merak ediyorum. Çıkıyor olduğumuzu söylemiştim ama birbirini seviyor olmanın belirtisi ne? Benim hakkımda ne düşündüğünü de bilmiyorum. Bana hiçbir şey söylemiyor. Bana hiçbir şey yapmak istemiyor." dedim. Belki içimi serinletir ümidiyle.
"O zaman bu daha çıkmaya başlamayan çiftlerin sorunu değil mi? Anlamadım ki. Ah üzgünüm! Direk aklıma geleni söyledim. Alay etmek gibi bir amacım yoktu. Ama bu durumda hala bir şansım var gibi gözüküyor."
"Ne?" Cidden şoklardaydım. Sadece içimi dökmeye çalışırken geldiğimiz nokta beni dumura uğratmıştı.
"Eğer seni seviyorsa, yalnız bırakmayacaktır. Eğer seni yalnız bırakıyorsa bu demektir ki onun için ilk sırada değilsin. Senden üstünmüş gibi davranıyor olabilir ama aldatma hakkında bile bir şey söylemiyorsa iş zaten bitmiş. Aslında seni düşünmüyor bile değil mi?"
Ağlamak üzereyim. Birden çenemi tutup üzerime doğru eğildi. Korktum. Artık gözyaşlarım yerinde durmuyordu.
" Ama eğer ben olsaydım böyle hissetmene izin vermezdim."dedi.
Birden kapı açıldı ve Sevda içeri girdi.
"Ah canım! Engel olduysam özür dilerim. Kahve için sıcak su almaya gelmiştim."
Sevda bizi gördü.Hem de bu kadar yakınken. Emre hemen benden uzaklaştı.
"Şey acaba şirkette çalışanlar arası romantik ilişki yasak mı? " dedi tırsan Emre.
"Hayır ama bu kadar açıkça yapmamanız daha iyi olur. Sizinle daha sonra konuşacağım Ayla hanım." dedi ve uzaklaştı.
"Hah çok şaşırdım. O da bizimle aynı büroda mı?"
"Biraz çay yapacağım." deyip onu geçiştirdim."
Zaten ben bittim. Ne yapmalıyım? Aybars öğrenecek. O öğrenecek.
İş çıkışı hemen gidip Sevda' yı yakaladım.
"Sevda hanım bugün olanlar hakkında.."
"Aslında ben de bugün sizinle konuşmak için gelmiştim. Size söyleyip söylememekte kararsız kaldığım bir şey var...Aslında..."
Çok sinirliydim. Şu topuklularla da insan istediği gibi hızlı gidemiyor. Kapıyı hızla açıp içeriye girdim.Masasına dayanmış dosyaları inceliyordu.
"Demek geldin." dedi her zamanki hissizliği ile.
"Neden bugün yine o kadınla görüşeceksin? Hem de ortalık hala sakinleşmemişken." diye patladım.
"Seni ilgilendirir mi?"dedi ve dosyaları masasına çarptı. Sevda o anda telaşla içeri girdi.
"Özür dilerim. Müdür bey yapmamalısınız."
"Seni de bulaştırdığım için üzgünüm Sevda. Bizi biraz yalnız bıralabilir misin?"
Sevda yavaşça kapıyı kapatıp çıktı. Aybars elleriyle simsiyah olan saçlarını geriye doğru itti.
"Merak etme o kadınla görüşme gibi bir planım yok. Ortalık sakinleşmemişken tam senin dediğin gibi."
"O zaman neden?"
"Tepkini görmek için. Önceki gün de anlamadığım şeyler söylemiştin.Aniden yeni elemanın adını söyleyip onun hakkında"
"Alay etmeyi bırak!" diye titreyen sesimle bağırdım. Ne yazık ki gözyaşlarım hiç durmuyordu. Sinirimden ve üzüntümden ellerimi yumruk yapıp ona vurmaya başladım. O ise tepkime şaşkınlıkla bakıyordu.
"Benim hakkımda ne düşünüyorsun ha? Bu son günlerde ne kadar kıskanç olduğum hakkında en ufak bir fikrin var mı? Tepkini görmek için de ne demek? Bu kadarı da yeter.
"Ne dediğinin farkında mısın?"
"Ben farkındayım. Bana karın gibi davranmıyorsun değil mi?" hala salya sümük içimi çeke çeke ağlıyordum.
"Öyle değil. Kıskandığını söyledin."
"Bana hep bir aptalmışım gibi davranıyorsun! Beni o borçlardan kurtardığın doğru ama hala..!"
"Dinle! Sen beni seviyor "
"Sen de benden çok iyi değilsin! Bu da senin küçük aptal intikamın! Çünkü neredeyse Emre ile yapıyordum."
"Yapıyordum derken neyi kastediyorsun." dedi ve sesinin soğukluğu ürpermeme neden oldu. Cidden bu sefer kendi pisliğimi kendime sıvamıştım.
"Ne! Sevda sana söylemedi mi?" Yoksa gerçekten bilmiyor muydu?
Birden beni masaya ittirdi ve üzerime doğru eğildi. Korkuyorum.
"Onun yanında rahatlayabiliyorum derken de bunu mu kastediyordun?"
"Emre bana eğer açıklama ihtiyacı bile duymuyorsan benim hakkımda hiçbir şey düşünmediğini söyledi. Ayrıca, eğer aldatma hakkında bile bir açıklama yapmıyorsan beni hiç umursamadığını söyledi." dedim titreyerek. Korktuğum halde hala onu kızdıracak şeyler söylemeye neden devam ediyorum?
"Ne kadar aptalca. Cidden sen de ona inandın mı?"
Şaşırdım ama artık içimde bir şey tutmanın hiçbir manası yoktu.
"Ama neye inanmalıyım o zaman? Bana tekrar yalan söyledin. Güvenebileceğim hiçbir şey yok değil mi? Sadece o kağıt parçası-" dememle dudaklarıma yapıştı.Tüm hırsını dudaklarımdan çıkarıp uzaklaştı.
"Sadece bir kağıt parçası ama o anlaşmayı yaptıktan sonra sen bana aidsin ve ben de sana aidim. Bu kadarını bilmen gerektiğini düşünmüştüm." dedi ve gömleğimin öndeki kurdelasını yavaşça açtı. Göğüs çatalım ve açık pembe dantelli südyenimin uçları ortaya çıktı. Utanıyordum.
"Söyle! Nerene dokundu?"
"Dokunmadı! Neredeyse sadece öpüyordu!" dedim zorla çıkan titreyen sesimle"
Bacaklarımın arasına iyice kendini yasladı. Eteğim kendiliğinden yukarıya çoktan çıkmıştı bile.
"Dikkatsizlik ettim. Senin gibi birini gözüne kestirerek biri çıkacağını sanmıyordum." dedi burnunu boynuma sürterek.
"Dediğim gibi ben bir şey..." Elinin aşağıda olmaması gereken yerlerde olduğunu hissettim.
"Dur biraz! Ah!"
"Kapa çeneni!"
Parmakları külodumun içindeydi. Onu durdurmak istesem de cüsseli vücudunu yerinden hiç oynatamıyordum. Bir yandan dudaklarımı sömürüyor diğer yandan ise külodumun içini okşuyordu. Birden şirket telefonu çaldı. Mecburen üzerimden kalkıp toparlandı. Ah az önce yine yazık oldu diye düşündüm. Neden? Neyim var benim?
"Hey şimdilik git buradan. Önemli bir telefon aldım." dedi sırtı dönük bir şekilde.
" Ama" daha hiçbir şeyi çözmedik...
"Neyse ne şimdi defol buradan!" Masada doğrulup ayaklarımı yere indirmeye çalıştım.
"Tecavüze uğramak üzereymişsin gibi duruyorsun. Eğer bununla sorunun yoksa ben devam edebilirim."
"Gidiyorum ben hemen" dedim. Ama gerçekten ne ara bu kadar dağılmıştım. Südyenim bile belime inmişti. Çok utandım.Hemen toplanıp hızlı hızlı çıktım.
Aybars ise arkasından kendini bu kadar kaybetmenin pişmanlığını yaşıyordu.
Ben hala olayın şokundaydım. Her şey çok ani oldu. Suratım yanıyor. Şaka gibi parmakları oradaydı. Bundan sonra ona nasıl bakarım? diye düşünürken birden birisine çarptım. Kafamı kaldırdığımda Emre olduğunu gördüm.
" Daha ayrılmadın mı? Çok geç oldu."dedim.
"Seni arıyordum. Bugün olanlar için özür dilerim. Yani durumunu avantaj olarak kullanmak gibi oldu. Sonra da bir şekilde kendimi kaybettim." dedi. Gerçekten mahcup görünüyordu.
"Ne söylesen de erkek arkadaşını seviyorsun değil mi? Yani onun hakkında kötü şeyler söylediğimde neredeyse cidden ağlayacaktın." dedi gülümseyerek.
"Ne dur biraz dediğim gibi daha onu sevip sevmediğimi"
"Ah her şeyi açıklamalı mıyım? Peki. Aldatılmak düşüncesi aklından çıkmıyordu değil mi? Onun yanında başka kadın olmasın istiyorsun değil mi? Bu yeterli bir kanıt değil mi? Neyse şimdilik her şeyi unutalım. Yarın son kez burada çalışacağım."
"Tamam." diyebildim sadece. Ben Aybars'a mı aşığım? Ah anladım. Beni karısı olarak görmediğinden sinirlenmiyordum. Bundan nefret ediyordum. İçten içe nefret ediyordum. Beni öptüğünde kalbimin deli gibi atması, işimiz yarım kalınca hayal kırıklığına uğramam, bütün bunların hepsi ...
Emre'nin bilmediği şey ise Aybars ile zaten evli olduğumuz. Kısaca aramızda hiçbir engel yok. Büyük ihtimalle de ben ne zaman istersem yapabiliriz.
Onu seviyorum. Ama bunu sadece sesli söyleyince bile birden sıcaklıyorum. Bundan sonra, onunla nasıl yüzleşip, aynı çatı altında yaşayacağım?