6.BÖLÜM(VEDA)

1093 Words
⭐Yeni bölümle karşınızdayım. Umarım keyifle okuduğunuz bölüm olur. Oy ve yorumlarınızı bekliyorum. Söyleyeceklerini söyledi ve gitti ben ise her zaman ki gibi bütüm kelimelerimi yutmak zorunda kaldım. Baban dedi benim babam yaşıyormuydu. Yaşıyor olabilirdi eğer mektubu sonuna kadar okusaydım mutlaka babamın yaşayıp yaşamadığı yazardı. Acaba Sıraç evime gitmeme izin vermezdi. Benim o mektubu tamamıylaokumam gerekiyordu babamın anneme yaşattıklarını duymak babasına âşık büyümüş beni şok ettiği için mektuba devam edememiştim çeşke tamamını okusaydım. Hem babam yaşıyor ise anneme tüm yaşattıklarından sonra ne ben babama dönemezdim. Annem bu yaşıma kadar uzak tuttuğu adama kendi ayaklarımla gidemezdim. Şu andan Sıraç'ın bütün dediklerine inanmaktan başka çağrem yoktu. Kendimi çok bitkin hissediyorumdun. Bir an önce üstümde ki elbiseden kurtulmalıydım. Sıraç giyinme odası diye tahmin ettiğim yerden geldi bana bakmadan yatağa doğru gidip çarşafı kaldırarak yatağa yattı. Ben ise arkasından öylece baka kaldım. - Banyonu yap ve giyinme odasın da evde ki çalışanların hazırladığı çanta var onun için de sana gerekli olan her şey vardır. Hiç bir şey demeden giyinme odasında ki çantayı alarak banyoya gittim. Banyo da tıpkı oda gibi sim siyahtı. Onun karanlık hayatı beni yoruyor ve boğuyordu. Küvete suyu ayarladım elbiseyi üzerimden çıkardım. Saçımda ki toklarıda çıkardım küvetin içine girdim. Gözlerimi kapattım tüm yaşadıklarım gözlerimin önünden bir bir geçti. Annemi çok özlemiştim şu an annemin yanımda olmasını sarılıp çiçek kokusunu içime çekip bana her şey geçeceğini söylemesine o kadar çok ihtiyacım vardı ki. Annem anneciğim seni çok özledim. Anneye özlem, özlemlerin en ağırıymış meğerse annem.Ben bunu sen yokken anladım, senin özleminle içim dolup taşarken ve çaresizce beklerken anladım annem... İstemsiz bir şekil de ağlamaya başladım. Ağlamamalıydım ben annemin kızıydım güçlü durmalıydım. Hızlı bir şekilde duşumu alıp banyodan çıktım. Sıraç yatakta yatıyordu peki ben nerde yatacam. Uyandırsam kıza bilirdi en güzeli şurada ki koltukta yatmaktı. Yatağın üstünde ki fazla çarşafı aldım koltuk biraz dar olsa sığmıştım. Banyonun getirdiği mayışmayla zorlanmadan uykuya daldım. Çok rahatsız olan koltuktan düşerek uyandım. Tam kalkacakken Sıraç'ın pencereden dışarıya baktığını gördüm. Öyle dalmıştı ki benim koltuktan düşerken çıkardığım sesi bile fark etmemişti. Öyle bir bakışı vardı ki üzgün mü yoksa sinirli mi anlaşılmıyordu. Her zaman ki gibi gizli anlaşılmaz zor ve ulaşılmaz biriydi . İzlendiği fark eder etmez bana baktı. - Sonun da uyanmışsın hadi hazırlan gidiyoruz. - Nereye gidiyoruz. - Mardine gideceğiz. - Neden Mardin'ne gideceğiz. Hem sen gidiyorsan ben neden gidiyorum. - Ben Mardin'de yaşıyorum. Uzun zamandır Mersin de olduğum için Mardin de ki işler aksadı. Batmamızı istemessin değil mi karıcığım. Hem unuttun mu karıcığım biz artık evliyiz ve senin yerin kocanın yanı. - Senden tek bir şey istiyorum. Lütfen beni anneme götür. Mersin'den gideceksek anneme gitmem gerekiyor. Tüm sözlerime karşın tek mimiği bile oynamamıştı. Bu kadar umursamaz olmayı nasıl başarıyordu. Hiç bir şey söylemeden kapıyı çarpıp gitti. Ben ise arkasından aşağıya indim. Dış kapıya doğru yürüdüm bahçe kapısına çıktığım da kapıda ki korumalardan biri ilerinde ki siyah arabayı işaret etti. İşaret ettiği arabaın yanına gittim ve arka kapısını açmaya çalıştığım da açılmıyordu. Sıraç'a baktığım da ön koltuğu işaret etti. İnat etmenin sadece bana zararı olcağı bildiğim için. Ön koltuğa oturdum emniyet kemerini bağlama için işaret etti. Emniyet kemerini bağlar bağlamaz arabayı hızla çalıştırdı ve son gazla bahçeden ayrıldık. Hızı sevsem de bu kadar hız fazlaydı. Bir şey söylemenin fayda etmesini bırak ters tepebileceğini bildiğim için sustum. Ondan tarafa bakmadam başımı cama yaslayarak yolu izledim. Yol boyunca uzanan ağaçlara bakılırsa ev ormanın içindeydi. Uzun sayılabilecek bir yolculuğun ardından eski evime gelmiştik. Bana bakarak konuştu. - Evenine git ve sana gerekli olacak şeyleri al uzun süre Mersin'e gelemeyeceksin. Belki de hiç gekmiyeceksin. Sonsuza kadar onunla kalma fikri beni ürkütse de tamam anlamında kafamı sallayarak arabadan indim. Paspasın altında ki anahtarı alarak kapıyı açtım. İçeri girer girmez annemin odasına gittim içeri girdiğim de her tarafı sarmıs olan annemin kokusu doldu burnuma. Bu kokuda huzur,sıcaklık ve sevgi vardı. Annemin yatağına oturdum. Annemin yatağının yanın da sehpanın üzerin de ki çerçeve de ikimizin fotoğrafı vardın çerçeveyi elime aldım. Daha fazla bu oda da kalırsan ayrılamayacağımı bildiğim için . Hızlıca annemin odasından çıkarak kendi odama gittim. Kısıtlı zamanım vardı bana acımıştı da eşyalarımı alamam için evime getirmişti eğer geç kalırsam eşyaları almadan beni sürükler ve tek bir eşyamı bile almama izin vermeden beni götürürdü. Hızlı bir şekil de dolabımın üstünde ki oldukça eski olan küçük valizimi aldım. İçine sığdıra bildiğim kadar kıyafetleri mi koydu üzerine de annemle olan çerçeveyi koydum. Tam annemin odasındayken bir kısmını okuduğum mektubu almak için kalmıştım ki içeri Sıraç girdi valizi eline aldı ve bana dönerek konuştu. - Acele et annenin mezarına gitmek istiyorsan hemen çıkmalıyız yoksa biraz daha oyalanırsan mezarlığa gitme hakkını kaybedersin. - Tam sen valizi götür annemin odasından bir şeyler almam gerekiyor alır almaz hemen arkadam gelirim. - Yeteri kadar seni bekledim daha fazla beklemiyeceğim yürü gidiyoruz. Kolumu sıkıca tutarak kapıya doğru çekiştirdi ne kadar uğraşsamda kolumu kurtaramadım. Mektup yine alamamıştım mektup yarım kalmıştı. Daha fazla çabalamanın onu sinirlendirmekten başka bir şeye yaramayacağı için beni sürüklemesine izin verdim. En azından onu sinirlendirip mezarlığa gitme şansımı kaybetmek istemiyorum. Arabaya bindik yine hızlı bir şekil de mezarlığa gelmiştik. - Lütfen sen arabada kal ben annemle yanlız konuşmak istiyorum. - Tamam acele et. Yağmur yavaş yavaş çiselerken annemin mezarına doğru yürüdüm. Mezarının yanı başına geldim eğilip annemin mezar taşını öptüm. Annemin mezarını görmek bir kez daha acı gerçeği yüzüme vurdu. Annem gitmişti ve bir daha gelemiyecekti. Annemin gelmiyecek olması sanki bir el kalbimi sıkıp boğuyor gibi geliyordu. Gözlerimi kapatım yerlerin çamur olmasını umursamadan yere oturdum. Anne "Anneler, her şeyi görmeseler bile kapleriyle duyarlar" derlerdi sen de beni duyuyormusun anne. Hiç bir şey canımı yakmıyor sensizlik kadar. Hiç tanımadığım insanın yaptıklarını sırtım da taşımaktan yorulmuştum. Nerede olduğumu bile umursamadan hıçkırarak ağladım biri sesimi duyması umrum da değildi. Her zorluğa dayanılır da annesizlik zorlukların en zoruydu. Keşke anneler ölümsüz olsa. Kendimi kaptırmış gözlerimi kapamış delice ağlarken bir el omzuma dokundu kim olduğunu bilmem için gözümü açmama gerek yoktu kokusundan tanımıştım. Gözlerimi açtım ve onun koyu kahvelerine baktım. "Hadi toparlan da gidelim." " Bırak artık beni görmüyor musun ne haldeyim. Hem sen beni ne anlıyacaksın dertsiz tasasız birisin." Söylediklerimden sonra yüzü anında setleşti gözleri kap kara oldu. Önce gözlerini kapadı sonra açtı galiba kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Kolumda tutup beni kaldırdı kollarımı o kadar sıkı tutuyordu ki parmaklarını izi bile çıkacaktı. Delice bakışlarını bana doğrultu. "Bu dünya da bir tek sen mi anneni kaybettin kendine gel. Hem sakın görünüşe aldanma hiç kimseni derdini bilemessin çünkü; Acı büyük olanın gözü değil kalbi ağlar gözden akan silinir de, kalpten akandan yıkılır insanı. ⭐Mardine gidiyorlar bakalım Layla'yı Mardin de ne gibi macaralar bekliyor. ⭐Yeni bölümü nasıl buldunuz? ⭐ Oy ve yorumlarınızı esirgemeyin. Desteğinizi bekliyorum. ⭐ Hatam varsa affola?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD