İKİSİ BİRDEN

1562 Words
Helin dört gün yoğun bakımda kaldıktan sonra artık biraz toparlamıştı. Yüzünde hâlâ yorgunluk vardı ama gözleri daha canlıydı. Doktor sabah kontrolünü yaptıktan sonra gülümseyerek konuştu. — “Helin hanım, sizi bugün normal odaya alıyoruz.” Helin’in gözleri doldu. — “Gerçekten mi doktor?” — “Evet. Artık daha iyisiniz.” Baran o an Helin’in elini tuttu. — “Duydun mu güzelim?” Helin yavaşça gülümsedi. — “Evet…” Bir süre sonra Helin’i tekerlekli sandalyeyle hastane odasına götürdüler. Oda aydınlıktı. Camdan güneş ışığı içeri giriyordu. Helin yatağa oturduğunda etrafına baktı. — “Bebekler…” Baran hemen gülümsedi. — “Birazdan gelecekler.” Helin’in kalbi heyecanla çarpmaya başladı. Kapı açıldı. Hemşire içeri girdi. Kucağında iki küçük bebek vardı. Helin onları görünce gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Hemşire önce pembe battaniyeye sarılı bebeği Helin’in kucağına verdi. — “Kızınız.” Helin titreyen ellerle bebeği tuttu. — “Benim kızım…” Sonra hemşire mavi battaniyeye sarılı bebeği Baran’a verdi. — “Oğlunuz.” Baran bebeğe bakıp gülümsedi. — “Hoş geldin oğlum.” Helin bebeklerinden gözlerini alamıyordu. — “Baran…” — “Efendim?” — “İsimlerini düşündün mü?” Baran başını salladı. — “Sen söyle.” Helin kız bebeğin minik yüzüne baktı. — “Kızımızın adı Elif olsun.” Baran gülümsedi. — “Çok güzel.” Sonra erkek bebeğe baktı. Helin yumuşak bir sesle devam etti. — “Oğlumuzun adı da Mert olsun.” Baran başını salladı. — “Elif ve Mert…” Helin gözyaşları içinde gülümsedi. — “Çok yakıştı.” Baran bebeğin küçük elini tuttu. — “Hoş geldin Mert.” Tam o sırada küçük Mert ağlamaya başladı. Helin gülerek söyledi. — “Sanırım karnı acıktı.” Baran güldü. — “Daha şimdiden babasına çekmiş.” Tam o anda kapı çaldı. Baran’ın annesi, babası ve Ayşe içeri girdi. Ayşe heyecanla bağırdı. — “Yenge! Bebekler!” Baran’ın annesi gözleri dolu dolu torunlarına baktı. — “Allah’ım şükürler olsun…” Helin o an bebeklerine bakarak fısıldadı. — “Artık gerçekten bir aileyiz.” Baran eğilip Helin’in alnını öptü. — “Evet… artık dört kişiyiz.”Hastane odasında sıcak ve huzurlu bir hava vardı. Helin yatağa yaslanmıştı. Kucağında küçük Elif vardı. Baran ise kollarında Mert’i tutuyordu. Mert hâlâ ara ara ağlıyordu. Helin gülümseyerek baktı. — “Baran, bana ver biraz.” Baran dikkatlice bebeği Helin’e uzattı. Helin iki bebeğine birden bakınca gözleri doldu. — “İnanamıyorum…” Baran yanına oturdu. — “Neye?” Helin yavaşça konuştu. — “Artık anne oldum.” Baran gülümseyerek Helin’in saçlarını okşadı. — “Ve dünyanın en güzel annesi oldun.” Helin utangaç bir şekilde gülümsedi. O sırada Baran’ın annesi yaklaştı. — “Helin kızım, yorulma. İstersen biraz bebekleri bana ver.” Helin nazikçe başını salladı. — “Biraz daha kucağımda kalsınlar.” Kadın gülümsedi. — “Haklısın.” Ayşe ise heyecanla bebeklere bakıyordu. — “Abi, Mert sana çok benziyor.” Baran güldü. — “Daha şimdiden mi?” Ayşe başını salladı. — “Aynı sen.” Helin de bebeğe baktı. — “Gerçekten…” Tam o sırada küçük Elif de ağlamaya başladı. Baran panikle baktı. — “Neden ağlıyorlar?” Baran’ın annesi gülmeye başladı. — “İkisi de acıkmıştır.” Helin biraz utanarak konuştu. — “Sanırım haklısınız.” Hemşire o sırada içeri girdi. — “Helin hanım bebekleri emzirmeyi deneyebiliriz.” Helin biraz heyecanlandı. — “Tamam.” Herkes yavaşça odadan çıktı. Oda sessizleşti. Sadece Helin ve Baran kaldı. Helin bebeklerine bakarken fısıldadı. — “Baran…” — “Efendim güzelim?” Helin gülümseyerek konuştu. — “Hayatımın en güzel günü.” Baran eğilip Helin’in alnını öptü. — “Benim de.” Bir süre sonra bebekler sakinleşti. Helin onları izlerken yorgunluğu yüzünden okunuyordu. Baran hemen fark etti. — “Sen biraz dinlen.” Helin başını salladı. — “Tamam.” Baran bebekleri dikkatlice beşiğe koydu. Sonra Helin’in yanına oturdu. Helin gözlerini kapatırken fısıldadı. — “Baran…” — “Buradayım.” — “Gitme.” Baran elini tuttu. — “Hiçbir yere gitmiyorum.” Helin birkaç dakika içinde uyuyakaldı. Baran ise sessizce oturup üçüne de bakıyordu. Tam o anda kapı tekrar çaldı. Baran kapıyı açtı. Kapıda doktor vardı. Doktor gülümseyerek konuştu. — “Baran bey, yarın Helin hanımı ve bebekleri taburcu edeceğiz.” Baran’ın yüzü aydınlandı. — “Gerçekten mi?” Doktor başını salladı. — “Evet. Artık evlerine gidebilirler.” Baran arkasına dönüp Helin’e baktı. Helin uyuyordu. Beşikte ise küçük Elif ve Mert huzurla uyuyordu. Baran gülümseyerek fısıldadı: — “Yarın eve gidiyoruz…”Ertesi sabah hastane odasında tatlı bir telaş vardı. Helin yavaş yavaş uyanmıştı. Yanındaki beşikte küçük Elif ve Mert uyuyordu. Helin bir süre onları izledi. İkisine bakarken yüzünde yumuşak bir gülümseme vardı. Baran da sandalyede oturmuş onları izliyordu. Helin hafifçe konuştu. — “Baran…” Baran hemen ayağa kalktı. — “Uyandın mı güzelim?” Helin başını salladı. — “Evet.” Sonra bebeklere baktı. — “Bütün gece onları izledim gibi hissediyorum.” Baran gülümsedi. — “Ben de.” Tam o sırada kapı çaldı. Doktor ve hemşire içeri girdi. Doktor Helin’i kontrol etti. — “Nasıl hissediyorsunuz?” Helin biraz doğrulmaya çalıştı. — “Daha iyiyim.” Doktor başını salladı. — “Güzel. Bugün sizi taburcu edeceğiz.” Helin’in yüzü aydınlandı. — “Eve gidecek miyiz?” — “Evet.” Baran gülerek Helin’e baktı. — “Artık kendi evimizde olacağız.” Helin’in gözleri doldu. — “Bebeklerle birlikte…” Birkaç saat sonra hazırlıklar tamamlandı. Helin bebeklerini kucağına aldı. Hemşire son kez konuştu. — “İlk günlerde biraz zorlanabilirsiniz ama her şey yoluna girecek.” Helin gülümsedi. — “Teşekkür ederim.” Baran bebek çantasını aldı. Sonra Helin’in yanına geldi. — “Hazır mısın?” Helin bebeklerine bakıp başını salladı. — “Hazırım.” Hastanenin kapısından çıktıklarında güneş parlıyordu. Baran arabayı kapının önüne getirdi. Önce bebek koltuklarını yerleştirdi. Helin dikkatlice bebekleri yerleştirdi. Araba hareket etti. Helin camdan dışarı bakıyordu. — “Baran…” — “Efendim?” — “Hayatım tamamen değişti.” Baran gülümsedi. — “Benim de.” Bir süre sonra arabaları konağın önünde durdu. Kapı açıldığında içeriden sevinçli sesler geldi. Baran’ın annesi, babası ve Ayşe kapıya çıkmıştı. Ayşe heyecanla bağırdı. — “Geldiler!” Baran’ın annesi hemen Helin’in yanına geldi. — “Hoş geldiniz.” Helin gülümseyerek içeri girdi. Bebekler dikkatlice salona getirildi. Herkes onların etrafında toplanmıştı. Ayşe fısıldadı. — “Çok küçükler…” Baran’ın annesi dua etti. — “Allah size sağlıklı, uzun ömür versin.” Helin koltuğa oturdu. Kucağında Elif vardı. Baran ise Mert’i tutuyordu. Helin Baran’a bakarak yavaşça söyledi. — “Evimiz artık daha güzel.” Baran gülümsedi. — “Çünkü artık kalabalığız.” Tam o sırada küçük Mert ağlamaya başladı. Ayşe güldü. — “Sanırım evin ilk sesi geldi.” Helin de gülmeye başladı. Ama o sırada Helin bir anda yüzünü buruşturdu. Baran hemen fark etti. — “Helin… iyi misin?” Helin karnını tutarak fısıldadı. — “Biraz başım döndü…” Baran hemen ona doğru eğildi. — “Helin?”Helin’in yüzü bir anda soldu. Baran hemen yanına eğildi. — “Helin? Ne oldu?” Helin gözlerini kapattı. — “Başım biraz döndü…” Baran hemen panikledi. — “Anne! Bir bakar mısın?” Baran’ın annesi hızlıca yanlarına geldi. Helin’in omzuna dokundu. — “Kızım daha yeni ameliyat oldun. Vücudun hâlâ zayıf.” Helin yavaşça nefes aldı. — “Sanırım biraz yoruldum.” Baran hemen ayağa kalktı. — “Sen hiç hareket etme.” Helin hafifçe gülümsedi. — “İyiyim Baran.” Ama Baran yine de endişeliydi. — “Yok. Dinleneceksin.” Baran dikkatlice Elif’i Helin’in kucağından aldı ve beşiğe koydu. Sonra Mert’i de yanına yerleştirdi. İki küçük bebek beşikte yan yana yatıyordu. Ayşe eğilip baktı. — “Çok tatlılar…” Baran’ın annesi Helin’e bir bardak su getirdi. — “İç kızım.” Helin yavaşça içti. Bir süre sonra yüzüne biraz renk geldi. Baran hâlâ onun yanında oturuyordu. — “Gerçekten iyi misin?” Helin başını salladı. — “Evet.” Sonra bebeklere baktı. — “Onları özledim.” Baran gülümseyerek konuştu. — “Daha bir saat olmadı.” Helin de gülümsedi. — “Yine de.” Baran bebekleri tekrar Helin’in yanına getirdi. Helin Elif’in küçük elini tuttu. — “Merhaba kızım…” Sonra Mert’e baktı. — “Sen de merhaba oğlum.” Baran onları izlerken yüzünde yumuşak bir ifade vardı. Bir süre sonra akşam oldu. Mutfaktan yemek kokuları geliyordu. Baran’ın annesi seslendi. — “Yemek hazır.” Helin ayağa kalkmak istedi ama Baran hemen durdurdu. — “Sen otur.” Helin biraz itiraz etti. — “Ama…” Baran gülümseyerek konuştu. — “Doktor dinlen demedi mi?” Helin pes etti. — “Peki.” Baran sofraya oturduktan sonra tekrar Helin’in yanına geldi. — “Bir şey lazım mı?” Helin başını salladı. — “Sadece sen.” Baran gülümsedi. — “Ben zaten buradayım.” Tam o sırada beşikteki Mert yüksek sesle ağlamaya başladı. Ardından Elif de ağladı. Ayşe şaşkınlıkla baktı. — “İkisi birden!” Baran gülmeye başladı. — “Sanırım ilk zor gecemiz başlıyor.” Helin de yorgun ama mutlu bir şekilde gülümsedi. — “Ama değecek…” Baran bebekleri kucağına aldı. — “Tabii ki değecek.” O gece konakta ilk kez iki küçük bebeğin ağlama sesi yankılanıyordu. Ve o ses herkesin yüzünde bir gülümseme bırakıyordu. Ama gece ilerlediğinde Helin uyurken bir rüya gördü… Rüyasında birisi kapıyı sertçe çalıyordu. Helin korkuyla uyandı. Kalbi hızlı hızlı atıyordu. Ve tam o anda… konakta gerçekten kapı çaldı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD