7.BÖLÜM

1276 Words
^^Bir hafta sonra^^ Çok heyecanlıyım.. Yerimde duramıyorum resmen bugün çektiğimiz reklam filmi yayınlanacak, ve herkes yeniden Masal Güney’i konuşmaya başlayacak.. Ve ben tekrar gündeme oturacağım. İçimde ki çılgın çocuk çığlıklar atıyor adeta.. Parfüm reklamı olduğu için dev avantajlıyım. Çekerken bile havam yerindeydi.. Aylardır doğru düzgün yemek yemediğim için iyice süzülmüş, ve her getirilen kıyafetin iki beden altını istemiştim.. Babam odamı istediğim renklerle donatarak bana harika bir oda hazırlatmıştı. Yarın tatil yapacak ertesi gün işe başlayacaktım. Odamın son halini görmek için şirkete gidiyordum. Arabamı park ettikten sonra çantamı elime alıp, derin bir nefes alarak arabadan indim.. Kendimden emin adımlarla büyük kapıdan girdiğimde herkesin bakışları üzerime sabitlenmiş, yalnızca yürüyen insanların ayakkabılarının çıkardığı ses duyuluyordu.. Bir kaç saniye sonra fısıltılar ayyuka çıkmak üzereydi. "Masal hanım değil mi o" "Yeni hazırlanan oda ona aitmiş" "Çok güzel bir kız" "Yeni patron umarım bize çektirmez" Babamın yanına geldiğimde telefonunu kapatıp bana sımsıkı sarıldı. "Hoş geldin bebeğim" "Hoş bulduk Baba" "Odanı görmek ister misin" "Sabırsızlanıyorum" Babamın bir kaç oda ötesindeydi benim odam.. Kapısından girdiğinde insana huzur veren bir havası vardı.. Duvarları krem rengi boyanmış, deri koltukları karamel kahverengi tonlarındaydı. Duvarlar da boyalarla şekiller verilmiş boğaz manzarası çizilmişti.. Odamda üç boyutlu boğaz manzarası vardı. Kapı açıldığında odanın görünmeyen kısmında karşılıklı konulmuş üç ayrı tekli koltuk ortada minik bir masa vardı. Hemen ardından açılan bir kapıda ise çizim yapmam için rahat edebileceğim orta büyüklükte bir oda vardı.. "Baba bu kadar şeye ne gerek vardı?" "Senin için her şeye değer kızım" "Baba bu üç koltuk masa ne için? "Lâra Hazal ve sen geldiklerinde rahat rahat oturun muhabbet edin diye. Burası için özel planlarım var ama şimdilik bu kadar." "Her şey dört dörtlük olmuş Babacığım Sağ ol" "Bakarsın ben bir kaç yıla kendimi emekliye ayırabilirim" "Hayır olmaz ben sen olmadan ne yapacağım burada?" "Sen başarırsın kızım ayrıca ben senin hep arkandayım" "Yarın başlasam mı acaba heyecan yaptım şimdi" "Gel seninle benim odamda bir kahve içelim seninle konuşacaklarım var" Babam ile birlikte odasına geçip kahvelerimizi yudumlarken, babam konuşmaya başladı.. "Kızım biz artık Özgür amcan ile ortak değiliz" "Evet Baba bende sana onu soracaktım. Seni yemek için almaya geldiğim gün senin eski odana gittim kapıda ki sekreter yeni ortağın olduğunu söyledi." "Evet kızım Özgür amcan yeni bir şube açtı. Güney şirketler zinciri bir tane daha arttı. Bende yeni bir ortak buldum kendime.. Çok akıllı, iddialı, kıvrak zekalı,yüksek hedefli bir delikanlı. Yarın önemli bir toplantı var. Yeni bir alışveriş merkezi için yaptığı çizimin sunumunu yapacak.. Eğer firma kabataslağı ayrıntıları beğenirse, diğer yaptıracağı kulübün mimarlığını da bize yaptırmayı düşünüyorlar." "Bu harika Baba yalnız sen bu yeni ortağına fazla güvenmiyor musun? Yani böyle önemli bir işi tüm sorumluklarıyla ona teslim etmek çok mantıklı gelmedi bana." "O bu işin altından kalkabilecek birisi ve eğer onun hazırladığı projeyi beğenirlerse kulüp projesi senin sorumluluğun altında olacak" "Babacığım sen hiç merak etme ben MASAL GÜNEY' sem her işin altından kalkarım." "İşte Babasının kızı" "Beni ortağımızla ne zaman tanıştıracaksın?" "Benim on dakika sonrası için bir randevum var ben kendisine senin tanışmak istediğini söyleyeyim olur mu?" "Peki Baba ben bekliyorum" Babam çıktıktan sonra beni arayıp ne yaptığımı soran Hazal'a odamı özet geçtim.. Hazal susmak bilmiyordu resmen. Bir hafta içinde onu çok boşladığım için acısını çıkartıyordu bir nevi.. "Peki şu an işin var mı?" "Yeni ortağımızla tanışacağım" "Ay çok heyecanlı" Kapının tıklanıp ardından açılmasıyla bakışlarımı kapıya çevirdim. "Masal hanım" "Evet" Hazal'ın ne oluyor? Yoksa o mu geldi? Soruları yüzünden Sekreterin söylediği şeyin yalnızca "sizi aşağıda bekliyor" kısmını anlamıştım. "Hazal kapatıyorum akşam bana gel konuşuruz" "Tamam öptüm" Gömleğimin yakasını düzeltip telefonumu çantama koyduktan sonra beni bekleyen yeni ortağımla tanışmak için kalktım. Aşağıya indiğimde ortağımı hiç görmediğim gerçeği bir kez daha yüzüme vurdu. Etrafta tanımadığım adamı ararken omuzum da hissettiğim erkeksi bir dokunuşla istem dışı gözlerimi kapatırken, aldığım nefesin arkamdaki adamın parfümüyle dolu olduğunu hissettim. Ne kadar hoş bir kokusu vardı. Arkamı döndüğümde nasıl birisiyle karşılaşacağımı merak etsemde, içimde adını koyamadığım bir duygu sayesinde dizlerimin bağı çözülmüşçesine hareketsiz duruyordum.. Benim hoşlanmadığım hareketlerden biriydi aslında omuzumdan dürtülerek çağrılmak.. Bir kaç dakikanın ardından ben hareketsiz durucuna arkamdaki adam konuştu.. "Beni mi arıyordunuz?" Ağır bir şekilde arkamı döndüğüm esnada kaşlarımı çatarken, hala farkında olmadan yere bakıyordum.. Ben Masal Güney olarak ilk defa böyle bir şeyin içinde hissediyorum kendimi. Anlaşılan şu ki altı ay insanlar dan ayrı yaşamak beni çok fazla olumsuz etkilemişti.. Peki şu an beni etkileyen, yüzüne bakmamama sebep olan şey neydi? Derin bir nefes alıp, başımı kaldıracağımı düşünürken nefesimi tutarak başımı aheste aheste kaldırdım.. Karşımda meydan okurcasına tüm ciddiyetiyle duran, çehresi geniş, kaşları yay, gözleri iri ve okyanus misali masmavi cam gibi olan, gülümsemediği halde belli olan gamzeleri ile o duruyordu.. Karşımda gördüğüm adamın hayal olmasını istiyordum. Çünkü hayallerimi süsleyecek kadar derinliğe sahipti gözleri.. Bu sima..evet..evet..ben bu simayı bir yerden hatırlıyorum.. Hayır..olamaz..yok canım.. Bu..bu..bizim.. "Masal Hanım iyi misiniz?" Bana seslenişiyle kendime gelirken, hâlâ bir rastlantı olmasını temenni ediyorum. Ama ben bu gözleri bir yerden hatırlıyorum. Zoraki çıkardığım sesimle "İyiyim" dedim “Bir an başım döndü” "Buyurun arabam şurda birlikte bir şeyler içeriz diye düşündüm." "Tabi neden olmasın?" Bana sunulan bu teklif sanki 'gözlerime biraz daha bakmak ister misin' gibi gelmişti. Ama onun olduğundan emin olmalıyım. Benim adımı biliyor olması gayet doğal bir durum.. Ama onun olma ihtimali olabilir mi? Her şeyi unutabilirim lise yıllarıma dair. Yalnız bana o gün acıyla bakan o masmavi cam gibi gözleri unutmam.. Eğer hafızam bana bir oyun oynamıyorsa şu an arabasında oturduğum kişi.. "Sizinle tanışamadık ben yalnızca adınızı biliyorum Masal Hanım" "Şimdilik bu kadarını bilmeniz yeterli" "Pekala" "Adınız neydi?" Bana doğru dönüp, iğneleyici bir bakış atarak konuştu.. "Ne olmasını isterdiniz?" Böyle bir soru elbette beklemiyordum ama, bu sorunun altında kalmayacaktım. Masmavi gözleriyle bana meydan okurken istediği cevap her neyse onu vermeyecektim. "Sizden bir beklentim yok. Onun için yalnızca hitap etmek amacıyla sordum" "Peki o zaman bir şeyler içerken belki adımı size söyleyebilirim" "Söylemenize gerek yok ben nasıl olsa öğrenirim" "Önden buyurun lütfen" Yanımda ki adını lütfetmeyen şahsiyetle birlikte çay bahçesine girdik.. İnsanlardan uzak bir masaya oturduğumuzda soğuk bir şeyler sipariş ettik.. İçecekler geldiğinde ilk konuşan o oldu. "Üniversiteyi nerde okudunuz?" "Amerika’da siz" "Bende Amerika’da okudum" Masa da süren uzun sessizliğin ardından konuşmama konusunda ısrarcıydık.. Telefonuma gelen mesajla irkildim. "Pardon" Mesaj Yüksel beyden gelmişti. ^^Masal Hanım; patronumuzun isteği üzerine reklam filmini ilk olarak bir saat sonra yayınlayacağız.. İyi günler ^^ Mesajı gördüğümde göz bebeklerim büyümüş telefonu elimden bırakmadan defalarca, tekrar tekrar mesajı okuyordum. "Masal Hanım iyi misiniz?" İsmimi duyduğumda bana seslendiğini fark ettiğim adama dönerek yanıtladım. "Ah iyiyim sağ olun" "Renginiz soldu birden bir sıkıntımı var?" "Teşekkür ederim.. Önemi yok fazla heyecanlandım sadece" "Anladım" "Ben bir reklam filminde oynadım ilk defa o yayınlanacak birazdan." Bana ne olduğunu sormadığı halde ben neden gidip şimdi söyledim ki. Benim cümlemi bitirmemin ardından, masada telefonumun üzerinde duran elimin üstünde hafif ama bir o kadar erkeksi bir dokunuşla insanın içini ürperten elini hissettim. Parmaklarıyla elimi kavrarken, diğer elinide omuzuma koyup, gözlerini bana dikerek konuştu.. "Sakin olun ve heyecanlanmayın" "Kalkalım mı? Benim bir kaç işim var da" "Peki" --------------------------- Odama girdiğimde yerimde duramayacak kadar öfkeliydim. O bana adını söyleme zahmetinde bile bulunmayan adam nasıl benim elimi tutar.? Üstelik karşısında lâl olup kalıyorum. Kim bu adam kim? Hatırla Masal! Bu adamı ben nerden tanıyorum? Sinirimin yatışması için kendimi suyun kollarına bıraktım. Duş tan çıktıktan sonra üzerimi giyinip saçlarımı kurutmadan yatağıma uzandım.. Başımı yastığa gömdüğümde tek düşüncem uyumaktı ama zihnim benim dışında sinyaller veriyor gibiydi. Okyanus misali masmavi kuytularında kaybolacağım kadar derin olan o gözler bırakmıyordu peşimi. Gözlerimi kapattığımda elini omuzumda, bakışlarını üzerimde hissediyordum. Benim bu durum dan kurtulmam lazımdı ama nasıl? Ertesi gün yorgunluğun verdiği halsizlikle biraz geç kalkmıştım. Lâra ve Hazal dün gece yoktu.. Lâra nöbetçiydi Hazal’sa hasta olduğu için gelememişti.. Hazal'ın durumunu sormak için telefonu elime aldığımda gördüğüm şey karşısında yalnızca şaşkınlıktan lâl oldum.. Bir insanın başına böyle bir şey gelebilir miydi.?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD