Sorduğum sorunun ardından Hazal yüzünde ki gülen ifadeyi soldurup, düşünmeye başladı..
"Aslında Masal tam olarak hatırlamıyorum desem"
Lâra arabayı çalıştırdığı esnada sinirle önüme dönerek homurdandım.
"Umarım bana layık gördüğünüz iş, kenar mahallelilerin bulaşık deterjanı reklamı değildir."
"Masal sen canını sıkma tatlım ben patronu da, reklam Filmi’nin içeriğini de biliyorum rahat ol ve bugün onu düşünme"
"Masal yaa ben hala adını hatırlayamadım. Yalnız çok yakışıklı ve genç bir adamdı.."
"Hazal sen küçükken böyle değildin. İyi kötü, zengin varoş, ayrımı yapardın ne oldu sana"
Hazal benim söylediklerimi
duymazdan gelerek Lâra'ya hitaben konuştu..
"Lâra Masal bizim kendisini affettiğimizi mi düşünüyor sence..?"
"Büyük olasılıkla"
"Peki biz affettik mi.?"
"Henüz değil bazı şartlarımız var"
"Bir dakika ya siz neyden bahsediyorsunuz? Ne şartı? "
"Hazal şirkete geldik bebeğim yemekte anlatırsın"
"Bana uyar"
"Siz kendi aranızda konuşun, ben Babamı almaya gidiyorum"
"Bekliyoruz biz Hazal’la"
Hazal ve Lâra’yı arabada bırakıp arkamı dönerek şirkete girdim..
Beni gören insanlar gerçek olduğuma inanmak için tekrar tekrar bakıyordu.. Şirkete en son geldiğimde beş yıl öncesiydi.
O zaman babama sürpriz yapmak için gelmiştim. Şimdi burası bana o kadar yabancı ki..
Bu şirkette en fazla bir kaç hafta sonra çalışmaya başlayacaktım.
Zor olsa da bunlara alışmalıydım.
Önlerinden geçtiğim insanlar saklama gereği duymadan, aşikar sesleriyle benim hakkımda konuşuyorlardı..
"Bu Masal Güney değil mi?"
"Yiğit Bey’in kızı"
"Canına kast etmiş diyorlar"
"Hala annesinin yasını tutuyormuş"
"Ölenle ölünmez ki"
"Yazık yüzü çökmüş"
Duyduğum kelimelerle kan beynime sıçrarken, dudaklarımı ısırıyor, Babamın odasının olduğu kısma bir an önce ulaşmaya çalışıyordum.
Nihayetinde Baba’mın odasına gelebilmiştim..
Sekretere dönüp öksürerek, beni fark etmesini sağladım.
"Merhaba"
"Merhaba hanımefendi buyurun"
"Ben Masal Güney Yiğit Güney'in kızıyım Babam odasında mı acaba?"
"Yiğit Bey’in odası koridorun sonunda sağ da efendim. Burası yeni ortağı...."
"Tamam tamam, anladım"
Babamın odasına geldiğimde bu sefer sekreteri es geçerek kapıyı tıklatıp, arkamdan seslenerek gelen kadının suratına kapıyı kapatarak, odaya girdim..
"Merhaba Baba"
Babam kapı sesini duyunca gözlüklerini çıkartıp elindeki dosyayı kapatarak, gözlerini benim üzerime dikti..
"Masal kızım"
"Babacım hadi çıkıyoruz"
"Nereye.?"
"Kızlar aşağıda bekliyor birlikte yemeğe gideceğiz"
"Masal yavrum sen iyi misin.?"
"Gayet iyiyim Babacım, hadi kızlar aşağıda bekliyor"
-----------------------
Yemek yiyeceğimiz mekana geldiğimizde masaya oturarak siparişlerin gelmesini bekliyorduk..
Babam daha fazla dayanamayarak konuya girmek istediğini belirtti.
"Kızlar beni yemeğinize dahil ettiğiniz için teşekkür ederim ama, acaba geliş sebebim nedir.?"
"Yiğit amca biliyorsun benim yemek, kıyafet, dizi film olsun zevklerim bir tek seninle uyuşuyor. Ve ten renklerimiz de aynı olduğu için ton olarak aynı tonları giyiyoruz.
Bende dedim ki amcamı alayım birlikte yemeğe gidelim ardından alışveriş yaparız."
Lâra soluksuz bir konuşma ile devam ederken, Babam gür bir kahkaha atarak beni ve Hazal'ı işaret etti..
"Lâra kızım yavaş ol, O halde Hazal ve Masal neden geldi?"
"Peşime takıldılar"
Lâra'nın bu sözü üzerine Hazal kahkaha savururken, ben gülümsemeyi tercih ediyordum.
"Ya sen buna bakma Yiğit amca, hala iki yaş farkıyla bize ablalık taslamaya çalışıyor"
Masaya gelen yemeklere bakarken, En son bunları Annemle eve sipariş isteyip, yediğimizi hatırlıyorum.
Canım Annemin midesi almamıştı.
Babamın seslenişiyle bakışlarımı tabağımdan ayırarak kafamı kaldırdım..
"Efendim Baba"
"Senin benim bu yemeğe katılma sebebim olarak bir fikrin var mı?
Hazal buradan maça gideceğimizi söylüyor."
"Baba buraya gelme sebebimiz benim"
Babamın yüzünde oluşan endişeyi fark edebiliyorum. Ben konuşmaya başladıktan sonra, çatalını tabağının kenarına bırakarak ,söylediğim her cümleyi ezberlercesine dinliyor..
"Artık eve kapalı kalmayacağım baba"
"Bu harika bir haber Bir tanem. Şirkette senin için istediğin büyüklükte bir oda hazırlatabilirim hemen"
"Yalnız Baba ben çalışmaya direkt şirkette başlamayacağım."
"İstersen sana ayrı büro açalım"
"Hayır hayır Baba öyle değil Hazal ve Lâra beni bir yönetmen arkadaşlarına reklam filmi için önermişler.
Görüşmemiz güzel geçti. Reklam filmi provası, afiş çekimi, bunların hepsi bir hafta falan sürermiş. Ardından bir kaç gün dinlenip, şirkette öyle işe başlamak istiyorum.."
"Sen her şeyi düşünmüşsün güzel kızım başarılar dilerim..
Aldığın kararlarda sonuna kadar arkandayım."
"Teşekkür ederim Babacım"
"Ama Masal lütfen benim babam Amerika da kıskanıyorum."
"Annen de yanında öyle değil mi Lara?"
---------------------
Ağlamak..
İnsanların ihtiyaç duyduğu bir şey değildir aslında..
İnsan canı yanarsa, yüreği kanarsa ağlar..
Ağlamak.. bir ihtiyaç değil, yalvarmak çaresizliktir..
Ağlamak.. basit olmak değil, daha güçlü ayağa kalkmaktır..
Ağlamak.. insanın girdiği çıkmazda kaybolurken, Umut ışığı aramasıdır..
Bir insana umut vermek, onu düştüğü yerden kaldırmak, ona bir değer vermek demektir..
Bir insan dan umudunu almak ona yaşatabileceğin en büyük çaresizliği yaşatmaktır..
^^
Başımı yastığıma koyduğumda buharlaşan gözlerim istemsizce kapanıyordu..
Hayatım da olmasını istediğim şeyler, hayalini kurduğum şeyler oluyor ama, ben mutlu olamıyorum..
Çaresizlik içinde umut ışığı arıyorum.
Babam benim için kendi odasının katında iki odayı birleştirmek suretiyle, bana yeni bir oda hazırlatıyordu.
Ama kararlıyım önce reklam filmin de oynayacak ilk o haberle magazine çıkıp, ardından şirkette işe başlayacaktım..
Babamın sekreteri bile beni tanımıyor, bu rezilliğe bir son verme vakti geldi..
Babamın odasını değiştirmiş, ortağının odası olduğunu söyledi sekreteri..
Hazal'ın Babasıyla ortak değil mi zaten Babam..
Sabah gözlerimi açtığımda saat henüz yediyi gösteriyordu..
Ilık bir duş aldıktan sonra kıyafetlerimi giyerek mutfağa indim.
Hatice sultanı kahvaltıyı hazırlarken buldum..
"Günaydın Sultan’ım"
"Günaydın prensesim"
"Bugün çok güzel bir gün Hatice sultan"
"Hayır olsun inşallah evladım"
"Dün sana bahsetmiştim ya, o iş için bugün anlaşmaya gidiyorum patronlarıyla görüşeceğim"
"Çok sevindim evladım, kahvaltı hazır olmak üzere kızlar uyanmadı mı.?"
"Hazal'ın bazı işleri vardı o evine gitti.
Lâra yüksek ihtimalle yatağında mayışıyordur."
"Sen git Lâra'yı kaldır kuzum birlikte kahvaltı yapalım"
"Hatice Sultan sen çok yoruluyorsun sana bir yardımcı alsak"
"Sen ne çok konuştun bu sabah kızım hadi git Lâra'yı kaldır"
"Peki peki kızma Sultan’ım sustum"
Lâra ve Hatice Sultan ile birlikte kahvaltı yaptıktan sonra Yüksel Bey’in mesaj attığı adrese giderek patronum olacak kişi ile görüşmeye gelmiştim.
Yanıma gelen Yüksel bey patronun görüşmek için beni beklediğini söyledi.
Siyah ve gri tonların kapladığı ihtişamlı odaya girdiğimde, ayağa kalkarak içten bir tebessüm ile gülümseyerek bana elini uzatan adam ile tokalaştım..
Hazal'ın unutkanlığı sayesinde hâlâ karşımdaki adamın ismini bilmiyordum..
"Merhaba hoş geldiniz"
"Merhaba hoş bulduk"
"Ben Erdem Kara"
"Masal Güney"
"Masal Hanım ne alırsınız?"
"Sağ olun, ben soğuk bir su alayım"
Erdem Bey soğuk su istedikten sonra bana doğru dönüp, ellerini birbirine kenetleyerek, bir şey soracağı esnada telefonu çaldı..
"Pardon önemli"
Erdem bey ayağa kalkarak uzaklaştığında telefonu açtı..
"Buyurun efendim"
"Şu anlık her şey yolunda"
"Sizi tüm gelişmelerden haberdar edeceğim Yağız bey"
"İyi günler"