Yanımda Ol

1072 Words
Selamun aleyküm 🍂🍂 Keyifli okumalar...🍭🍭 -Belinay ben çıkıyorum, birşey olursa ararsın beni. -Tamam Ebru hanım. İyi tatiller. Pazartesi görüşürüz. -Sana da Belinay. Gülümseyerek asansöre doğru yürümeye başladım. Asansörün tuşuna basarak gelmesini bekledim. Birkaç dakika sonra gelen asansöre binerek kocacığımın odasının bulunduğu katının tuşuna bastım. Mesai saati biteli yarım saat oluyordu. O yüzden boştu asansör. Asansörden inip aşinası olduğum odaya doğru yürümeye başladım. Selim'in sekreteri çantasını almış çıkıyordu. -Ebru hanım, ben Selim beye haber vereyim. -Gerek yok Yüsra hanım. Siz çıkın ben geçerim. İyi tatiller. -Size de Ebru hanım. Gülümseyerek başını salladığında ben de gülümseyerek karşılık verdim. Kocacığımın odasının önüne geldiğim de kapıya vurdum. İçeriden gelen gür ses ile içeriye girdim. -Yüsra hanım çıkabilirsiniz, gerisini ben hallederim. -Ben de çıkabilir miyim Selim bey? Sesimi duyunca başına kaldırıp bakmıştı. Şaşkın yüz ifadesine gülüp yanına adımladım. Şapşal hala bakıyordu. -Niye bu kadar şaşırdın, unuttun mu ben de bu şirkette çalışıyorum Selim beyciğim. -Güzelim aynı şirkette olabiliriz ama öğle arası dışında pek seni görmüyorum. -Olabilir. Gülümseyerek karşıdaki tekli koltuğa oturdum. Çantamı da yanına bırakarak Selim' in önündeki kağıtlara baktım. -Yardım edilecek birşey var mı? -Hı hı, var. Gel göstereyim. Başımı sallayarak önüme düşen şalın ucunu arkaya atarak masanın diğer ucuna geçtim. -Ne yapacağım ? -Öyle uzaktan nasıl anlatayım, yaklaş biraz. Haklı olduğunun farkına varınca yanına yaklaştım. Yaklaşmamla kucağına çekmişti. -Ayy. Ya ne yapıyorsun? -Karımı kucağına oturttum. -Hadi ya... Bırak beni şimdi biri gelecek. -Cık. -Nasıl cık? -Mesai saati çoktan bitti. Eee, bu odaya biri gelecek olsa bile kapıyı çalmadan içeriye giremez. -Olsun , şirketteyiz. -Birsey olmaz... Şimdi uslu durup kocanın sözünü dinliyorsun. Benim de on dakikalık işim var. Sonra da beraber bir yere gidip yemegimizi yiyoruz. -Ama... -Sen devam et. Ben çok güzel susturma yöntemleri biliyorum. -Tamam. -Başlamadan önce bir şans öpücüğü alayım. Gülümseyip yanağını öpeceğim sırada başını çevirmişti. Her seferinde aynı şeyi yapıyordu. Gülümseyerek öpüşüne karşılık verdim. Ayrılacağımıız sırada dudağını ısırdım. -Hep aynı şeyi yapıyorsun. -Sen de güzelim. Evde devamını da bekliyorum. -Bilemiyorum. Düşüneceğim. -İyi düşün güzelim. -Hadi işine dön. Acıktım ben. -Ben de açım güzelim. -Ee ben de onu diyorum. -Ben sana açım, ama doyuran yok. -Terbiyesiz. -Bir sana terbiyesizim. Sandalyesini masaya yaklaştırıp önündeki kağıtlara bakmaya başladı. -Selimmm. -Efendim güzelim. -Böyle zor olur, sen işini hallet. Ben koltuğa geçeyim. -Sen hareket ettikçe zorlanıyorum. Kıpırdamadan otur güzelim. Anlatabildim mı? -Hı hı. Son söylediğinden sonra gözlerimi kaçırıp başımı göğsüne yasladım. On dakika geçmişti ama önündeki kağıtlara hâlâ bakıyordu. Sıkıldığım için gömleğinin düğmeleri ile oynamaya başladım. Sandalyenin geriye doğru itilmesiyle kollarımı hemen ensesine çıkarıp birbirine kitledim. Yüzümüz aynı hizaya gelmişti. -Anlaşılan güzelim sen eve kadar sabredemeyeceksin? -Ha? -Bütün düğmeleri açabilirsin karıcığım. Vücudum emrine amade. -Pislikmisin sen acaba? Sıkıldım ben , o yüzden düğmelerle oynadım. Senin aklın hep başka çalışıyor. Bırak beni kalkacağım ben. -Olmaz. -Neden olmaz? -Hep yanımda ol istiyorum. -Başka? -Bu kalp hep senin için atsın, seninle yaşlansın istiyorum. Elimin altındaki kalbi öperek başımı oraya yasladım. -Seni seviyorum, bunu hiç unutma olur mu? -Kendimi unuturum ama beni sevdiğini unutmam. -Benim tek ailem sensin, senden başka kimsem yok. -İkimiz de birbirimizden başka kimsesi yok. -Gülbahar hanım hiç de öyle düşünmüyor. Oğlunu elinden aldığımı düşünüyor. -Sen anneme bakma. Üç yılı geçti, alıştı artık. Çaktırmıyor sadece. Ona bakarsak ablamın eşini de sevmiyor. Sen kendin görüyorsun. -Çocuklarını kimseyle paylaşmıyor. Ama benim çocuklarım olduğun da harama bulaşmadıkları sürece karışmayacağım.... Bana bak kızımız olursa elin oğluna vermem diye tutturmak yok. Anlaştık mı? -... Selim 'in sessiz kalması ile tekrar başımı kaldırdım. -Ne oldu, yoksa olmayan kızını mı kıskandın Selim bey? -Hı hı.... Kalkalım artık. İşlerim bitti. Yanağından öperek kucağından kalktım. Koltuktaki çantamı alırken Selim de ceketini alarak yanıma gelmişti. -Böyle mi geldin? -Ha, şey hırkamı araba da bıraktım . -Araba da bırakmak için mı yanına alıyorsun? Ya üşürsen, ya hasta olsan. Kendine hiç dikkat etmiyorsun. -Abartma Selim. Zaten bütün gün şirketteyim. -Olsun sen yine de dikkat et. Havalar tuhaf. -Ederim doktor bey. -Dalga geçme. Eve geçince ben sana nasıl doktor olduğumu bizzat göstereceğim. -Selim!! Kolunun altına çekerek anlımdan öpmüştü. Bu hareketine erimiştim resmen. Ne zaman anlımdan öpse kendimi bir tuhaf hissediyordum. Güvende ve huzurlu hissediyordum. -Hadi gidelim yoksa sen kalpten gideceksin. -Dalga geçme benimle. -Dalga geçmem bir daha küçük hanım. -Küçük falan değilim. Yirmi sekiz yaşındayım ben. Doğru aslında senin yanında küçük kalıyorum. Yaşını başını almışsın koca adam. -Bana yaşlı mı demek istiyorsunuz küçük hanım. -Nasıl anladıysanız öyle Selim bey. -Selim bey diyen dilini koparırım. -Bir daha demem Selim bey. Pardon Selim. Asansöre bindiğinizde yine kimse yoktu. Herkes gitmişti. Neredeyse Selim' in odasında bir saate yakın kalmıştım. Asansörden indiğimizde kapıdaki güvenliklerden biri arabayı almaya gitmişti. Biraz sonra gelen arabaya binmiştik. Çantamı arka koltuğa bırakarak kemerimi taktım. Selim de kemerini takınca yola koyulmuştuk. Yol sessizce akarken şirketten çıkmadan önce ki konuşmamız aklıma gelmişti. Kendi kendime gülmüştüm. -Hayırdır güzelim niye gülüyorsun? -Hmm... Hani biz şirketten çıkarken yaş muhabbeti döndü ya, ha işte ileride çocuklarımız sana baba yerine dede diyebilirler. -... -Selim? -Hı. -Sen alındın mı? Şaka yaptım vallahi. Benden üç yaş büyüksün diye yaşlı falan değilsin. Söz bir daha açmayacağım yaş konusunu. -Yok, nereden çıkardın? -Daha yeni çocuklarımız..... -Yeter!!! Bir daha açma şu çocuk konusunu. Daha kaç defa diyeceğim istemiyorum diye. -Ama... -Aması yok. Açma şu konuyu. İstemiyorum çocuk falan. Bu saatten sonra kimsenin kahrını çekemem. -Kahır mı? Şimdi bir çocuğumuz olsa böyle mı düşüneceksin? -Evet . Sana evleneceğimiz zaman da söyledim. Çocuk falan istemiyorum. Sen de kabul ettin. Şimdi nereden çıktı bu çocuk konusu. -Nereden mı çıktı? Ben anne olmak istiyorum. -Ben de baba olmak istemiyorum. -Neden ya neden? Neden istemiyorsun? Çocukları sevmiyorsun diyeceğim ama İpek ablanın çocuklarını seviyorsun. Benden çocuğun olmasını mı istemiyorsun? -Konuyu çarpıtma. Ben çocuk istemediğimi söylüyorum. -Derdin ne öyleyse? Neden her çocuk konusu açıldığında böyle deliriyorsun? -YETER EBRU YETER!! MADEM DELİRİYORUM AÇMA KONUYU. -Yeter Ebru. Açma konuyu Ebru.Neden? Ben senin eşin değil miyim? Bana neden gerçek nedenini açıklamıyorsun? -Yeter!! Ebru sus. Kalbini kurmak istemiyorum. -Şu ânâ kadar zaten kırmamıştın... Eve geçelim. -Yemek? -Şaka mısın sen? Ne yemeği? Doydum ben. Eve gitmek istiyorum. Kalan yol boyunca ikimizden de ses çıkmamıştı. Araba yalının bahçesine girdiği gibi inerek eve geçtim. Salondan ses geliyordu ama oralı olmayarak odaya çıktım. Çantayı yatağın üstüne atarak banyoya yöneldim. Dolaptaki bütün hapları alarak klozetin içine boşalttım. Sifonu çekerek hepsinin kaybolmasını izledim. İşte ben o gün kavga ettikten sonra o doğum kontrol haplarını attım. Madem güzellikle olmuyordu, ben de böyle bir yol seçtim. Biliyorum senin haberin olmadan böyle birşey yapmam yanlıştı ama anne olmak istiyordum, o an senin ne düşündüğün umrumda değildi. Yaşanan herşeye rağmen karnıma bakınca iyi ki diyorum. Çünkü benim onlardan başka kimsem yok. Üzgünüm. 💫💫💫
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD