Aslan, konağın büyük kapısından içeri girdiğinde gece neredeyse sabaha varıyordu. İçkinin etkisiyle adımları biraz ağırdı ama bilincini kaybedecek kadar sarhoş değildi. Gözleri, tanıdık taş koridorları tararken aklında hâlâ Fatma Ana’nın sözleri yankılanıyordu. "Ne kadar çabuk olursa, o kadar çabuk biter." Yavaşça merdivenleri çıktı, ayaklarının altındaki ahşap basamaklar hafifçe gıcırdadı. Hiç düşünmeden yönünü Leyla’nın odasına çevirdi. İçeri girdiğinde Leyla, yatağında oturmuş onu bekliyordu. Kocasının halini görünce gözleri hüzünle doldu. Onu böyle perişan görmek canını yakıyordu ama ne yapabilirdi? Bir şeyleri değiştirme gücü yoktu… "Aslan…" diye mırıldandı ve hızla ayağa kalktı. Yanına gelip koluna dokundu, dengesini kaybetmemesi için onu tuttu. Aslan gözlerini ona çevirdi, içindek

