Fatma Ana’nın içine şüphe düştü mü, o mesele çözülene kadar peşini bırakmazdı. Oğlunun göz göre göre aileye başkaldırmasının bir nedeni olmalıydı. Belki de Leyla’nın bir açığını bulursa, Aslan’ın elini kolunu bağlayan şey neyse onu ortaya çıkarırsa, bu inat da sona ererdi.
Sabah erkenden kalktı, namazını kıldıktan sonra mutfağa indi. Büyük konakta işler hiçbir zaman durmazdı. Hizmetçiler kahvaltı hazırlığına başlamış, ocaklarda ekmekler pişiyordu. Fatma Ana, gözlerini kısarak etrafa baktı. Aradığı kişi çoktan mutfaktaydı.
Evde yıllardır çalışan, her şeyi bilen, her lafı bir şekilde duyan Zehra Hatun.
Fatma Ana, kadının yanına yaklaşıp kısık sesle sordu:
“Zehra, söyle bakayım. Leyla’yla Aslan’ın son zamanlarda bir garip halleri var mı?”
Zehra bir an duraksadı, gözleri kısıldı. Fatma Ana’nın kolay kolay bir şey sormayacağını biliyordu. Ama böyle açık açık merak ettiğine göre ortada ciddi bir mesele vardı.
“Ne gibi, hanımım?” diye sordu dikkatle.
Fatma Ana sinirle elini dizine vurdu. “Bana oyun oynama kadın! Ne biliyorsan söyle! Leyla’nın sakladığı bir şey var mı? Aslan’ın böyle gözünü karartıp kuma almaya direnmesi normal mi?”
Zehra, mutfaktaki diğer kadınlara göz attı. Kimseye duyurmadan konuşmak için ocaktaki kazanı karıştırmaya başladı, Fatma Ana da yanına yaklaştı.
“Hanımım, bilmem doğru mu, yanlış mı ama…” diye söze başladı, sonra hafifçe eğildi. “Geçen yıl bu ikisi kimseye haber vermeden başka bir şehre gitmişler orda doktora gitmişler benim bir tanıdık görmüş onları orda.”
Fatma Ana’nın yüzü gerildi.
“Ne diyorsun sen?”
Zehra başını salladı. “Tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama döndüklerinde Leyla Hanım günlerce odasından çıkmadı. Gözleri kıpkırmızıydı. Aslan Bey de çok sertti, kimseyle konuşmuyordu. Bir şey öğrendiler ama ne bilmiyorum.”
Fatma Ana’nın zihninde şimşekler çaktı korktuğu şey başına gelmişti.Uzun zamandır bundan şüpheleniyordu Leyla’nın kısır olduğunu düşünüyordu oğlu asla sorunlu olamazdı ona göre. Sağlıklı güçlü bir adamdı eğer sorun varsa bu kesin gelininden kaynaklıydı.Demek mesele bu! Oğlunun ve Leyla’nın ondan sakladığı şey buydu! İçinde tarifsiz bir öfke büyümeye başladı. Eğer bu kadar gizli bir şey varsa ve bu sır Leyla’nın yüzünden saklanıyorsa, o zaman işin içinde düşündüğü şey olmalıydı. Bu evde kuş uçsa Rıza ve kendisinin haberi olurken Aslan’ın gizli gizli eşini doktora götürmesi garipti. Onlara bundan hiç bahsetmemişlerdi.
Başını dikleştirip sertçe konuştu:
“Bu işin kokusu çıkacak Zehra! Eğer Leyla yüzünden benim soyum tükeniyorsa, o kadını bu evde bir gün bile tutmam!”
Sonra arkasını döndü ve hızlı adımlarla odasına çıktı.
Artık yapması gereken belliydi. Oğlunun ve Leyla’nın sakladığı sırrı ortaya çıkaracak ve kendi bildiği gibi bu meseleyi çözecekti.
Ve bunun için ilk adımı atmak üzereydi.
Aslan ve Leyla
Aslan, yatağının kenarında oturmuş, sabahın sessizliğinde düşüncelere dalmıştı. Gözleri hâlâ uykuluydu ama zihni tamamen açıktı. Bir gün önce annesiyle yaşadığı tartışma, Leyla’ya verdiği söz ve ailesinin baskısı, hepsi zihninde bir düğüm olmuştu.
Yanında sessizce oturan Leyla, elini Aslan’ın koluna koydu. “Kendini fazla sıkıyorsun.”
Aslan başını ona çevirdi. “Sıkılmayayım da ne yapayım Leyla? Annem babam peşimi bırakmayacak. Kuma almak istemediğimi anladılar ama bu meseleyi daha fazla kurcalayacaklarını biliyorum.”
Leyla derin bir nefes aldı. “Keşke her şeyi söyleyebilsek… O zaman anlarlar belki.”
Aslan’ın çenesi kasıldı. “Anlamazlar.”
Leyla gözlerini kaçırdı. “Haklısın,” diye fısıldadı. “Onlar için en önemli şey soylarının devamı. Ama Aslan, sonsuza kadar saklayamayız. Bir gün öğrenecekler.”
Aslan dişlerini sıktı. “Benim korktuğum şey öğrenmeleri değil, öğrendiklerinde ne yapacakları.”
Leyla’nın içine bir ürperti düştü. Aslan haklıydı. Eğer Fatma Ana ve Rıza Ağa, çocuk sahibi olamamalarının sebebinin kendisi olduğunu öğrenirse, sadece kuma meselesiyle yetinmezlerdi. Büyük ihtimalle onu tamamen hayatlarından çıkarırlar, Aslan’ı da boşanmaya zorlarlardı.
Aslan, karısının elini sıktı. “Ne olursa olsun, seni bırakmayacağım Leyla.”
Ama o an, kapının dışında biri daha vardı.
Fatma Ana, kapıya dayanmış, gözlerini kısarak içerideki konuşmaları dinliyordu.Hizmetcinin dediği şeyden sonra sürekli gizlice odalarının önüne gidip konuşmalarını dinlemişti.
...
Fatma Ana, kapının arkasında sessizce durup oğlunun sözlerini dinlerken kalbi öfkeyle atıyordu. "Ne olursa olsun, seni bırakmayacağım Leyla."
Fatma Ana dişlerini sıktı. "Ben de Fatma Anaysam bu gerçeği açığa çıkartırım." diye fısıldadı. Artık bu işin peşini bırakmayacaktı.
Hemen doğruldu ve mutfağa yöneldi. Zehra Hatun hâlâ oradaydı.
"Zehra! Hazırlan, bugün o dediğin şehre gidiyoruz."
Zehra şaşkın bir ifadeyle başını kaldırdı. "Hayırdır hanımım?"
Fatma Ana sert bir bakış attı. "Doktorları bulacağız Zehra! Oğlum ve gelinim neden doktora gitti, ne öğrendiler? Bunu ortaya çıkarmadan bana rahat yok!"
Aslan ve Leyla
Aslan, annesinin son zamanlardaki sessizliğinden huzursuz oluyordu. Fatma Ana kolay kolay susmazdı, hele ki istemediği bir şey olursa mutlaka harekete geçerdi. Ama son iki gündür ne konuşmuş, ne de konuyu açmıştı.
Bu, fırtına öncesi sessizlikti.
Kahvaltı sofrasında otururken annesinin masaya gelmemesi dikkatini çekti. Babası Rıza Ağa, her zamanki gibi sessizce yemeğini yiyor, kimseyle konuşmuyordu.
Leyla da endişeliydi. Göz ucuyla Aslan’a baktı ama bir şey söylemedi. İçinde bir korku vardı ama bunu dile getirmek istemiyordu.
Tam o sırada, konağın dış kapısından bir ses geldi. Fatma Ana ve Zehra içeri girmişti. Fatma Ana’nın yüzü gergindi, gözleri Aslan’a kilitlenmişti.
"Aslan, konuşmamız lazım!"
Aslan annesinin yüzündeki ifadeyi görünce içinde bir şeyler koptu. Anlamıştı. Annesi bir şey öğrenmişti.
Ayağa kalktı. "Ne oldu, anne?"
Fatma Ana derin bir nefes aldı. Elindeki çantasını sertçe masanın üzerine koydu. "Ne oldu biliyor musun, oğul? Bugün şehre gittim. Birkaç doktorla konuştum. Sonra araştırdım, sordum soruşturdum. Sen ve Leyla, geçen yıl bir doktora gitmişsiniz. Ve öğrendiğiniz şeyi benden saklıyorsunuz."
Leyla’nın rengi attı. Gözleri kocaman açıldı. Elindeki çatalı masaya düşürdü.
Aslan, bir adım öne çıktı. "Anne, bu seninle alakalı değil."
Fatma Ana’nın gözleri ateş gibiydi. "Benimle alakalı değil mi? Sen benim oğlumsun, bu soy benim soyum! Eğer bir sorun varsa bunu bilmeye hakkım var!"
Aslan dişlerini sıktı. "Bu bizim meselemiz! Sana anlatmak zorunda değiliz!"
Fatma Ana gözlerini Leyla’ya çevirdi. "Bunu bizden nasil saklarsınız nasıl Leyla’nın kısır olduğunu söylemezsiniz!"
Leyla, başını eğdi. Kelimeler boğazında düğümlenmişti. O an Aslan’ın elini tuttu ama sesi çıkmadı.
Fatma Ana, bu sessizliği bir itiraf gibi gördü. Derin bir nefes aldı ve yavaşça başını iki yana salladı. "Madem kısır o zaman Rojda buraya gelecek!"
Aslan kaşlarını çattı. "Anne!! Kimse o kadını bu eve getiremez!"
Fatma Ana sertçe,. "Leyla kısır, yarin bir gün bunu köylülerde konuşacak ve öğrenecek o zaman ne yapacaksın insan içine çıkamayız! Kendine gel ve ağalık görevini yap!"
Koca oda bir anda buz kesti. Leyla’nın gözleri doldu, Aslan’ın yüzü kasıldı.
"Sana ne, anne bu seni ilgilendirmez!?" diye kükredi Aslan. "Köylülerin ne dediği umrumda değil! Eger biri konuşursa da haddini bildiririm sen merak etme"
Fatma Ana sinirle elini masaya vurdu. "Nasıl ilgilendirmez Aslan?! Bu evlat meselesi, bu soy meselesi! Sen bana torun vermezsen, soyumuzu kim sürdürecek?"
Aslan’ın öfkesi artık zirveye ulaşmıştı. "Benim hayatım sadece senin soyun için mi var? Ben bir insanım anne, bir damızlık değil!"
Fatma Ana’nın gözleri doldu. "Bu böyle olmaz, Aslan! Kabul et artık! Leyla sana evlat veremez! Sen de kuma alacaksın!"
Leyla’nın içi paramparça olmuştu. Yavaşça sandalyeden kalktı, başını önüne eğdi.
Aslan ona dönüp sıkıca sarıldı. "Seni bırakmam, Leyla. Kim ne derse desin, seni asla bırakmam!"
"Leyla’yi bırakmayacaksın zaten o her zaman senin eşin olacak sadece başka bir kadından çocuğun olacak." Fatma Ana’nın kararını verdiği gözlerinden belliydi devam ederek," Kuma eve gelecek. Bu iş burada bitti!"
Ve böylece, kaderin ipleri çekilmeye başlamıştı.
Aslan, annesinin gözlerinde bir tehdit gördü. Yavaşça Leyla’nın elini tutarak onu kendine doğru çekti. "Leyla, gel."
Leyla gözlerinde yaşlarla odaya doğru ilerlerken, Aslan da adımlarını hızlandırdı. Aralarında soğuk bir sessizlik vardı. Gözlerindeki hüzün, her şeyi anlatıyordu.
Bir süre sonra Aslan, Leyla’yı odalarına götürdü. Odaya adım attıklarında, kapıyı sertçe kapattı. Yavaşça dönüp Leyla’ya baktı. Gözleri dolmuştu ama Leyla sesini çıkaramıyordu.
Aslan, odanın köşesinde durdu ve derin bir nefes aldı. İçindeki öfke, annesinin söylediklerine karşı duyduğu öfke ve acı, bir araya gelerek onu içten içe yakıyordu. "Bunları daha fazla taşıyamayacağım Leyla… Ama sana bir şey söyledim, seni asla bırakmam. Ne olursa olsun, seni koruyacağım."
Leyla, dudaklarını ısırarak sessizce ona bakıyordu. O an ne söyleyeceğini bilmiyordu. İçindeki acı, her şeyin üzerine gelip onu boğuyordu. Aslan’ın söyledikleri, bir nebze olsa da içini rahatlatmıştı ama annesinin söyledikleri, kalbine saplanmış bir bıçak gibi acı veriyordu.
Aslan, derin bir nefes aldı ve yaklaşıp Leyla’nın ellerini sıkıca tutarak gözlerinin içine bakmaya başladı. " Ne olursa olsun, seni seviyorum."
Leyla bir an duraksadı. Yavaşça başını sallayarak Aslan’a yaklaştı. "Biliyorum Aslan, biliyorum… Ama işte durum bu. Annene karşı ne kadar direnmeye çalışsan da, onlar sonunda istediklerini alacaklar. Bu ev, bu düzen, her şey onların elinde…"
Aslan, kaşlarını çatıp sert bir şekilde konuştu. " Benim soyum, evliliğim, hepsi benim kararım! Seninle çocuk sahibi olamamak beni senden uzaklaştırmaz. Bunu bil."
Leyla, başını eğdi ve sesini çıkarmadan ağlamaya başladı. İçindeki ıstırap, yıllardır bastırdığı duyguların yüzeye çıkmasına neden olmuştu. Aslan onu seviyor muydu? Gerçekten ona sahip çıkacak mıydı? Ya da annesinin baskıları, onların evliliğini sona erdirmeye mi çalışacaktı?
Aslan, Leyla’nın başını okşayarak onu sakinleştirmeye çalıştı. "Leyla, bak. Sadece seninle ben varım. Aileme, kimseye ne derlerse desinler, bizim birbirimize ihtiyacımız var. Kuma almayı düşünmüyorum ve seni de asla bırakmayacağım."
Leyla, gözlerini kaldırarak ona baktı. "Ama Aslan… Ne olacak? Eğer soyumuzu devam ettiremezsek? Kuma alınmazsam, belki ailemizi kaybederiz."
Aslan, yüzünü buruşturdu. "Bizim soyumuz, bizim evliliğimiz… Bunları kimse karar veremez. Kendi yolumuzu çizmek istiyorum ve bunun için seni asla terk etmeyeceğim."
Aslan, onu sıkıca kucakladı. "Ve ben seni bırakmam. Onlar ne derse desinler, ben sana söz veriyorum."
Leyla, biraz olsun rahatlamıştı. Ancak yine de kalbinde beliren korkuyu bir türlü silemiyordu.
Leyla, ona bakarak içindeki karamsar düşünceleri bir kenara itti. Aslan’ın her sözü, ona umut veriyordu. Ama annesinin tehdidi, içindeki belirsizlik hala devam ediyordu.
"Peki ya Fatma Ana?"
Aslan’ın gözlerinde bir kararlılık vardı. "Fatma Ana bizimle savaşacaksa, biz de ona karşı duracağız. Ne olursa olsun, birbirimize olan sevgimiz her şeyden daha güçlü."
İçindeki fırtına biraz olsun dindi. Aslan’ın kendisine verdiği söz, her şeyden önemliydi. Ancak bu söz, onları bekleyen büyük bir savaşın sadece başlangıcıydı.