Aras’ın gidişinden sonra odada kalan tek ses, dışarıdaki yağmurun cama vuran ritmik tıkırtısıydı. Gece, kapının önünde ne kadar öylece durduğunu bilmiyordu. Sırtını kapıya yasladı, gözlerini kapattı. Aras’ın o "medeni" restleşme maskesi altındaki yorgunluğunu görmüştü. O da beş yıl boyunca kaçtığı adamın, aslında hala aynı yerde durduğunu fark etmenin ağırlığıyla eziliyordu.
Gece, yavaş adımlarla masaya yürüdü. Aras’ın bıraktığı o gümüş anahtarlık hala oradaydı. Elini uzatıp anahtarı kavradı. Soğuktu. Tıpkı o sığınak gecesi gibi. Ama bu kez anahtarı fırlatıp atmadı; sadece masanın çekmecesine, en arkaya sakladı. Artık o anahtarla neyi açabileceğini ya da neyi kilitleyebileceğini bilmiyordu.
Sabaha Karşı – Bir İnsani Hesaplaşma
Gece yatağa uzandı ama uyku haramdı. Beş yıl boyunca Londra’da kurduğu o düzenli, steril hayatı düşündü. Orada her şey kontrolündeydi. Kimse ona "asistanım" demiyordu, kimse onu bir kafese koymaya çalışmıyordu. Ama şimdi İstanbul’daydı ve Aras’ın bir tek bakışıyla o beş yıllık emek sanki bir kağıttan kule gibi sarsılmıştı.
"Ben neden buradayım?" diye sordu kendine. "İntikam için mi? Yoksa sadece Aras’ın beni gördüğünde yüzünde oluşan o çaresiz ifadeyi izlemek için mi?"
Kendi içindeki bu dürüstlük canını yaktı. Aras’ı mahvetmek istiyordu ama onu mahvettiğinde, kendi hayatının da koca bir boşluğa dönüşeceğinden korkuyordu.
Ertesi Sabah – Sıradan Bir Ofis Sabahı
Ertesi sabah ofise gittiğinde, aynadaki yansımasına baktı. Göz altları hafifçe çökmüştü. Makyajla kapatmaya çalıştı ama yorgunluk bakışlarındaydı.
Masasına oturduğunda Emir içeri girdi. Emir, Gece’nin beş yıldır tanıdığı, sadece işine odaklanan, Gece’nin özel hayatına dair tek bir soru bile sormayan, sadık ama mesafeli bir çalışandı.
"Gece Hanım, günaydın. Bugün iki toplantınız var. Birincisi hukuk bürosuyla, ikincisi ise..." Emir duraksadı, kağıtlarına baktı. "Karadağ Holding’in finans direktörüyle değil, bizzat Aras Bey ile bir öğle yemeği randevusu onaylanmış. Sizin onayınız olmadan sekreterliğinizden geçirilmiş."
Gece kalemini bıraktı. Aras yine yapmıştı yapacağını. Protokolleri çiğnemek onun doğasında vardı. Ama bu kez öfkelenmedi. Sadece derin bir nefes aldı.
"Randevuyu iptal etme Emir," dedi Gece. "Gideceğim."
"Anladım efendim. Hazırlamamı istediğiniz bir dosya var mı?"
"Hayır. Bu bir iş yemeği olmayacak."
Öğle Saatleri – Eski Bir Lokanta
Aras, randevuyu lüks bir restoranda değil, Karaköy’ün ara sokaklarında, sadece bilenlerin gittiği eski bir esnaf lokantasına vermişti. Gece içeri girdiğinde, Aras’ı en köşedeki masada, önünde sadece bir bardak çay ve bir gazete varken buldu.
Aras, Gece’yi görünce ayağa kalktı. Bu kez üzerinde o ağır takımlar yoktu. Sadece koyu renkli bir kazak ve ceket vardı. Daha... insani görünüyordu.
"Geldiğin için teşekkür ederim," dedi Aras. Sesi gergindi. "Burası babamın beni küçükken getirdiği tek yerdi. Kimse bizi burada tanımaz, kimse iş konuşmaz."
Gece oturdu. "Beni neden buraya çağırdın Aras? Otel odasındaki o restleşme yetmedi mi?"
Aras, çayından bir yudum aldı. Gözlerini Gece’den kaçırıp sokağa baktı. "Dün gece kapından çıktığımda, eve gidemedim Gece. Sabaha kadar o sığınağın olduğu yerdeki ormanda yürüdüm. Kendi kendime sordum; biz ne zaman bu kadar canavarlaştık?"
Gece sustu. Aras’ın bu itirafı beklediği bir şey değildi.
"Sana zarar vermek istemiyorum," diye devam etti Aras, sesi titreyerek. "Ama seni kaybetmekten o kadar korktum ki, seni tutmaya çalışırken parçaladım. Beş yıldır her sabah uyandığımda, o tetiği çekmediğin için kendime kızıyorum. Eğer çekseydin, bu acı çoktan bitmiş olurdu."
Gece, masanın üzerindeki eline baktı. Aras’ın eli hafifçe titriyordu. O an anladı; karşısındaki adam bir "gölge kral" değil, sadece geçmişin hataları altında ezilen, sevgiyle mülkiyetçiliği birbirine karıştırmış yaralı bir insandı.
"Aras," dedi Gece yumuşak bir sesle. "Ben o tetiği çekmedim çünkü ben senin gibi değilim. Ben kimseyi yok ederek var olmak istemedim. Ama beni hala o beş yıl önceki 'stajyer' olarak görüyorsan, ikimiz de bu masadan kalkıp gidelim. Çünkü ben o kız değilim."
Aras başını kaldırdı, Gece’nin gözlerine baktı. "Biliyorum. O kız olsaydın, şu an karşımda bu kadar gururlu duramazdın. Ben sadece... yeniden başlamanın bir yolu var mı diye merak ediyorum. İşsiz, güçsüz, hırssız... Sadece Gece ve Aras olarak."