Görünmez Zırh

498 Words
​Ertesi sabah, Aras erkenden holdinge geçmemiş, mutfakta Gece için bizzat kahvaltı hazırlamıştı. Bu, onun gibi hayatı emir vermekle geçen bir adam için alışılmadık bir "teslimiyet" gösterisiydi. Gece mutfağa girdiğinde, Aras’ın dalgınca kahve makinesine baktığını gördü. Aras, Gece’yi görünce hafifçe gülümsedi ama bu gülümseme dudaklarına ulaşmadan gözlerindeki o derin endişede kayboldu. ​"Sana bir şey vermek istiyorum," dedi Aras, masanın üzerindeki ince, şık bir kutuyu Gece’ye uzatarak. ​Gece tereddütle kutuyu açtı. İçinde, üzerinde küçük bir safir taş olan, oldukça zarif ve antika görünümlü bir kolye ucu vardı. "Aras, bu çok güzel ama..." ​"Sadece bir takı değil bu Gece," dedi Aras, sesi bu sefer otoriter değil, neredeyse yalvarır gibiydi. "İçinde minik bir panik butonu ve konum vericisi var. Sadece bana ve Murat’ın özel güvenliğine bağlı. Eğer bir an bile kendini güvende hissetmezsen, sadece taşa basman yeterli. Seni bir sığınağa kapatmayacağım Gece. Ama dünyanın neresinde olursan ol, sana ulaşabilmemi sağla." ​Gece kolyeye bakarken, Aras’ın bu kez onu "izlemek" için değil, "yetişebilmek" için bu teknolojiyi kullandığını hissetti. Aras, Gece’nin en çok nefret ettiği şeyi, yani "takip edilmeyi", Gece’nin rızasına sunuyordu. Bu bir emir değil, bir teklifti. ​Profesyonel Bir Feda ​Kahvaltı sırasında Aras’ın telefonu titredi. Arayan Karadağ Holding’in yönetim kurulu başkanıydı. Aras hoparlörü açtı. ​"Aras, Nova Danışmanlık ile olan tüm bağları koparmanı istiyoruz. O kadın İstanbul’a geldiğinden beri başımıza gelmeyen kalmadı. Yangınlar, borsa spekülasyonları... Gece Aksoy ile çalışmaya devam edersen, CEO’luk koltuğun tehlikeye girer." ​Aras, Gece’nin gözlerinin içine bakarak cevap verdi: "Gece Aksoy, bu holdingin gördüğü en yetkin kriz yöneticisi. Eğer yönetim kurulu onunla çalışmak istemiyorsa, benimle de çalışmak istemiyor demektir. İstifamı hazırlatın, ama Gece’nin sözleşmesine dokunmayacaksınız." ​Telefonu kapattığında Gece şaşkınlıktan donakalmıştı. Aras, babasından kalan mirası, hayatının aşkı olan o holdingi, Gece’nin profesyonel itibarını korumak için bir kalemde silip atmaya hazırdı. ​"Neden?" diye sordu Gece, sesi fısıltı gibi çıktı. "Holding senin her şeyindi." ​"Holding sadece bir bina Gece," dedi Aras, yerinden kalkıp Gece’nin ellerini tutarak. "Beş yıl önce o binayı senin önüne koymuştum. Şimdi ise senin güvenliğini o binanın önüne koyuyorum. Aradaki fark bu." ​Tehlikeli Sessizlik ​Ancak Aras’ın bu saf koruma çabası, dışarıdaki "hayaletin" planlarını daha da acımasız kılıyordu. Akşamüzeri Gece kendi ofisine geçtiğinde, Emir yanına yaklaştı. ​"Gece Hanım, Aras Bey’in size verdiği o kolyeyi fark ettim. Frekanslarını taradım... Gerçekten de sadece acil durum sinyali gönderiyor. Sizi gizlice dinlemiyor veya izlemiyor. Aras Bey bu sefer... gerçekten değişiyor gibi." ​Gece kolyeyi boynuna takarken aynadaki yansımasına baktı. Aras ilk kez ona nefes alacak bir alan bırakmıştı. Ama tam o sırada, ofisin faks makinesinden bir kağıt dökülmeye başladı. Kağıtta hiçbir yazı yoktu, sadece bir harita vardı. Harita, Aras’ın her sabah spora gittiği sahil yolunu işaretliyor ve üzerine kırmızı bir çarpı işareti konulmuştu. ​Altında ise tek bir not: "Senin zırhın, onun tabutu olacak." ​Gece anladı; Aras onu korumaya odaklandığı için kendi gardını tamamen düşürmüştü. Düşman, Gece’yi vurmak yerine, Gece’nin koruyucusunu yok ederek onu savunmasız bırakmayı hedefliyordu. Aras bu sefer sadece korumaya çalışıyordu ama bu fedakarlığı, onu açık hedef haline getirmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD