SIRLARIN KOKUSU

481 Words
​Aras odadan çıkıp bahçedeki "hayalet"in peşine düştüğünde, malikane mezarlık sessizliğine bürünmüştü. Gece, avucunun içinde tuttuğu gümüş anahtarın metalik soğukluğunu iliğinde hissediyordu. Kalbi, bir kuşun kanat çırpışı gibi göğüs kafesine vuruyordu. ​"Işıklar sönmeden önce aç," demişti notta. ​Gece, parmak uçlarında yürüyerek koridora çıktı. Aras'ın çalışma odası koridorun sonundaydı. Ağır meşe kapı, Gece’nin dokunuşuyla sessizce aralandı. İçerisi Aras gibi kokuyordu; sert tütün, eski kitaplar ve o baskın, erkeksi parfüm... ​Masaya yaklaştı. Aras’ın her zaman kilitli tuttuğu o meşhur sağ çekmece tam karşısındaydı. Anahtarı deliğe soktuğunda ellerinin titremesine engel olamadı. Klik. Kilit açıldı. ​Çekmecenin içinde beklediği gibi silahlar ya da paralar yoktu. Orada sadece siyah deri bir dosya ve küçük bir kadife kutu duruyordu. Gece dosyayı açtığında nefesi kesildi. ​Dosya tamamen kendisiyle ilgiliydi. Ama bunlar magazin haberleri değildi. Gece’nin çocukluk fotoğrafları, üniversite yıllığındaki bir kare, hatta geçen hafta kimsenin bilmediği bir kafede tek başına içerken çekilmiş gizli fotoğrafları... Ve her fotoğrafın arkasında Aras’ın o sert el yazısıyla notlar düşülmüştü: ​"Bugün yine o mavi elbiseyi giymiş. Benim en sevdiğim..." "Onu izlediğimi hala fark etmiyor. Bu masumiyet beni delirtiyor." ​Gece dehşetle sarsıldı. Peşindeki sapık, Aras mıydı? Yoksa Aras, o sapıktan çok daha profesyonel bir avcı mıydı? ​Tam o sırada, odanın içindeki loş ışık aniden titreyerek söndü. Gece karanlığın içinde donup kaldı. Arkasından gelen o tanıdık, hırıltılı nefesi duydu. Aras tam arkasındaydı. ​"Merak, kediyi öldürür Gece," dedi Aras. Sesi karanlığın içinde bir bıçak gibi keskin ve yakındı. "Ama seni öldürmez... Seni sadece bana mahkum eder." ​Aras, Gece’nin arkasından yaklaşıp ellerini masaya, Gece’nin ellerinin üzerine koydu. Dosyayı yavaşça kapattı. Gece, Aras’ın göğsünün sırtına değdiğini hissetti. Aras’ın vücut ısısı, az önce bahçeden gelmiş olmasına rağmen kor gibi sıcaktı. ​"Neden?" diye sordu Gece, sesi ağlamaklıydı. "Neden aylardır beni izledin?" ​Aras, Gece’nin saçlarını omzundan kenara itti ve açıkta kalan boynuna dudaklarını bastırdı. "Çünkü seni bir başkasının izlemesine tahammül edemedim," dedi Aras, sesi gittikçe daha derin ve arzulu geliyordu. "O gönderilen hediyeler, o notlar... Onlar sadece senin etrafındaki çemberi daraltmam için birer bahaneydi. Seni korkutup kucağıma itmesini bekledim." ​Gece şok içinde ona döndü. "Yani o hayalet... Sensin?" ​Aras, Gece’nin belinden tutup onu masanın üzerine oturttu. Aras’ın gözleri karanlıkta bile parlıyordu. "Hayır," dedi Aras, Gece’nin dizlerinin arasından ona doğru sokularak. "Dışarıdaki gerçek bir sapık. Ama ben... Ben senin tek kurtarıcınım. Ve kurtarıcılar, her zaman bir bedel ister." ​Aras, Gece’nin yüzünü avuçlarının içine aldı ve onu sertçe öpmeye başladı. Bu öpücükte sadece tutku değil, tam bir sahiplenme vardı. Gece, ondan nefret etmesi gerektiğini biliyordu ama Aras'ın bu baskın gücü karşısında bedeni ihanet ediyordu. Aras’ın elleri Gece’nin bacaklarında yukarı doğru süzülürken, odadaki gerilim yerini saf bir şehvete bıraktı. ​Gece’nin tırnakları Aras’ın çıplak omuzlarına geçtiğinde, Aras hırlayarak onu kendine daha çok bastırdı. "Benimsin Gece," diye fısıldadı dudaklarının arasına. "Korksan da, kaçsan da... Sadece benim." ​Tam o sırada dışarıdaki bahçede bir alarm daha çaldı. Ama bu kez Aras durmadı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD