KESİŞEN KARANLIK

398 Words
​Aras’ın sert öpüşleri, Gece’nin zihnindeki tüm soruları birer birer yakıp kül ediyordu. Masanın üzerindeki o gizli dosya, çocukluk fotoğrafları ve anahtar... Hepsi, Aras’ın teninin sıcaklığı karşısında önemini yitirmişti. Gece, bunun bir tuzak olduğunu bilse de, Aras'ın o baskın ve sahiplenici gücüne teslim olmaktan kendini alamıyordu. ​Aras, hırıltılı bir nefesle Gece’nin boynuna yöneldiğinde, Gece ellerini adamın terli sırtında gezdirdi. "Beni mahvediyorsun," diye fısıldadı Gece. ​Aras durdu, başını kaldırıp Gece’nin puslu gözlerine baktı. Gözlerinde öyle yoğun bir arzu vardı ki, Gece bir an için nefessiz kaldığını hissetti. "Seni mahvetmiyorum Gece," dedi Aras, sesi zifiri karanlık kadar derindi. "Seni baştan yaratıyorum. Ve bittiğinde, benden başka kimseye ait olamayacaksın." ​Aras, Gece’yi masadan kucağına aldığı gibi geniş yatağa fırlattı. Kendi kıyafetlerinden hızla kurtulurken, odadaki gerilim elle tutulur bir seviyeye ulaşmıştı. Yatağa, Gece’nin üzerine çöktüğünde dışarıdaki alarmın sesi kesilmişti. Artık sadece ikisinin nefes sesleri ve birbirine çarpan tenlerinin yankısı vardı. ​Tam o sırada, odanın içindeki mutlak karanlığı bir ışık huzmesi böldü. Aras, Gece’nin göğsüne başını yaslamışken donup kaldı. Camın hemen dışındaki teras balkonunda bir karaltı vardı. Işık, bir lazer işaretleyicisi gibi Gece’nin çıplak omzuna kilitlenmişti. ​"Aras..." diye inledi Gece, ama Aras eliyle kadının ağzını kapattı. ​Aras, bir saniye içinde yataktan fırlayıp komodinin altındaki silahına uzandı. Gece yorganı üzerine çekip yatağın köşesine sindi. Camın arkasındaki karaltı, elindeki feneri odaya doğrulttu. Işık, Aras’ın çıplak ve kaslı vücudunda gezindi. ​Ve o an, dışarıdaki ses duyuldu. Cihazdan gelen, metalik ve yapay bir sesti bu: "Onu yeterince ısıttın Aras. Şimdi oyun sırası bende." ​Aras, gözü dönmüş bir halde terasa doğru ateş açtı. Güm! Güm! Cam parçaları odaya savrulurken Aras dışarı fırladı. Gece ise yatakta titrerken, odanın içindeki ses sisteminden bir müzik yükselmeye başladı. Gece’nin annesinin her gece ona söylediği o eski ninninin melodisiydi bu. ​Gece çığlık atmak istedi ama sesi çıkmadı. Telefonu yastığın altında parladı: 'Aras’ın tenindeki barut kokusuyla uyu Gece. Çünkü yarın, o kokunun yerini kan alacak.' ​Aras odaya geri döndüğünde elleri boştu. Göğsü inip kalkıyordu. "Gitti," dedi Aras, sesi öfkeden titreyerek. Gece’ye yaklaştı, onu kollarının arasına aldı ama bu kez dokunuşunda şefkat değil, saf bir hırs vardı. "Gitti ama çok yakındaydı. Onu öldürmeden bana huzur yok." ​Gece, Aras’ın çıplak göğsüne tutundu. "Aras, o ninniyi... o müziği nereden biliyordu?" ​Aras sustu. Gece’nin saçlarını kokladı ve sertçe içine çekti. "Çünkü Gece," dedi Aras, sesi ürkütücü bir sakinlikle. "Bazen canavarlar, senin en çok sevdiğin anıların içine gizlenir."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD