HAYRANLIĞIN BEDELİ

868 Words
​Ertesi sabah Gece, aynadaki yansımasına baktığında kendine yabancı bir kadın gördü. Gözlerindeki o toy parıltı sönmüş, yerini Aras Karadağ’ın dünyasına ait o puslu, tedirgin ama meraklı bakışlara bırakmıştı. Dün geceki davette Aras’ın beline dokunuşu, o sahiplenici tavrı ve etrafındaki herkesi parmağında oynatan o tanrısal karizması, Gece’nin zihninde durmaksızın dönüp duruyordu. Aras bir canavardı, evet; ama o kadar kusursuz bir canavardı ki, Gece onun tarafından parçalanmanın bile bir tür lütuf olabileceğini düşünmeye başlamıştı. Bu düşünce onu korkutsa da, ruhunun derinliklerinde bir yerlerde bu tehlikeli oyuna duyduğu açlık büyüyordu. ​Holding binasına girdiğinde, personelin Aras’ın gelişiyle nasıl birer askere dönüştüğünü izledi. Aras, asansörden indiği an koridordaki hava sanki moleküllerine ayrılıyordu. Üzerinde lacivert, her dikişi servet değerinde olan bir takım elbise vardı. Yüzünde dünkü o neşeli kahkahadan eser yoktu; yine o keskin, soğuk ve her şeyi tartıya vuran diktatör maskesini takmıştı. Gece’nin önünden geçerken durmadı, sadece sert bir "Odama gel," emri bıraktı havaya. ​Gece, not defterini alıp içeri girdiğinde Aras’ı devasa masasının arkasında, elinde bir puroyla gördü. Odanın içi, dışarıdaki modern dünyanın aksine ağır bir tütün ve eski kitap kokusuyla sarmalanmıştı. Aras, masanın üzerindeki bir dosyayı Gece’ye doğru fırlattı. ​"Dün geceki davette gördüğün o modellerden biri," dedi Aras, sesi buz gibiydi. "Şirketin gizli verilerini rakip firmaya sızdırmaya çalışırken yakalandı. Onu benim yanıma o İtalyanlar yerleştirmiş." ​Gece şaşkınlıkla dosyaya baktı. "Peki... peki ona ne yaptınız efendim? Polise mi verdiniz?" ​Aras, koltuğunda hafifçe öne eğildi. Puronun dumanı yüzünü bir tül gibi örtüyordu ama gözleri o dumanın içinden birer kor parçası gibi parlıyordu. "Polis mi?" dedi alaycı bir tonla. "Polis, sadece yasaların yettiği yerlerde devreye girer Gece. Ben, yasaların bittiği yerde başlarım. O kadın şu an bu şehirde tek bir kapıyı bile açamayacak durumda. Hayatı, bir daha asla eski haline dönmeyecek şekilde silindi." ​Gece’nin tüyleri diken diken oldu. Aras’ın bu acımasızlığı, onun dünyasındaki mutlak hakimiyetinin bir kanıtıydı. Korkuyordu ama aynı zamanda bu güce karşı tarif edilemez bir saygı duyuyordu. Aras, kimsenin cesaret edemediği kararları saniyeler içinde alıyor ve uyguluyordu. ​"Şimdi asıl meseleye gelelim," dedi Aras, ayağa kalkıp Gece’ye doğru yürürken. Adımları mermer zeminde bir celladın ayak sesleri gibi yankılanıyordu. Tam karşısında durdu. Gece, başını kaldırıp bu devasa adamın yüzüne baktı. Aras’ın heybeti altında kendini bir kum tanesi kadar küçük hissediyordu. "Dün gece sana bir şey söyledim. Dokunuşumu unutmamanı istedim." ​Aras, elini uzatıp Gece’nin şakağındaki bir tutam saçı kulağının arkasına itti. Parmak uçları tenine değdiğinde Gece’nin nefesi boğazında düğümlendi. "Bana hayranlıkla bakıyorsun Gece. Gözlerindeki o parıltıyı görüyorum. Benden nefret etmek istiyorsun ama bu gücün, bu karanlığın seni nasıl büyülediğini engelleyemiyorsun." ​Gece, yutkunarak, "Sadece... Sizi anlamaya çalışıyorum," diyebildi. ​Aras, hafifçe güldü. Bu kez sesi samimi değil, karanlık bir gururla doluydu. Elini aşağı indirip Gece’nin çenesini kavradı. "Beni anlayamazsın. Sadece bana itaat edebilirsin. Çünkü ben senin henüz keşfetmediğin tüm o karanlık arzularının yansımasıyım. Korkun, aslında sana yaşattığım bu heyecanın bir kılıfı." ​Tam o sırada Aras’ın telefonu çaldı. Aras, Gece’nin yüzünü bırakmadan telefona cevap verdi. Karşıdaki kişiye verdiği emirler o kadar net ve sertti ki, Gece adamın sesindeki o otoriteye bir kez daha hayran kaldı. Aras telefonu kapattıktan sonra Gece’ye yaklaştı, yüzü yüzüne birkaç santim mesafedeydi. ​"Bugün şantiyeye, yeni projenin temel atma törenine gidiyoruz. Orada yanımda duracaksın. Herkes senin benim asistanım olduğunu görecek; ama sadece ben, senin aslında kime ait olduğunu bileceğim." ​Şantiyedeki tören, Aras’ın gövde gösterisi gibiydi. Toz toprağın içinde bile o jilet gibi haliyle bir kral gibi süzülüyordu. Mühendisler, işçiler, yatırımcılar... Hepsi Aras’ın ağzından çıkacak tek bir kelimeye bakıyordu. Gece, baretini takmış bir kenarda beklerken, Aras’ın devasa bir iş makinesinin üzerinde durup kalabalığa hitap edişini izledi. O an Aras, Gece için sadece bir patron değil, dünyayı yöneten bir güç odağıydı. Hayranlığı, korkusunu bastırıyordu. Bu adamın yanında olmak, sanki dünyanın en tehlikeli ama en güçlü kalesinin içinde olmak gibiydi. ​Dönüş yolunda, arabanın arka koltuğunda otururken Aras sessizdi. Ancak Gece, Aras’ın elinin koltuğun üzerine, kendi eline çok yakın bir yere bırakıldığını fark etti. Bir anlık cesaretle, Gece elini milim milim Aras’ın eline yaklaştırdı. Tam dokunacakken, Aras aniden elini çekti ve Gece’ye döndü. Gözlerinde alaycı bir ifade vardı. ​"Acele etme Aksoy," dedi Aras, sesi bir kırbaç gibi şakladı. "Av, avcıya kendisi yürümeli. Ben senin elini tutmam; ben senin ruhunu tutarım. Ve sen, çoktan o ruhu bana teslim etmeye başladın." ​Gece, eve girip kapıyı kapattığında dizlerinin üzerine çöktü. Aras haklıydı. Ondan çekiniyordu, başına gelebileceklerden dehşetle korkuyordu ama aynı zamanda onun o ulaşılmaz, diktatör ruhuna tapıyordu. ​Banyoya gidip yüzüne soğuk su çarptı. Aynadaki buharlı cama parmağıyla bir şey yazmak istedi ama durdu. Tam o sırada banyo aynasının köşesinde bir şey fark etti. Küçük, siyah bir zarf, aynanın kenarına tutturulmuştu. ​Zarfı açtı. İçinde, bugünkü şantiye alanında, Aras’ı hayranlıkla izlerken çekilmiş bir fotoğrafı vardı. Fotoğrafın arkasında, o tanıdık ama belirsiz el yazısıyla şunlar yazılıydı: ​"Hayranlığın seni ele veriyor Gece. Ama unutma; güneşe çok yakın uçan kuşun kanatları erir. O, senin sadece patronun değil; o, senin sonun olacak. Seçimini yap: Ya onun gölgesinde kül ol, ya da benim ışığımda saklan." ​Gece, fotoğrafı sıkıca avucunda buruşturdu. Bir yanda ofisteki o devasa, diktatör Aras; diğer yanda evine kadar sızan, ona "saklan" diyen o gizli el... Ve Gece, bu iki karanlık odağın tam ortasında, kendi isteğiyle kayboluyordu. Artık sadece korkmuyordu; bu tehlikeli dansın müziği ruhunu ele geçirmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD