Feride sabah gözünü açtığında ev sessizdi ama içi gürültüyle doluydu. Çelik’in odasından ses gelmiyordu. Bu sessizlik, yokluk değil; bilerek kurulmuş bir mesafeydi. Feride bunu biliyordu. Ayağa kalktı. Aynaya baktı. “Beni böyle silip atamazsın,” dedi kendi kendine. “Bu evde emek verdim.” Çok uğraştım Gül’e yenilemem ne olursa olsun Çelik ağa seni geri kazanacağım. Ya benimsin yada kimsenin olamazsın. Mutfağa indi. Gül çoktan oradaydı. Masanın başında oturmuş, kahvesini karıştırıyordu. Feride’yi görünce dudağının kenarı kıvrıldı. “Bak sen,” dedi Gül. “Hâlâ buradasın.” Feride sandalyesini çekti. “Gitmeyi düşünmedim hiç,” dedi. “Sen rahatlama diye.” Gül güldü. “Rahat mı? Sen varken mi?” “Ben varken senin masken düşüyor,” dedi Feride. “Asıl derdin o.” Gül fincanı masaya sertçe bırakt

