Evin üst katındaki koridor, tek bir kaynağı belli olmayan gıcırtı dışında tamamen sessizdi. Gül, sırtını odasının soğuk kapısına dayamış, kalbi göğsünü parçalayacak gibi atıyordu. Nefesini tutmuş, kulak kesilmişti. Aşağıdan mutfak sesleri geliyordu ama onun için tek gerçek, Feride’nin elindeki o minik, şeffaf şişeydi. İçindeki sıvı masum bir ağrı kesici mi, yoksa daha karanlık bir şey miydi? Aklına, Feride’nin “En ufak bir ihmal… her şeyi mahvedebilir. Sonsuza kadar.” sözleri geldi. Bu bir tehditti. Apaçık bir savaş ilanı. “Öyle mi?” diye mırıldandı kendi kendine, dişlerini sıkarak. “Beni psikopat ilan edip, sonra bebeğime göz dikecek öyle mi? Seni orospu, seni manyak sürtük!” İçindeki korku, kör bir öfkeye dönüşmüştü. Artık kurban değildi. Savunmaya geçecekti. Yatağa yığıldı, telefonunu

