Parktaki banka ağır bir sessizlik çöktü. Feride’nin gözlerindeki o keskin, sorgulayıcı bakış, İhsan’ın son cümlelerinin üzerine buz gibi oturmuştu. “Saçmalama, yok öyle bir şey,” demişti Feride, ama sesindeki küçük bir titreme, keskin bir vuruştan kaçınma isteği, İhsan’ın kulağına hiç de yabancı gelmemişti. İhsan, sırtını banka dayadı, uzakta oynayan çocuklara baktı. “Öyle mi?” diye mırıldandı, alaycı bir tonla. “Peki, öyle olsun. Ben yanılıyorumdur. Sen hâlâ saf, mağdur bir eşsin, sadece evini korumaya çalışıyorsun.” Feride’nin dudakları gerildi. İhsan’ın bu yeni, mesafeli ve sivri tavrı onu rahatsız ediyordu. Kontrolü elinde tuttuğunu sandığı bir piyon, beklenmedik bir hamle yapmış gibiydi. “Senin neyin var böyle?” diye sordu, sesini yumuşatmaya çalışarak. “Birlikte hareket etmemiz ger

