Araba Şile otobanının orman manzaralı yollarına daldıkça içimdeki fırtına yerini garip, uğultulu bir sükûnete bıraktı. Yol boyunca ne kadar laf attıysam, ne kadar dokunmaya, tepki çekmeye çalıştıysam da duvara toslamıştım. Sadece odaklanmış bir şekilde derin düşünceler içinde arabayı sürüyordu. Bir defa telefonum çalmıştı. Cebimden çıkarıp ekrana baktığımda 'Berrak' ismini görünce yüzüm buruşmuştu. Şimdi burada Gizem'in yanında o isim sadece bir hakaret gibiydi. Hiç tereddüt etmeden meşgule attım ve telefonu sessize aldım. Gizem direksiyonu bu yolları ezberlemişçesine kıvırıyordu. Otobandaki sıkışıklıktan kaçmak için ara sokağa giriyor, köy yollarında dolanıp yeniden ana yola çıkıyordu. Bu manevralar bu yolları sık sık kullandığının kanıtıydı. Sonunda Şile merkez sapağından içeri kıvır

